Okulda katledilen çocuklar ve emperyalist ikiyüzlülük
ABD ve İsrail’in İran’a saldırı başlattığı ilk günlerde bir kız okulu bombalanmış ve bu saldırıda 165’i çocuk 175 kişi hayatını kaybetmişti. Okul bir de bilinçli bir şekilde defalarca vuruldu.
Ancak Trump, günler sonra bir gazetecinin kendisine yönelttiği “ABD savaşın ilk günü güney İran’da bir kız ilkokulunu bombalayarak 175 kişiyi mi öldürdü?” sorusuna, “Bu olayın İran tarafından yapıldığını düşünüyoruz.” diyerek söz konusu bombalamayı reddetmişti.
Sicilinde milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaş ve müdahaleler bulunan ABD’nin başkanı Trump, sanki ABD insan hayatı konusunda son derece hassasmış gibi bir inkâr savunması geliştirmeye çalışmaktadır. Gazze’de onbinlerce çocuk, ABD’nin İsrail’e verdiği bombalarla öldürülmedi mi? İsrail askerleri “Gazze’de öldürmeye çocuk arıyoruz” diye videolar çekip propaganda yapmadılar mı?
İsrail de Gazze’de bir hastaneyi bombalayıp çocukları ve sivilleri öldürdüğünde aynı yönteme başvurmuş, “Bunu Hamas yaptı.” diyerek suçu başkalarına yüklemeye çalışmıştı. ABD ve İsrail’in tepkiler arttığında bu tür yalanlara sarılması, adeta propaganda sistemlerinin bir parçası hâline gelmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi’ye bir televizyon programında okula saldırı olayı sorulduğunda ise şu diyalog yaşanmıştır:
— Trump kız okulunu İran’ın vurduğunu söylüyor.
Arakçi: “Bu komik. Burası bizim okulumuz, bunlar bizim kızlarımız. Buranın ABD tarafından vurulduğuna dair kanıtlar var.”
Nitekim İran, ABD Başkanı Trump’ın reddettiği Minab’daki okul saldırısına ilişkin, seyir füzesinin net şekilde görüldüğü görüntüleri yayımladı. Görüntülerde ABD’ye ait bir Tomahawk füzesi açıkça görülmektedir.
ABD ve İsrail’in ilk gün bir okula böyle bir saldırı düzenlemesinin amacı, İran halkı üzerinde korku, panik ve kaos yaratmaktı. Ancak İran halkı dirayetli bir duruş sergileyince ve çocukların ölümüne yönelik tepkiler yükselince, Trump dünyanın gözünün içine baka baka yalan söylemeyi tercih etmiştir.
Milyonlarca insanın ölümüne yol açan savaşların sorumluluğunu taşıyan ABD ile on binlerce insanın ölümüne neden olan saldırıların siciline sahip İsrail’in insan hayatına verdiği değer ortadadır. Zaten bu iki haydut ülke, birbirine bağlı bir eklem gibi hareket etmektedir.
Trump’ın İran’a yaptıkları saldırı ve gelinen nokta açısından yaptığı “Son kararı ben vereceğim, ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun görüşlerini de dikkate alacağım. Birlikte çalıştık ve İsrail’i yok etmek isteyen bir ülkeyi yok ettik” şeklindeki açıklamada zaten bunun ispatıdır.
Ortadoğu’da bugüne kadar yaşanan birçok kanlı olayda ABD-İsrail iş birliğinin izlerine rastlamak mümkündür. Bu nedenle insan hayatının hiçe sayılması, onların kanlı politikalarında maalesef sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Gazze, Yemen, Lübnan, Suriye, Katar, İran, Venezuela ve tekrar İran… Elbette bunların dışında tehdit edilen, baskıya ve şantaja maruz kalan başka ülkeler de var.
Peki İran’dan sonra ABD ve İsrail ikilisinin bu kanlı politikalarının durması, “bu son olur” diye düşünmek mümkün müdür? Elbette ABD ve İsrail’in başında böyle sapkın kişilerin olması bunu mümkün kılmıyor. ABD ve İsrail, İran’dan sonra yeni hedefler seçecektir. Çeşitli bahaneler uyduracaklar ve hayali sebepler üreteceklerdir.
Yine sivilleri ve masumları öldürmeye, ülkelerin huzurunu bozmaya, adaleti ortadan kaldırmaya ve uluslararası hukuku ayaklar altına almaya devam edeceklerdir. Bu nedenle dünya milletleri gelinen bu noktadan bir ders çıkarmalı, tavrını net biçimde ortaya koymalı ve emperyalist gelişmeler karşısında gerekli önlemleri almalıdır.
“Birleşmiş Milletler” yapısı da artık enine boyuna sorgulanmalıdır. Hiçbir yaptırım gücü kalmayan Birleşmiş Milletler, ABD ve İsrail karşısında adeta yalnızca bir kınama bürosuna dönüşmüş durumdadır.
Gazze’de on binlerce masumun ölümünü kınayarak izlemekle yetinen Birleşmiş Milletler, İran’da kız çocuklarının okuduğu okula atılan ABD-İsrail bombası sonucu hayatını kaybeden 175 kişi için de BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Ravina Shamdasani’nin ağzından şu açıklamayı yapmıştır:
“Çocuklar, küçük kızlar… Okul gününün başında bu şekilde öldürülüyor; kan lekeli sırt çantaları… Bu gerçekten dehşet verici.”
Hepsi bu kadar… Yaptırımı yok, cezası yok… ABD ve İsrail zerre kadar BM’yi takmıyor.
ABD ve İsrail, Müslümanlar üzerinde katliam ve soykırım yaparken, İslam dünyası sindirilmiş, korkutulmuş ve hatta işbirliğine zorlanmış durumdadır. Diğer dünya ülkeleri de farklı değildir. Çoğu da ABD ve İsrail’e ayak uydurmuş durumdadır. Onlardan birçoğu ABD ve İsrail’e yalakalık olsun diye İran’ı kınamakta ve suçlamaktadır. Oysa uluslararası hukuku yok eden ABD ve İsrail’dir.
Ey dünya milletleri… Bu gidişat gidişat değildir… Bu kanlı eller yarın sizlere de dokunmadan artık kendinize gelin…