Maskelerin düştüğü eşik
Terörsüz Türkiye’ye silahların susması nazarıyla bakılması doğru ama eksik bir bakış.
Böyle bir tek boyutluluk büyük resmin görülmesini engelliyor.
50 yıllık bir mesele bitme noktasını geliyor ve Allah’ın izniyle de bitecek…
Fakat Terörsüz Türkiye’nin tek kazanımı asayiş sorununun ve bölünme riskinin bertaraf edilmesi olmayacaktır.
Güvenlik mecburiyetlerinin mücadele gürültüsü içinde heba edilmiş imkânların seferber edilerek milletin toplumsal, ekonomik, siyasi huzura kavuşması Terörsüz Türkiye’nin en büyük hazinesidir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli bu haftaki TBMM Grup toplantısında Terörsüz Türkiye’nin çok boyutlu bu yönüne vurgu yapan şu ifadeleri kullandı:
“Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğimize harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir. Kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileşmesidir. Terörsüz Türkiye; yalnızca bugünün değil, yarının da meselesidir. Terörsüz Türkiye; yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir.”
Gerçekten de mesele bundan ibarettir.
Terörsüz Türkiye devletin enerjisinin ve milletin moral gücünün yeniden asli mecrasına döndürülmesidir.
Siyaseti birkaç hamiyetli kelimenin retoriğine indirgeyenlerin ve vatandaşın hakiki meselelerine temas etmekten kaçınanların zorlanacağı yeni bir dönemin kapılarının da aralanması demektir!
Böyle bir dönemin gelişini kim istemez?
Elbette konforlu muhalifler istemez.
Millete yeni bir şey söyleme özgüveni taşımayanlar istemez.
Dün DEM’in desteğiyle oluşan yerel yönetim aritmetiğinden faydalanan…
DEM için “Kürtlerin siyasi temsilcisidir” açılımını yapan…
Abdullah Öcalan’ın “eşit vatandaşlık” tabirini parti programına sokan…
DEM’li vekillerin “O koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz” sözleri karşısında far tutulmuş tavşan gibi kalan…
Üstelik DEM, terör hattında politika üretirken ve Türkiye’nin birlik idealine mesafeli tutum alırken onu "HDP'li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu, meşru mu, gayrimeşru mu tartışmasına en iyi cevaptır" şeklindeki ifadeleriyle meşruiyet zeminine çeken…
DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’la Meclis resepsiyonunda 32 diş pozlar veren…
Kürsüye çıktığında ise maskesini yüzüne yerleştirerek en şedit şekilde Terörsüz Türkiye düşmanlığı sergileyen Müsavat Dervişoğlu gibiler istemez.
İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun PKK’nın tasfiyesine, DEM’in bu tasfiye sürecinde sorumluluk almaya zorlanmasına ve örgüt üzerindeki etkinin silah bırakma yönünde kullanılmasına öfkeyle mukabele etmesi masum bir itiraz değildir.
Burada İYİ bir niyet değil, kötü kokular ve habis emellerin izleri vardır.
Elbette tarihsel gerçekliklere sırt dönülmemelidir.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras, ağır bir bölünme travmamız vardır.
İmparatorluğun yabancı devletlere verdiği kapitülasyonlar önce ekonomik ayrıcalıklar olarak başlayıp sonra siyasi nüfuz alanlarına uzanmıştı.
Osmanlı tebaası içindeki Katoliklerin koruyuculuğunu Fransa’nın, Ortodoksların koruyuculuğunu Rusya’nın üstlenmesi emperyalizmin etnik ve dini fay hatlarını nasıl kullandığını açıkça göstermişti.
Osmanlı ittihadı, bu dâhili unsurların dışarıdan kaşınmasıyla zayıfladı.
Bu tarihi travma Türkiye’nin hem endişelerini hem de milli güvenlik stratejilerini belirledi.
Zaten Terörsüz Türkiye ile yapılmak istenen de tam olarak bu değil mi?
Bin yıllık kardeşliğe siyonist ve emperyalist tefrikanın müdahil olmasını engellemek…
Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, bu vatanın bütün evlatlarını aynı milli kaderin içinde kenetlemek…
Terör örgütlerinin ve onu sahaya süren küresel aklın Türkiye’nin iç cephesinde gedik açma imkânını ortadan kaldırmak değil mi hedeflenen?
Bu yüzden Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin omuzlandıkları mesele bir cerrah odaklanması ve titizliği gerektiren ağır bir meseledir.
Önümüzdeki asrın en mühim operasyonudur…
Bu eşikte kimlerin milletin yanında, kimlerin siyonist ve emperyalist aklın yanında hizalandıkları tarihe kaydolmaktadır.