Meral Akşener'in HDP'li ittifak dönemini sildiniz mi?
1 Kasım 2015 seçimleri sonrası önce MHP’yi ele geçirme operasyonunu deneyenler, daha sonra CHP himayesinde yeni bir parti kurdular. Maddi ve manevi tüm desteği Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminden alarak kurulan, şimdi ise Özgür Özel’e yanlayan İYİ Parti, Türk siyasetinde tutunabilmek adına son çırpınışlarını sergiliyor.
İYİ Parti’de sürekli bir il-ilçe başkanı ya da milletvekili istifası gündem oluyor. Müsavat Dervişoğlu, İP Genel Başkanı olduğu günden bu yana yaşanan milletvekili istifalarını, “Partimizin 44 milletvekiliyle geldiği parlamentoda bugün 29 kişiyiz. 15 arkadaşımız partisinden istifa etti.” şeklinde kamuoyuna gururla duyurmuştu.
Önümüzdeki günlerde daha birçok İP milletvekili partilerinden istifa edip, daha ziyade iktidar partisine katılacak… Hal böyle olunca Müsavat Dervişoğlu, “milletvekillerini partisinde tutamayan genel başkan” eleştirisinin önüne geçmek için kendine gündem oluşturacak bir meşgale aramaktadır.
Türk siyasetinde yancılık yapması için kurulduğu için, iç ve dış politikada hiçbir vizyonu, tutarlılığı ve üretimi olmayan İP, hiç girmemesi gereken ve kendini aşırı ikiyüzlü duruma düşürecek “Terörsüz Türkiye” sürecine dalış yaptı. Şimdi orada debelenip duruyor.
Ne hafızaları, ne utanmaları, ne de zerre siyasi ahlakları var. Bu konudaki iftiralarıyla şeref ve haysiyet kaybı yaşadıklarını da gösteriyorlar.
Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan tarafından kurulduğu, HDP Eş Başkanı iken Selahattin Demirtaş tarafından “Bizim başarımız, HDP'nin başarısıdır; ki Sayın Öcalan'ın çok önemsediği bir projedir. Türkiye'de beraber yaşama ve özgür, demokratik bir birliği sağlama projesidir. Kendisinin özellikle son 20 yılını adadığı bir projedir. Bu projenin başarılı olması ve benim şahsımda başarılı olması, onu nasıl ve niye rahatsız etsin?” sözleriyle tescillenmiş HDP ile 2019 yerel seçimlerinde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde açıktan ittifak yapmış Müsavat Dervişoğlu genel başkanlığındaki İYİ Parti’nin, bugün HDP’nin devamı olan DEM’e “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun” çağrısının yapılmasına çıldırmış gibi saldırması, siyasi ikiyüzlülüğün çirkef bir portresi olarak tarihte yerini almıştır.
Öcalan’ın partisine, siyasi menfaat söz konusu olunca “Gel, ittifak ortağı olalım” çağrısına koşa koşa gidiyorlar. Fakat Öcalan’a “Kurucusu olduğun terör örgütünü feshet, silahları bıraktır”, onun kurduğu DEM’e ise “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun” denmesine şiddetle karşılar.
Parti ve kişisel menfaatleri olunca Öcalan’ın partilerinden rahatsız değiller; ama Türkiye’nin yarım asırlık meselesi olan terör konusunu çözmek için atılan adımlardan son derece rahatsızlar…
Ha, şunu diyorlarsa bilemeyiz: “Biz, Meral Akşener dönemi yapılan HDP’li hiçbir ittifakı tanımıyoruz. Biz, Meral Akşener dönemini İYİ Parti’den sildik.”
Fakat bugünün yöneticileri, milletvekilleri, il-ilçe başkanları ve belediye başkanları, 2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’li ittifak içinde canla başla çalışmışlardı. Hatta o dönem İYİ Parti’den istifa edenler de “HDP-PKK” ilişkilerine tepki gösterip partiden ayrılıyorlardı.
Bugünün İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meral Akşener döneminde İP Grup Başkanvekili idi ve HDP’li ittifaklarını meşrulaştırmak için, “HDP’li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrimeşru mu tartışmasına en iyi cevaptır.” cümlelerini kuruyordu. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu TBMM’de HDP ile çözeceğiz.” açıklamasını çok anlamlı bulduğunu açıklamıştı.
Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın “eşit vatandaşlık” kavramını parti programına alan bu parti!
Sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına CHP ve HDP ile birlikte karşı çıkan bu parti!
Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile Anayasa taslakları hazırlayan bu parti!
Daha o kadar örnek var ki, inanın sayfalara sığmıyor.
Zaten çoğunu da son aylarda defalarca yazdım.
Terör eylemleri sürerken, dünün HDP ortağı ve PKK işbirlikçisi olan İYİ Parti, yine aynı istismar oyununa sarıldı: “Mavi gök kubbenin en güzel süsü, alnımızın akı, şehidimizin son örtüsü… En yukarı taşımak için bayrak açıyoruz. 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan’da olacağız. Parti ayrımı yapmadan, al bayrağı namusu ve şerefi bilen, cumhuriyet sevdalısı her vatandaşımı Tandoğan Meydanı’na davet ediyorum.” Diyerek, şehit kanı üzerinden “nasıl istismar ederiz” hesaplarına bir kez daha giriştiler.
Oysa Cumhur İttifakı, Zeytin Dalı (Afrin) Harekâtı’nda şehitlerimizin intikamını alırken, Türkiye’de bu operasyona ilk karşı çıkan parti İYİ Parti olmuştu.
DEM Parti “Öcalan’a özgürlük” mitingleri düzenlerken, İYİ Parti de vatandaşı Tandoğan Meydanı’na davet ediyormuş… Elbette “Terörsüz Türkiye” sürecinde yaşanan istismarları, tahrikleri ve provokasyonları Türk devleti dikkatle takip etmektedir.
Benim aklımın almadığı ise şudur: İYİ Parti, HDP ile siyasi menfaat ittifakı yaptığı dönemlerde HDP defalarca “Öcalan’a özgürlük” yürüyüşleri düzenlemişti. O zamanlar Tandoğan Meydanı’nda buluşmayı niçin akıl etmemişti?
Çünkü HDP ile yaptıkları ittifak sayesinde kazandıkları Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Mersin’de ve Adana’da nasıl rant kovalayacaklardı?
Çünkü HDP desteğiyle Cumhurbaşkanlığı koltuğunu hayal ettikleri günlerdi o günler…
Bakanlıkları, genel müdürlükleri ve bürokrasiyi nasıl paylaştıracaklardı?
Bunlar HDP ve PKK ile işbirliği için öylesine ateşli bir şevkle çalışıyorlardı ki, Kandil’den gelen talimatlarda bile İYİ Parti adeta kutsallaştırılıyordu. Cezaevindeki Selahattin Demirtaş dahi AK Parti-MHP ittifakını yıkmak için “Oylarınızı İYİ Parti’nin ve CHP’nin adaylarına verin” diye açık çağrı yapmıştı.
Sicilleri bu kadar karanlıkken şimdi hafızası zayıf olanlara oyun oynuyorlar. Yarın DEM Parti “Gel Müsavat ittifakı yapıyoruz” dese, yine DEM’in nasıl “meşru bir parti” olduğunu ballandıra ballandıra anlatarak koşacaktır. Bunlar Türkiye ve bölge gerçeklerinden o kadar uzaktır ki, kendi siyasi menfaatlerini ülke meselelerini çözmekle birbirine karıştırıyorlar.
Ey Müsavat Dervişoğlu!
Geçtiğimiz aylarda “DEM’le hiçbir sıkıntımız yok. Bizim DEM’le ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM’le CHP ayrı ayrı düşemez” diyen Özgür Özel’in ayağına “mutlak butlan” sonrası koşup, “Her basın açıklamasının başında ifade ettiğim gibi, mevkidaşlık hukukunun yanı sıra aramızda bir de abi-kardeşlik hukuku vardır. Ben Özgür Özel ile bu denli yakın olmaktan iftihar ediyorum. Herkes öncelikle bunu bilsin. Aramızdaki kardeşlik hukuku sıradan bir hukuk değildir” diyen sen değil misin?
Senin derdin ne Öcalan’dır, ne PKK’dır ne de DEM’dir…
Zaten bunu geçmişte defalarca gösterdin.
Senin asıl derdin, daha doğrusu sana verilen görev şudur:
“MHP’ye saldır, Cumhur İttifakı’na ayak bağı ol, bizden milletvekili kontenjanını öyle kap.”