Mankurt ikilinin çaresizlik sendromu

YAYINLAMA:
Mankurt ikilinin çaresizlik sendromu

Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ, 1 Kasım 2015 seçimlerinin ardından FETÖ merkezli MHP’yi ele geçirme operasyonlarında figüran olmak üzere sürece dâhil olan, siyasi ve düşünce hayatlarının her anı çelişkilerle dolu iki isimdir.

Bu iki ismin siyasi kaderi, söz konusu bu sürecin devamında CHP’nin desteği ve gözetimi altında şekillenen İYİ Parti yapılanması içerisinde görev almaları ve daha sonra CHP ile yapılan ittifak sayesinde milletvekili seçilmeleriyle yeni bir yola girmiştir. Nitekim İYİ Parti’nin tek başına seçim barajını aşamadığı dönemde CHP ile kurulan ittifak, bu isimlerin yanı sıra birçok İYİ Partili adayın da Meclis’e girebilmesine imkân sağlamıştır. CHP ile kurulan ittifak olmasaydı, yüzde 10’luk seçim barajının uygulandığı 2018 seçimlerinde İYİ Parti’nin Meclis’e milletvekili sokması mümkün olmayacaktı.

O dönemde biri İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, diğeri ise İYİ Parti Grup Başkanvekili olarak görev yapıyordu. Fakat gün geldi, bu iki isim İYİ Parti içerisinde karşı karşıya geldi. Ümit Özdağ’ın parti içinde rahatsızlık yaratan eylem ve söylemleri üzerine Meral Akşener onunla yollarını ayırdı.

Ümit Özdağ ise İYİ Parti’den ayrılışını, İYİ Parti’nin HDP ile gizli anayasa taslakları hazırladığı ve parti içerisinde FETÖ mensuplarının bulunduğu iddialarına dayandırdı. Ümit Özdağ, bu kapsamda İYİ Parti’de prens yapılmaya çalışılan Buğra Kavuncu’nun ailesine ilişkin de “Buğra Kavuncu’nun babası, kardeşi ve dayısı bu FETÖ masasında” şeklinde bir ifade kullanmıştı. Oysa aynı Ümit Özdağ, 2019 yerel seçimlerinde PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirdiği HDP ile kurulan ittifak içerisinde CHP’nin başarısı için canla başla çalışıyordu. 

Bu suçlamalar karşısında dönemin İYİ Parti Grup Başkanvekili olan Müsavat Dervişoğlu da Ümit Özdağ’ın FETÖ ile yakınlığına ilişkin iddiaları gündeme getirmişti. Dervişoğlu, bir televizyon programında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Sayın Ümit Özdağ’ın 2009 ile 2011 yılları arasında kadrolu olarak ya da maaş almak suretiyle hangi televizyon kuruluşunda yorumculuk yaptığını da sormak gerekir.”

Programda Ahmet Hakan’ın araya girerek yönelttiği “Hangi televizyon kanalı?” sorusunun ardından Dervişoğlu, Ümit Özdağ’ın FETÖ’nün en güçlü olduğu dönemdeki faaliyetlerine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“O dönemde biliyorsunuz, Akın İpek’in sahibi olduğu Kanaltürk’te Ümit Bey program yapıyordu. 2009 ve 2011 yılları da Ergenekon ve Balyoz davalarının zirve yaptığı yıllardı. Biz, FETÖ iltisaklı bir yayın kuruluşunda yorumculuk yaptığı için ve hatta Emre Uslu denen şahsiyetin 21. Yüzyıl dergisinde yazılar yazdığı için Sayın Ümit Özdağ’ın siyasi kimliğini sorgulamaya alamayız. Bizim burada gösterdiğimiz hassasiyete kendisinin de doğru bir pencereden yaklaşıp özen göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde onun söyledikleri doğruysa; o yayın kuruluşunda yorumculuk yapması ve sahibi olduğu derginin sayfalarında Emre Uslu’ya yer vermesi de bir FETÖ iltisakı olarak tanımlanır.”

Müsavat Dervişoğlu Ümit Özdağ konusunda elbette durmuyordu. Ona karşı öfkesini şöyle sürdürüyordu: Kendini kime yutturduysan bilmem ama sende İYİ Parti’ye zarar verebilecek kalibre olmadığı gibi, İYİ Parti’de de buna izin verecek bir yönetici kadrosu zaten yok. Niyetiniz ve pazarlıklarınız ifşa olmuştur. Herkes için hayal kırıklığısınız. Kurultay tuzağını gördü, oyununu bozdu.

İlginçtir, her iki taraf da birbirlerine yönelttikleri suçlamalarda haklıydı.

Bu iki ismin İYİ Parti’deki siyasi birlikteliklerinden bu yana dikkat çeken bazı ortak özellikleri bulunmaktadır.

Her ikisi de farklı dönemlerde, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirilen HDP/DEM ile kurulan siyasi ittifak ve iş birliklerinin içerisinde yer almış veya bu ittifakları desteklemiştir. 2019 ve 2023 seçimleri ile 2024’teki “Kent Uzlaşısı” süreci bu açıdan dikkat çekmektedir.

Peki, Ümit Özdağ da Müsavat Dervişoğlu da son iki yerel seçimde ve Cumhurbaşkanı Yardımcılığı adaylığı sürecinde HDP/DEM desteğiyle seçimlere giren Mansur Yavaş’la bugün omuz omuza hareket etmiyor mu?

Mansur Yavaş, geçtiğimiz ay gerçekleşen ve İYİ Parti’nin ikiyüzlülük sahnesine dönüşen “Bayrak Açıyorum” mitingine katılmıştı. Ümit Özdağ ise aylarca “Cumhurbaşkanı adayımız ol” diye yalvardığı Mansur Yavaş üzerinden, daha geçtiğimiz haftalarda da yine masal anlatmaya şöyle devam ediyordu:

“Mansur Yavaş aday olursa arkasında büyük bir destek oluşuyor. YENİ Parti Mansur Yavaş’ı destekler. CHP desteklemese bile kalan seçmen Mansur Yavaş’ı destekler. İYİ Parti, YRP ve Zafer Partisi destekler. Mansur Bey kazanır.”

Oysa 2023 seçimlerine HDP ile ittifak hâlinde giren Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Mansur Yavaş, HDP’nin desteğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulunarak bu desteği meşrulaştırmaya çalışıyordu:

 “HDP’nin açıklamasını okudum, çok net şekilde ‘tek adam sistemini istemiyoruz, parlamenter sisteme dönülsün’ diyorlar. Doğrusu da budur. Biz 85 milyon insanın problemini çözmeye kararlıyız. Şu anki başkanlık sisteminde Meclis tümden yok oldu. HDP de Meclis’te olup derdini anlatmak istiyordur; meşrudur, bu şekilde düşünüyorsa. Demirtaş’ın ‘PKK silah bırakmalı’ açıklamasını gördüm. HDP bu şekilde Meclis’e gelip Meclis’in güçlü olmasını isteyip PKK’ya ‘Silah bırakın, ne konuşulacaksa Meclis’te konuşulsun’ diyecektir belki.”

Mansur Yavaş, terörün en kanlı biçimde devam ettiği bir dönemde yaptıkları ittifaka böyle bir maske giydirmeye çalışsa da, HDP ve DEM ile defalarca iş birliği ve ittifak yapan Mansur Yavaş’ın partisi CHP, bir gün olsun PKK’ya “Silah bırak, örgütü feshet”; HDP/DEM’e ise “Teröre cephe al, Türkiye partisi ol” çağrısında bulunmamıştır.

Bütün bunlara rağmen bugün Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu, Mansur Yavaş’ın siyasi çizgisi etrafında yağdanlık yapmaya devam ediyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde, “İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Balıkesir mitinginin ardından Ankara’da bir araya gelecek.” şeklindeki haber kamuoyuna servis edildi.

Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ arasındaki bir diğer ortak özellik ise sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkışlarıyla şekillenen siyasi sicilleridir. Suriye’de terörle mücadele amacıyla ne zaman bir operasyon gerçekleştirilse, bu ikilinin dikkat çekici biçimde operasyonlara karşı çıkmaları ve yürütülen mücadeleyi itibarsızlaştırmaya yönelik açıklamalarda bulunmaları, siyasi tutumlarının öne çıkan özelliklerinden biri olmuştur.

Ümit Özdağ’ın, binlerce YPG’li teröristin etkisiz hâle getirildiği Zeytin Dalı Harekâtı’na yönelik suçlamaları ve ithamları arşivlerde kayıtlıdır. Benzer şekilde, Müsavat Dervişoğlu’nun da YPG’nin işgal ettiği bölgelerden çıkarılmasına yönelik gerçekleştirilen sınır ötesi terörle mücadele operasyonları hakkındaki itibarsızlaştırıcı açıklamaları, dönemin arşiv kayıtlarında yer almaktadır.

Dün birbirlerini FETÖ bağlantılı olmakla ve HDP ile gizli anayasa taslakları hazırlamakla suçlayan bu ikili, bugün çaresiz ve tükenmiş siyasetlerini “Terörsüz Türkiye” sürecine saldırarak sürdürmeye çalışıyor. Ne yapsın zavallılar başka bir çıkış yolu bulamıyorlar… Tiyatro sahnesi kurmuşlar orada oynuyorlar. Bir rollenmelerine, mimiklerine bakar mısınız? 

Ümit Özdağ, bu tiyatro kapsamında şöyle diyor:

“Şimdi ayın 16’sında İYİ Parti, Balıkesir’de bu sürece karşı bir miting gerçekleştirecekmiş. Ben de dün Zafer Partisi’nin bölgedeki bütün teşkilatlarına talimat verdim. Bütün Zafer Partililer de bu mitinge gitsinler, katılsınlar, destek versinler…”

Şimdi birbirlerine yaptıkları suçlamalara bakınca, FETÖ iltisaklı biri, HDP ile gizli Anayasa taslakları hazırlayanlara miting desteği veriyor mu diyelim?

Peki, Balıkesir mitinginde terör örgütü PKK’nın uzantılarıyla iki kez açıktan, bir kez de “Kent Uzlaşısı” adı altında yaptığınız ittifakları ve iş birliklerini; terör örgütüne büyük darbe vuran sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına neden karşı çıktığınızı anlatacaksanız, biz de o mitinge gelelim. Ama bunu yapacak yürek yok değil mi sizde?

Çaresiz ve tükenmiş siyasetinizin yeni bir sahnesini yine ikiyüzlü biçimde kurarken, sizi alkışlayan şakşakçıların elbette orada olması şaşırtıcı olmayacaktır. Ne demişler: “Bitli/kurtlu baklanın kör alıcısı olur.”

Milletvekilleri birer birer transfer edilen, yöneticileri ordan burdan istifa eden İYİ Parti, logosundaki güneşin altında erimeye devam ederken; Zafer Partisi de duvara toslayacağı güne kadar toplumda bilgi kirliliği üzerinden çirkeflik üretmeyi sürdürecektir. Şu anda yaşadıkları şey, tam anlamıyla bir tükenmişlik sendromudur.

Hallerini izleyin, görün…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...