Küpe olsun

YAYINLAMA:
Küpe olsun

Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan 11 ve 12 Ağustos 2026 tarihlerinde Libya’da bir dizi temaslarda bulundu. Görüşmelerde Trablus’taki Libya Milli Birlik Hükümeti Başkan ve üyeleri ile Bingazi’deki Libya Ulusal Ordusu Başkomutanı Mareşal Halife Hafter ile görüştü.

Başka bir deyişle, Arap Baharı Projelerinin etkisiyle Şubat 2011’de başlayan isyanların neticesinde 2014 yaz döneminde Doğu Libya- Batı Libya olarak bölünen Libya’nın her iki güç merkezleri ve etkin şahsiyetleri görüştü.

Türk Devleti, Muammer Kaddafi’nin ölümü sonrası adım adım bölünen Libya’nın tekrar birleşmesi ve yeniden inşa ve ihyası için bir duruş ve politika geliştirdi. 2020 yılından beri çatışmasızlık döneminde olan Osmanlı bakiyesi Libya, gönül ve kültür coğrafyamızın içinde halkı kardeşimiz olan bir ülkedir.

En önemlisi Akdeniz’de komşumuzdur. Aramızda Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı vardır. Yani Münhasır Ekonomik Bölge işbirliğiyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Deniz yetki hakları uluslararası hukukta güvenceye alınmıştır.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtımızda bize büyük destek sağlayan kardeş Libya Halkı ve Devleti bugün de Mavi Vatan doktrinimizde destek oluyor.

Sayın Dışişleri Bakanımız 13 Ağustos 2026 günü de Libya’nın sınır komşusu Mısır’a gitti. Mısır Yatırım ve Dış Ticaret Bakanı Sayın Muhammed Farid Salih ile görüştü. Görüşme sonrası ortak basın açıklaması yapıldı. Elbette herkesin en çok merak ettiği konu, Mısır’ın Mekke Antlaşmasına katılıp katılmayacağıydı. Ortak açıklamada benim en çok dikkatimi çeken cümle ise Sayın Fidan’ın söylediği “Biz Türkiye olarak Doğu Akdeniz’de kamplaşma ve çatışma yerine uzlaşı ve işbirliğini önceleyen bölgesel politikalar izlenmesinden yanayız. Bu kapsamda Doğu Akdeniz’de uzun kıyı şeridine sahip iki ülke olan Türkiye ile Mısır’ın DENİZCİLİK ALANINDAKİ İLİŞKİLERİNİN her iki ülkenin de menfaatine olacak şekilde geliştirilmesini arzu ediyoruz” cümlesidir.

 Mavi Vatanımız; Karadeniz, Marmara, Orta ve Doğu Akdeniz ile Adalar Denizinden oluşur. En çok baskıya maruz kaldığımız alan ise içinde gözbebeğimiz, canımız Kıbrıs Türk Devleti’nin de olduğu Doğu Akdeniz bölgemizdir. 

Doğu Akdeniz’in kuzeyinde Türkiye, güneyinde Mısır ve Libya, doğusunda ise LEVANT BÖLGESİ Devletleri ile ortasında Kıbrıs’tan oluşur. Levant bölgesi Hatay’ın güneyinden başlayarak Suriye, Lübnan, Filistin, İsrail’i kapsayarak yaklaşık Kızıl Deniz bölgesi arasındaki alandır. 

Sorulan bir soru üzerine Sayın Fidan, Mekke Anlaşması ülkelerinin tanımlı herhangi bir düşman ülke tanımlaması olmadığını ancak Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail arasında yapılan üçlü anlaşmanın hedefinin belli olduğunu söyledi.

Ayrıca Sayın Fidan Akdeniz’in Kuzeyinde Türkiye, Güneyinde Mısır var, ortasına da bir çizgi çeken bir ittifak var. Bu ittifakın amacı belli nereye gittiği de belli dedi.

Sayın Bakan Fidan, Mısırlı Bakanın önünde dünya basınının huzurunda bir riskten bahsediyordu. İsrail’in yayılmacı yani Siyonist + Emperyalist politikalarının geçmişten günümüze bölgede yarattığı ve yaşattığı kaosa atıf yapıyordu. 

Siyonist + Emperyalist azgınlığın geldiğimiz noktada, Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler ile bilhassa Kuzey Kıbrıs ve Türkiye açısından ortaya koyduğu riskten bahsediyordu.

İsrail egemen bir devlet olan Filistin’e saldırdı. İşgal etti, tüketti, yaktı, yıktı. Ayak oyunlarıyla, Kuzey Afrika ülkelerinde Milli Devletlere saldırdı. Arap Baharı diye Afro-Arapları birbirine düşürdü kardeşkanı döküldü. Beşinci kol ve istihbarat örgütleri marifetiyle Orta Doğuyu kan gölüne çevirdi. Gazze’de yaptığı soykırımı dünya biliyor. 

Peki ya Biz? Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı, Liderimiz Devlet Bahçeli Bey, 1 Ağustos 2026’da gazetemize verdiği mülakatta: “Türk ve Türkiye Yüzyılı”nın dayanaklarının ilki Türkçe dünya kurma ideali ise ikincisi de bölgede egemen devlet olmaktır… Hem yerleşik olduğumuz coğrafya hem de tarih bize bulunduğumuz bölgede egemen bir devlet olma sorumluluğunu yüklemektedir. Bölgemizde devlet ve millet olarak var olabilmenin yolu egemen devlet olabilmekten geçmektedir. Türkiye’nin mevcut konumu kendisine Karadeniz’den Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan Akdeniz’e ve oradan da Balkanlara kadar çok farklı jeopolitik fırsat ve imkânlar sunduğu kadar risk ve tehditler de dayatmaktadır. Bu bölgede ancak egemen bir devlet olunursa söz konusu risk ve tehditler bertaraf edilebilir, siyasal ve sosyal gelişmelere göre hareket etme imkân ve kabiliyetine ulaşılabilir” diyordu.

Türk Devleti ve Türk Milleti Risk’in ne olduğunu nereden geldiğini her kademesinde biliyor ve söylüyor. 

Bu riskle mücadele edebilmenin yolu, güçlü devlet, güçlü ordu, yüksek savunma teknolojisi, gelecek temelli diplomasi ve en önemlisi milli birlik ve kardeşliğimizdir. Milli Birlik ve Kardeşliğe ulaşabilmenin önemli yollarından birisi de “TERÖRSÜZ TÜRKİYEDİR!” 

Terörsüz Türkiye’ye karşı olan, laf ebelerine, siyasi cambazlara, sözde hayırcılara küpe olsun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...