Hasatta milyarlık kayıp, 1,8 milyon ton buğday nerede?

YAYINLAMA:
Hasatta milyarlık kayıp, 1,8 milyon ton buğday nerede?

Tarımsal ürünlerin hasadı esnasında ürün kaybını kabul edilebilir oranlara azaltabilsek ya da bu kaybı engelleyebilsek, milyarlarca liralık kaybı önleyeceğimizi biliyor muydunuz? 

Hiç duydunuz mu, duyuran var mı?

Bakanlık bu takibi yapabiliyor mu?

Peki, hasattan sonra tüketiciye ulaşana kadar ürün kaybını ve tüketirken israfı engellesek, ülkemizde ve çevre ülkelerde hatta dünyada aç insan kalmayacağını biliyor muydunuz? 

Hiç duydunuz mu?

Yozgat-Sorgun Eymir Kasabasında dekara 20 kg buğday ekiliyor ve 300 kg ürün hasat ediliyor. Benzer özelliklere sahip Sorgun Doğankent Kasabasında yine dekara 20 kg buğday ekilip, 500 kg ürün elde ediliyorsa (aynı ilçe, aynı toprak yapısı, aynı ekipman benzer olarak düşündüğümüzde) sözü edilen Sorgun Eymir Kasabasında dekarda 200 kg dane kaybı var demektir. Yani dane kaybı bu tarlada net yüzde 40’dır.

Genel bir bakış açısıyla yaklaşıldığında tohumun tarlaya ekiminden pazara satılmasına kadar her noktada tane kaybı söz konusudur. Hasatta biçerdöverlerin neden olduğu tane kaybı bunların sadece bir bölümünü temsil etmektedir.

DANE KAYBINDA TEKNİK OLARAK KABUL EDİLEBİLİR SINIR YÜZDE 2

Ülkemizde hasat ve hasattan sonra yaşanan kayıplar, ürüne göre değişmekle birlikte yüzde 5-15 ile yüzde 15-50 oranları arasında değişmektedir. Biçerdöverlerle yapılan hasatta insan ve makine hatalarından kaynaklanan nedenlerle dane kayıpları olması kaçınılmazdır. Ancak bu kayıpların “teknik olarak kabul edilebilir azami sınırı yüzde 2’dir.”Kontrollerde bu oranın yüzde 3’ün üzerine çıkması operatörün uyarılmasını gerektirir. Dane mısır hasadında kabul edilebilir kayıp aralığı yüzde1-2 arasında. Ayçiçeği ve Soya ’da ürün değerleri göz önüne alınarak limitler genellikle yüzde 2 civarında kabul edilir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkemizde biçerdöverlerin yüzde 49,43’ü 10 yaş üzerinde olduğu da bilinerek:

Sizce bu kabulün doğruluk oranı nedir? 

Hangi eğitim (?) hangi kontrol (?) sonucu bu kanıya varılmıştır?

Dane kayıpları, teknik olarak kabul edilebilir azami sınırı yüzde 2 olarak kabul ettiğimiz hâlde neden dane kayıplarını hesaplarken yüzde 1 olarak almayı tercih ediyoruz? Dane kaybı ile ilgili hesaplamalarda ya çok iyi niyetliyiz ya da öyle gösterilip, böyle hesaplanması mı gerekiyor (?) Peki, yüzde 1 değil de ya yüzde 8 ‘ise (?) Yüzde 10 olmadığını net olarak söyleyebilir misiniz?

HASAT-HARMANIN YÜZDE 5’İ ÜRÜN SAHİBİNİN KENDİ BİÇERDÖVERİYLE YAPILMAKTA

Ülkemizde hasat-harmanın yaklaşık yüzde 80-90’ı kendi yürür biçerdöverlerle yapılmaktadır. Bunun da en fazla yüzde 5’i ürün sahibinin kendi biçerdöveriyle hasat edilmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 verilerine göre; toplam 21 bin 116 adet biçerdöver bulunmaktadır. Bu sayısının 5 bin 290 adedi 0-5 yaş grubunda, 5 bin 338 adedi 6-10 yaş grubunda, 5 bin 124 adedi 11-20 yaş grubunda iken 5 bin 314 adet biçerdöver 20 yaş ve üzerindedir.

Tahıl hasadının yüzde 80-90’ının biçerdöverle yapıldığı göz önüne alınırsa: 2025 yılı Türkiye geneli ortalama aldığımızda dekara yaklaşık 250-325 kg arasında verim elde edilmişti. Dekara ortalama 300 kg buğday olduğunu kabul edip yüzde 2’lik tane kaybı sonucudekarda;6 kg buğday tarlada kalıyor veya kayboluyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2025 yılı için açıklanan taban alım fiyatı 1 kg buğday için 13,50 TL (ton başına 13.500 TL) olarak belirlenmişti. 2025 yılı fiyatları ile yaklaşık (6 x 13,50 TL) 81 TL/da parasal kayıp meydana geldi. TMO 2026 yılı Buğday alım fiyatını açıkladı. Buğday kg fiyatı 16,50 TL. Türkiye genelinde 2026 yılı bitkisel üretim tahminlerine göre, hububatta kuraklık riskinin azalması ve yağışların olumlu seyretmesiyle dekar başına ortalama buğday veriminin 450-480 kg arasında gerçekleşmesi öngörülmektedir. Dekara ortalama biz 450 kg buğday olduğunu kabul edip yüzde 2’lik tane kaybı sonucu dekarda; 8 kg buğday tarlada kalacak veya kaybolacak demektir. 2026 yılı fiyatları ile yaklaşık (8 x 16,50 TL) 132 TL/da parasal kayıp meydana gelecek demektir.

2025 yılı bu tane kaybını çok iyi niyetle düşünerek yüzde 8 olduğunu kabul ettiğimizde bir dekardaki parasal kayıp yaklaşık (24 x 13,50 TL) 324 TL/da iken; 2026 YILINDA BİR DEKARDA Kİ PARASAL KAYIP YAKLAŞIK (32 x 16,50 TL) 528 TL/DA GİBİ BÜYÜK BİR RAKAMA ULAŞACAKTIR.

Görüldüğü gibi birim alandaki tane kaybı arttıkça maddi kayıplar da artmaktadır. Ülkemiz genelinde buğday tarımı yaklaşık 6,5-7,5 milyon hektar (65-75 milyon dekar) arasında değişen alanlarda yapılmakta olup, 2026 yılı ilkbahar tahminlerinde üretim yaklaşık 22,8 milyon tona ulaşması beklenmekte. Bu alanlarda değişik nedenlerle meydana gelebilecek yüzde 8’lik bir dane kaybında, yaklaşık1 milyon 824 bin ton buğday kaybedilmiş olacak.

Ülkemizde 22,8 milyon tonluk buğday üretiminde hasat sırasında oluşabilecek yüzde 8’lik bir kayıp, yaklaşık 1,8 milyon ton buğdayın tarlada kalması anlamına gelir. BU KAYBIN 16,50 TL/KG FİYATLA EKONOMİK KARŞILIĞI İSE YAKLAŞIK 30,1 MİLYAR TL’DİR.

1 milyon 824 bin ton buğday:Türkiye’nin yaklaşık 7-8 aylık ekmeklik buğday ithalatına denk gelebilecek büyüklükte, Yaklaşık 14 milyon kişinin yıllık ekmeklik buğday ihtiyacını karşılayabilecek miktarda, Birçok ilin toplam yıllık buğday üretiminden daha fazla bir hacimdir (Konya ilinin yaklaşık bir yıllık buğday üretimi kaybediyoruz demektir).

SAP VE SAMANDA DA KAYIP YAŞANIYOR!

Tane kayıpları konusunda fikrim; rakamlar büyük ama saha da bu işi ne çiftçi ne de bakanlık taşra personeli bile bilmiyor, bilmediği içinde önemseyemiyor. Diğer yandan hasatta kayıp olarak sadece tane kaybı olarak düşünmemeliyiz. Sap ve samanda da kayıp yaşanıyor! Danede yaşanan kaybın aynı oranda olmasa da sap ve samanda yaşandığı da öğrenilmesi gereken ayrıca bir durumdur.

En önemli etken biçerdöver operatörlerinin eğitim noksanlığıdır

Ülkemizde buğday hasadı iklim koşullarına göre mayıs sonu-haziran başı gibi Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da (Çukurova, Mardin gibi) başlar, Ağustos sonlarına doğru Doğu Anadolu ve Trakya bölgelerinde devam ederek biçerdöverlere yılda 2.5-3 ay süreyle çalışma imkânı vermektedir. Bu imkân, ortak makine kullanma modeli olan müteahhitlik modelinin yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Biçerdöverlerde tane kayıplarına neden olan en önemli etken biçerdöver operatörlerinin eğitim noksanlığıdır. Minnesota (USA) tahıl birliği tarafından yapılan araştırmada “6 km/h hızların üzerinde dane kayıplarının yüzde 3’ün üzerine çıktığı, 9 km/h hızlarda yüzde 6 ve 10,5 km/h hızın üzerinde ise bu dane kayıp değerinin yüzde 13 civarında olduğunu tespit etmişlerdir.” Ayrıca “biçerdöver hızının 6,5 km/h hızlardan sonraki her 1 km/h ’lik hız artışları yüzde 1’lik ek dane kaybına neden olduğu yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur.” Dolaysıyla yüksek ilerleme hızı ile yapılan hasatta, diğer tüm ayarların en iyi şekilde yapılması halinde bile, tane kaybının yüksek olması kaçınılmazdır.  Günümüzde yeterince takip ve kontrol yapılamadığından kayıplar çok yüksek oranlara ulaşmıştır. Daha doğrusu sağlıklı bir veri toplama ve izleme yapılmamaktadır. “Dane ya da ürün kaybı biçerdöver operatörünün, takip ve kontrol de ilçe tarımda çalışan ziraat mühendislerinin insafına kalmıştır.”

BU İŞİN BİR MEVZUATI OLMALI VE UYGULANMALI!

Biçerdöverler birbiri ile yarışıyor, çünkü mantık “vur geç, paranı al...” Kontrol bir yere kadar, verilen cezalar ise çok komik... Tane kaybı ciddi bir iş ve sert-caydırıcı kanunu olmalı! Bu işler Ziraat Odalarının yapacağı işler değil! T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ivedi bir şekilde bu işe el atmalıdır. Ya ilçe tarım bünyelerinde ya da Teknik Muayene Birliği (TÜV) ile anlaşılmalı olarak her hasat döneminden önce, biçerdöverlerin muayenesi yapılmalıdır. Dolap, helezon, batör-kontrabatör, elek ve sarsak muayeneleri yapılmalı. Muayenesiz ve muayeneden geçemeyenlere hasat yaptırılmamalı, gerekirse bağlanmalıdır.

BU ÜLKEDE SADECE BUĞDAY HASAT EDİLMİYOR!

Ayçiçeği, mısır, soya, çeltik ve yemeklik tane baklagiller de hasat edilmektedir. Dolaysıyla bu ürünlerimizin hepsi birer milli servet değeri taşımaktadır. Nasıl buğday için tane kayıpları ölçüm metodu uygulanıyorsa, bu bitkiler içinde tane-tohum kayıpları ölçüm metodu (buğday ölçüm metoduyla yapılmamalı!) geliştirmeliyiz. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bu konuda çalışmalar yapmalı ve bu çalışmaları, Tarımsal Yayım ve Hizmet İçi Eğitim Merkezi Müdürlükleriyle paylaşmalıdır. 

Son Söz: Ülkemizin kaynakları sonsuz değildir! Açlığın ve israfın önlenmesi konusunda duyarlı olup, sürdürebilir bir tarım politikası ile tüketicileri en ucuz gıdaya eriştirme gayreti içerisinde olurken, diğer taraftan da çiftçilerin gelirlerinin öngörülebilir ve istikrarlı olmasını sağlamalıyız…

Bugün sahada çalışan ilçe tarım müdürlükleri, çoğu zaman personel yetersizliğine rağmen denetim, eğitim ve kontrol yükünün büyük bölümünü omuzlamaktadır. Ancak aynı durumun il müdürlükleri için geçerli olduğunu söylemek zordur. 

Sahadaki birçok uygulamada sorumluluk ilçe teşkilatlarına bırakılırken, il müdürlükleri çoğu zaman Bakanlık birimlerine karşı görev yapıyormuş görüntüsü vermekte; Bakanlık merkez teşkilatı da benzer şekilde sorunların çözüldüğü izlenimini üst yönetime sunmaktadır. Sonuçta gerçek tablo ile raporlanan tablo arasında ciddi farklar oluşmaktadır. Bu durumun en büyük zararı da sahadaki gerçekleri çözmeye çalışan Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı’ya dokunmaktadır. Çünkü Ankara’ya ulaşan bilgiler ile tarladaki gerçekler aynı olmadığında, alınan kararların etkinliği de doğal olarak azalır. 

Diğer taraftan üreticinin temsilcisi olması gereken bazı sivil toplum kuruluşları ve Ziraat Odaları da bu konuda yeterince güçlü bir refleks ortaya koyamamaktadır. Çiftçinin milyarlarca liralık kaybına neden olan bir meselede sessiz kalmak, sorunun bir parçası hâline gelmektir. Tarımda kayıpları azaltmak istiyorsak önce gerçekleri konuşmalı, sonra da sorumluluğu aşağıya değil, olması gereken yere taşımalıyız.

“Boş yere dökme buğdayını tarlaya-halazaya, zorda kalıp açma ellerini Rusya’ya, Ukrayna’ya…”

Başta babam olmak üzere bütün çiftçilerimiz; hasatta ne olur acele etmeyin! Kullandığınız tarımsal girdileri, emeklerinizi, bir üretim dönemi boyunca beklediğiniz zamanı, ailenizi, geleceğinizi ve ülkenizi düşünün. Hasadı “işlerden bir an önce kurtulmak için değil de geleceğinize temel atmak için yapın, yaptırın!”

Nasırlı ellerinizden öperim. Sağlıcakla kalın…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...