Savunmadan sivil sanayiye çift kullanımlı teknolojilerin önemi

YAYINLAMA:
Savunmadan sivil sanayiye çift kullanımlı teknolojilerin önemi

Güç denince çoğumuzun aklına savunma sanayi, savunma sanayi denince de savaş silahları, uçakları gemiler geliyor. Oysa asıl güç  çoğu zaman görünmeyen tarafta: geliştirilen teknolojilerin sivil hayata uygulanmasıyla. Türkiye bugün bu eşiğe gelmiş durumda.

Son yıllarda KAAN, TCG Anadolu ve özellikle Bayraktar TB2 gibi platformlarla ciddi bir mühendislik birikimi oluştu. Bu sistemler yüzlerce alt sistemden oluşuyor. Şimdi yapılması gereken bir diğer şey de bu başarıyı asıl anlamlı kılacak olan, bu birikimin fabrikalara, atölyelere, sonucunda sivil alan ürünleri olan üretimhanelere, yani sivil sanayiye nasıl taşınacağıdır.

Bugün bir füze motoru için geliştirilen yüksek ısıya dayanıklı malzemeleri düşünelim. Aynı teknoloji, yarın bir traktör motorunun ömrünü uzatabilir. Ya da bir jet için geliştirilen hafif ama dayanıklı kompozitler, ambulanslarda, MR cihazlarında veya hatta şehir içi ulaşım araçlarında kullanılabilir. Bu sadece maliyet düşürmek değil; performans sıçraması demektir.

Bugün savunma projelerinde geliştirilen malzeme, donanım, tasarım, yazılım kabiliyetleri bir dönüşüm potansiyeli taşıyor. Biraz daha örnek verelim. İHA’larda kullanılan görüntü işleme algoritmaları, tarımda verimlilik analizine uygulanabilir. Bir tarlanın hangi bölgesinin suya ihtiyacı olduğunu santimetre hassasiyetle belirlemek artık hayal değil. Aynı yaklaşım sağlıkta erken teşhis, sanayide kalite kontrol olarak karşımıza çıkabilir.

Burada kritik mesele, bu teknolojilerin “kapalı devre” kalmaması. Yani sadece savunma projelerinde kullanılıp raflara kaldırılmaması. Tam tersine, bu çıktılara KOBİ’lerin erişebileceği, kullanabileceği ve geliştirebileceği bir ekosistem kurulması gerekiyor. Çünkü gerçek çarpan etkisi, büyük projelerden küçük üreticilere akan bilgiyle oluşur. Bu hep böyle olmuştur, Amerika’nin en büyük teknoloji şirketleri 2. Dünya Savaşı’nda savunma sanayi üretim yapanlardan çıkmıştır. Günümüzün sivil alanlarındaki birçok teknoloji uzay çalışmalarından çıkmıştır.

Sadece çıktıları çift kullanımlı teknoloji olarak sivil alana yaymaktan bahsedersek eksik kalırız. Bir diğer fırsat da savunma sanayiinde elde edilen mühendislik disiplinini sivil üretime yaymak. Bu, sadece teknoloji transferi değil, aynı zamanda bir kültür transferi olacaktır. Standartlara bağlılık, test kültürü, sistem mühendisliği yaklaşımı… Bunlar bir kez yayıldığında, üretimin kalitesi doğal olarak yükselir.

“Tam bağımsız sanayi” dediğimiz şey de tam olarak burada anlam kazanıyor. Sadece silah sistemlerini üretmek değil; o sistemleri mümkün kılan tüm alt teknolojileri ülke içinde geliştirebilmek. Ve daha önemlisi, bu teknolojileri günlük hayata değer üreten ürünlere dönüştürebilmek. Tersten etkiyle de KOBİ’lerden gelecek yeni alt sistem iyileştirmeleri ile tekrar tekrar savunma alanının güçlendirilmesi…

Eğer bu geçiş doğru yönetilirse, savunma sanayiindeki her başarı aslında sivil ekonomide yeni bir sektörün kapısını aralayacaktır. Belki de geleceğin en büyük ihracat kalemleri, bugün bir hangarda geliştirilen teknolojilerin sadeleşmiş, ucuzlamış, seri üretilmiş ve yaygınlaşmış halleri olacak.

Kısacası mesele sadece savunma değil. Mesele, savunmadan doğan gücü hayatın her alanına yayabilmek. İşte gerçek ekonomik kazanımlar tam da burada başlayacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...