Bir imza, bir millet, tek devlet

YAYINLAMA:
Bir imza, bir millet, tek devlet

Bazı anlar vardır ki, bir liderin attığı imza bir belgenin onaylanmasının ötesine geçerek bir dönemin kapanışını ve yeni bir çağın başlangıcını simgeler. MHP Genel Başkanı Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilk imzayı atarak teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması, işte tam olarak böyle bir anı temsil etmektedir.

Bu adımı sıradan bir siyasi gelişme olarak değerlendirmek, Türkiye’nin son yarım asırlık mücadelesini ve bugün ulaşılan eşiğin büyüklüğünü görmezden gelmek olur. Çünkü bu imza; yıllardır süren terörle mücadelenin, siyasi iradenin, devlet aklının ve toplumsal beklentinin kesişim noktasında atılmıştır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle, "Bu imzayla bin yıllık kardeşliğimiz bir kez daha tescillenmiştir. 86 milyon vatandaşımız ve Orta Doğu halkları kazanmıştır. Aynı zamanda küresel projelerin bozulmasının ilk adımı da atılmıştır."

Sayın Devlet Bahçeli’nin siyasi hayatına bakıldığında, kriz anlarında öne çıkan ve kritik dönemeçlerde yön tayin eden bir lider profili sergilediği açıkça görülür. Bugün gelinen noktada ise devlet aklını temsil eden Bilge Lider, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren stratejik bir vizyonun öncüsü olarak öne çıkmaktadır. 

“Terörsüz Türkiye” hedefi, uzun yıllar boyunca bir ideal, bir temenni, bir siyasi söylem olarak dile getirildi. Fakat bugün bu hedef, Sayın Devlet Bahçeli’nin attığı imza ile birlikte hukuki bir zemine taşınmış, somut bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu yönüyle söz konusu gelişme, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de kaderini etkileyecek niteliktedir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin bu süreçteki yaklaşımını farklı kılan temel unsur, terörle mücadeleyi silahlı boyutun ötesine taşıyarak toplumsal bütünleşme, siyasi meşruiyet, hukuki düzen, ekonomik kalkınma, milli bilinç ve “bin yıllık kardeşlik” ekseninde ele alan çok boyutlu bir strateji ortaya koymasıdır. Sıklıkla vurguladığı “iç cepheyi tahkim etmek” kavramı ise bu stratejinin özünü yansıtır.

Çünkü tarih bize şunu defalarca göstermiştir ki, iç birliğini sağlayamayan hiçbir devlet, dış tehditlere karşı kalıcı bir başarı elde edemez. Sayın Bahçeli’nin önerdiği “Türkiye Model”, tam da bu gerçeğe dayanmaktadır. Önce içeride güçlü bir birlik, ardından dışarıda etkin bir güç.

TBMM’ye sunulan kanun teklifi de bu anlayışın kurumsal karşılığıdır. Bu teklif, bir uzlaşma metni olmanın ötesinde, devletin terör karşısındaki tavizsiz duruşunun hukuki ifadesidir. Aynı zamanda toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmeyi hedefleyen bir yol haritasıdır.

Burada özellikle vurgulanması gereken bir diğer önemli husus, sürecin meşruiyet zeminidir. Geçmişte benzer girişimlerin başarısız olmasının en önemli nedenlerinden biri, meşruiyet tartışmaları ve dış etkilerdi. Ancak bugün gelinen noktada süreç, doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yürütülmektedir. Bu durum, hem iç kamuoyunda güven oluşturmakta hem de dış müdahale alanlarını daraltmaktadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin bu süreçte üstlendiği liderlik; siyasi risk alma cesareti, güçlü bir irade ve derin bir tarihsel sorumluluk bilinci gerektirir. Bahçeli, bu sorumluluğu üstlenerek Türkiye’nin geleceği adına kritik bir adım atmıştır.

Terörün sona erdiği bir Türkiye; kaynaklarını çatışmaya değil kalkınmaya ayıran, enerjisini iç çekişmelere değil büyümeye yönlendiren bir Türkiye olacaktır. Bu da doğrudan vatandaşın refahına, yaşam kalitesine ve gelecek umutlarına yansıyacaktır.

Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin attığı bu imza, ayrışma yerine birleşmeyi, kimlik çatışmaları yerine ortak değerleri, güvensizlik yerine toplumsal dayanışmayı esas almaktadır. Bu yönüyle süreç, sadece bir güvenlik politikası değil; aynı zamanda bir toplumsal yeniden inşa projesidir.

Elbette böylesine büyük dönüşümler kolay gerçekleşmez. Sürecin önünde iç ve dış kaynaklı çeşitli engellerin çıkması muhtemeldir. Ancak güçlü bir siyasi irade, kararlı bir devlet yapısı ve bu süreci sahiplenen bir toplum, bu engelleri aşabilecek en önemli gücü temsil etmektedir.

Gelinen noktada bu gelişmeyi yalnızca bir kanun teklifi olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu, bir iradenin ilanıdır. Bu, bir vizyonun somutlaşmasıdır. Bu, Türkiye’nin kendi kaderini kendi belirleme kararlılığının en açık göstergesidir.

Atılan her imza, tarihe güçlü bir iradenin ve sarsılmaz bir duruşun notunu düşmektedir: Türkiye, terörle anılan bir ülke olmayı geride bırakmakta; köklü birliği, sarsılmaz kardeşliği, nitelikli insan kaynağı, büyüyen ekonomik gücü, yükselen teknolojik kapasitesi, yerli ve milli savunma sanayisi, zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları, caydırıcı askeri gücü, stratejik konumu ve kararlılığıyla “Lider Ülke Türkiye” idealine emin adımlarla ilerlemektedir. Bu kutlu yürüyüşte ben de varım.

Bu yürüyüşün öncülerinden biri olarak Bilge Lider Devlet Bahçeli, bugünün olduğu kadar yarının Türkiye’sine de damga vuran, Türk milletinin birlik ve bekasını esas alan bir lider olarak tarihteki müstesna yerini almaktadır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...