Dünün menfaat istifacıları, bugünün nasihatçileri

YAYINLAMA:
Dünün menfaat istifacıları, bugünün nasihatçileri

7 Temmuz 2017 tarihinde “DEFTERİ DÜRÜLENLER” başlıklı bir yazı yazarak şöyle bir değerlendirme yapmıştım:

“MHP, 1 Kasım 2015 ve 15 Temmuz 2016 arasında FETÖ merkezli, çok cepheli bir operasyon yaşadı. FETÖ’nün yargı boyutu, bu operasyonun ana merkezini oluşturdu. MHP içindeki bazı kişiler bu durumu bilerek, bazıları ise bilmeyerek operasyonun içinde yer aldı. Bu süreçte en çok kullanılan ve ön planda olan tipler, ya ‘milletvekili adayı olamadım’, ya da ‘milletvekili seçilemedim’ düşüncesinde olanlardı. Kripto FETÖ’cüler zaten işaret bekliyormuş...”

Peki, bu yazıyı neden hatırladım?

İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun İstanbul’daki iftar programında yaptığı konuşmayı dinleyince bu ve benzeri yazılarım aklıma geldi:

“Adam milletvekilliğine aday oluyor, beklediği sırayı bulamayınca istifa ediyor. Kişi il başkanlığına aday oluyor, kazanamayınca istifa ediyor. Kişi genel başkanlığa aday oluyor, kazanamayınca istifa ediyor. Siyaset; sabır, sebat ve inat işidir. Bana küçük hesapların büyük adamları asla lazım değildir. Bana büyük hedeflere inanmış, iman etmiş kadrolar lazımdır.”

Anlaşılan, Müsavat Dervişoğlu, MHP’den bu sebeplerle istifa eden kendini ve kadrosunu tarif etmiş.

Peki, Ülkü Ocakları’nda fikre, MHP’de siyasete başlayan ve bu yolda yıllarını vermiş kişilerin, DYP’de siyasete başlamış Meral Akşener’in peşinden giderken temel itirazları neydi?

MHP Genel Başkan Adaylığı için yola çıkan Meral Akşener, “Devlet Bahçeli tarafından tekrar milletvekili adayı yapılsaydım, bu girişimde bulunmazdım” dememiş miydi?

Bu gerekçelerle yola çıkanların kurduğu parti, dün MHP’de yaptıklarını unutmuş ve bugün kendi partilerindeki çözülmeyi/dağılmayı böyle engellemeye çalışıyor.

Ne demişler: “Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar.”

Dün MHP’den bu gerekçelerle istifa etmiş olan Müsavat Dervişoğlu gerçeği ortada dururken, bugün İP’ten istifa edenlere aynı gerekçeleri öne sürerek eleştiri getirmek ne kadar inandırıcı ve samimi olabilir ki? Elbette hiçbir samimiyeti ve inandırıcılığı olamaz. Olsa olsa yaşadığı durum, sosyal medyada dalga konusu olur.

MHP İzmir İl Başkanlığı yaptın mı? Yaptın.
2009 Yerel Seçimlerinde MHP İzmir Belediye Başkan adayı oldun mu? Oldun.
2011 Genel Seçiminde milletvekili adayı oldun mu? Oldun.
2012’de MHP Genel Başkanlığına aday oldun mu? Oldun.

MHP’deyken şu cümleleri kurmuştun:

“Benim sadakatimde bir sakatlık hiçbir zaman olmamıştır. Gördüğüm itibarı, Milliyetçi Hareket Partisi’nin muhterem Genel Başkanı Devlet Bahçeli Beyefendi’nin muteber kimliğine borçluyum. Şayet Milliyetçi Hareket Partisi’nin adayı olmasaydım, toplumla bu gönül köprüsünü kuramazdım. Dolayısıyla bana bu görevi veren, benden güveni esirgemeyen, bana böylesine büyük bir sorumluluğu emanet eden liderime; hayatımın her anında olduğu gibi son nefesime kadar hizmet ederim. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’nı yalnızca mensubu olduğum partinin lideri olarak görmüyorum; onu Türk dünyasının da lideri olarak görüyorum. Törelerin ne olduğunu biliyorum. Bu nedenle muhterem Genel Başkanımın sadık bir bendesi olmak, iftiharlarımın en büyüğüdür ve bu sadakatin sonsuza dek süreceğinden herkes emin olmalıdır.”

Sonra MHP’den istifa edip geçtiğin partide ise:

“Bir daha asla ‘ülkücüyüm’ ya da ‘ülkücüydüm’ demeyeceğim. Çabamız sadece İYİ olmaktır.”

Peki, bu iki söylem arasındaki keskin değişimin motivasyonu neydi?

Hadi şimdi sağduyulu herkesin desteklediği “Terörsüz Türkiye” üzerinden MHP’ye karşı hadsizlik yapıyorsunuz da, “Bir daha asla ‘ülkücüyüm’ ya da ‘ülkücüydüm’ demeyeceğim.” dediğin günlerde İP’in siyasi ortağı, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP değil miydi?

Menfaat birlikteliği için bir araya gelenler, elbette menfaat tıkanması karşısında istifa edecektir. İP’in güneş logosu altındaki erimesinin temel sebebi menfaat kavgasıdır. İP’in kurulduğu günden beri temel işleyişi hep istifalar üzerinedir.

Mesela, İYİ Parti’nin 5. Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkan adayı olan Mehmet Tolga Akalın’ın, İP’ten istifa ederken kullandığı şu sözler aslında içerideki çürümenin ve erimenin bir işareti olmuştur:

“Bugün geldiğimiz noktada Sayın Genel Başkan ile kasım ayından itibaren yaşanan bazı politik gelişmeler karşısında alınması gereken tavırlar konusunda aylardır derinleşen fikir ayrılıklarımız olduğunu görmekteyim. Başka partilere yapılan şantajı dert edinip kendisine yapılan şantaja karşı sessiz kalmak doğru değildir.”

Bu sözler, partinin içinde yaşanan çözülmenin ve derinleşen çatlakların da açık bir göstergesi niteliğindedir. Mesela herkes İP’te nasıl bir şantaja maruz kalındığını sorgulaması lazımdır. Fakat konunun daha anlaşılır olması için Mehmet Tolga Akalın’ın şantaj ifadesinin içeriğini az daha açması gerekmektedir.

MHP’den siyasi menfaat uğruna istifa edenlerin, bugün kurdukları partide “siyasi menfaat için istifa etmeyin” diye yalvarmaları, “Ne yaşattıysanız, onu yaşarsınız.” ölçüsüne uygun bir manzara ortaya koymaktadır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...