Merd-i Kıptî
Koca Mehmed Ragıp Paşa 1699 yılında doğmuş, 1763 yılında vefat etmiş, Sultan 3.Mustafa döneminin namlı sadrazamı. Öncesinde 1744 yılında Mısır’a Vâli olmuş, 1748 yılında nişancılık vazifesi için İstanbul’a çağrılmış. Tam dört yıl Mısır’ın en yüksek temsil makamında oturmuş. Amerikan başkanları da normalde dört yıllık bir dönem için seçilir, bu husus akla gelirse dört yılın ne kadar uzun bir süre olduğu daha iyi anlaşılabilir.
Mısır’ın eski yerli halkına “KOPT ya da KOPTLAR” denir. Hatta Yunancada halen Aigyptios (Ekoptios/Ejiptiyos) kelimesi Mısırlılar için kullanılır. Osmanlı Türkçesinde Mısırlılar için bilhassa Hristiyan Mısırlılar için “ KIPTİ” kelimesi kullanılırdı. Osmanlıcada benzer bir başka sözcük daha vardır ki o da aynı sözcüğün P harfi yerine B harfiyle kullanıldığı bir kelimedir. “ KIBTİ “ Hint asıllı veya Roman demektir. Konumuzla alakalı değil yani.
22 Eylül 2026 günü Amerika’nın New York şehrinde bulunan Birleşmiş Milletler binasında Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu yapıldı. Yapı itibariyle bizim Kızılay ve/veya AFAD’dan farkı olmayan ya da artık farkı kalmayan Birleşmiş Milletlerin Mevcut Genel Sekreteri Bay Guterres son genel kurul görevini tamamladı. Kendisi yıl sonunda görevinide devredecek. Bay Gutteres döneminde mazlum coğrafyalarda akan kan Batılı devletlerin sömürdüğü petrolden az değildir ama müsaadenizle onu ve Bay Gutteres’in Kıbrıs meselesini başka bir yazıda yazayım.
Bu türlü toplantılarda genel kurula hitaben siyasi konuşmalar olur. Bununla birlikte özel görüşmeler ve toplantılar da yapılır. Birleşmiş Milletlerin 81. Genel kurulunda ilk konuşmayı Brezilya devlet başkanı Bay Lula da Silva yaptı. BM’nin insanlığın savaş belasından koruma görevini yerine getiremediğini belirterek, BM’nin itibarı hiç bu kadar düşük olmadı dedi. Ayrıca Bay Silva, İsrail ve Netanyahu’nun Gazze’de soykırım yaptığını da söyledi. Yani perhiz ve lahana turşusu arasında kalmış bir söylem daha...
İsrail 1948’den beri işgalcidir, 1963’den beri soykırımcıdır, 2023’den beri yaptıkları, hastane, okul bombalamaları, açlığı silah olarak kullanması ortadadır.
Brezilya kamuoyu İsrail’e karşı iki yıldır ayaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemeleri tarafından tutuklama kararı verilen Netanyahu neredeyse üç yıldır Atina, Washington ve Güney Kıbrıs’ta cirit atmaktadır ama Bay Silva sanki BM itibarını bugün kaybetmiş gibi konuşmaktadır. Uyansa da Surinam’a balığa çıksa, anca kendine gelir.
Bay Silva’dan sonra BM kürsüsüne ABD Başkanı Trump bey çıktı, ikinci sırada konuşmasını o yapacaktı.
Bizim namlı Sadrazam merhum Koca Mehmed Ragıp Paşa aynı zamanda iyi bir şairdi. Hatta şiirlerinin yada beyitlerinin bazıları halk arasında o kadar yaygın bir biçimde söylenir ki bunlar “irsâl-i mesel” haline döner. Yani aslında bir şiir ya da şiirden bir satır “Atasözü” haline döner. Buna en önemli örnek ise Koca Mehmed Ragıp Paşa’nın Mısır’da görevli olduğu zamanlardaki bir vaka sonrasında yazdığı bir şiirindeki beytidir. Hristiyan bir Mısırlı, yaptığı bir hırsızlığı, bir suçu ya da kötülüğü gizlemek isterken kendini cesur, becerikli ve haklı göstermek için olayı anlatmaya başlar; fakat anlattıkça kendi suçunu ortaya çıkarır. Paşa’da şu beyitlerin yer aldığı şiiri söyler.
“Miyân-ı guft ü gûda bed-meniş ihâm eder kubhun;
Şecâat arz ederken merd-i kıptî sirkatin gaf eder.”
Trump bey, konuşurken nedense aklıma bu beyitler geldi. Ne diyordu Trump bey;
Barışı ben getirdim, sekiz savaşı sonlandırdım. Gazze’de sonlandırdım, yirmi maddelik anlaşmayla binlerce kişiyi kurtardım. İran’da nükleer silah kapasitesi vardı, artık nükleer silaha sahip olamayacaklar. Amerika altın çağını yaşıyor, Ekonomimiz çok güçlü, Amerika geri döndü ve hiç olmadığı kadar güçlü. Rusya ve Ukranya arasındaki savaşı kısa süre içerisinde bitireceğim. Işıd’i ben bitirdim. Dünya’ya barış getireceğimi vaat ettim ve barışı getirdim. Venezuella’da Işıd gibi bir örgüt vardı, uyuşturucu kartellerinin başı olan Devlet Başkanı Maduro’yu başarılı bir operasyonla çaldık. Venezüella’nın yeni yönetimiyle çok başarılı petrol anlaşmaları yaptık Venezüella ihya olacak diyordu.
Merd-i Kıptî
Trump beyin dostum dediği Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımızın konuştuğu birinci gün, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararı ve NewYork Belediye Başkanı Mamdani’nin ne yapacağı belli olmadığından NewYork’a gelememiş, Washington’da bekliyordu. Buna kızan Trump bey iki şey yaptı. Birincisi, ikinci defa Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a VİZE vermeyerek toplantıya katılmasını engelledi. İkincisi genel kurula hitap ederken, Netanyahu hakkında tutuklama kararı veren Uluslararası Ceza Mahkemesinin işlevsizleştiğini ve kapatılması gerektiğini söyledi.
Merd-i Kıptî
Genel kuruldaki konuşması biter bitmez de salondan ayrıldı. Evine dönse de Dünya bir nefes alsa diye düşünürken, Trump bey Danimarka Başbakanı Frederiksen ve Grönland Başbakanı Nielsen’i bir salonda sıkıştırıp güvenlik anlaşması adı altında süresiz ve sınırsız olarak çöktü. Pek yakında oranın adını da TRUMPLAND yaparsa şaşırmam.
Trump beyden sonra sırasıyla Ürdün Kralı Abdullah ile Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan konuşmalarını yaptılar. Cumhurbaşkanımızın konuşması bilhassa Türk ve İslam Devlet temsilcilerince alkışlarla kesildi. Bu konuşmada yer alan özellikle Cumhur İttifakı bakış açısı ve ortak aklıyla ve milletimizin yüce vicdanından süzülen detayları hem bu hafta BengüTürk Ankara hattı programında Salı günü 21.00’de hem de önümüzdeki yazılarımda aktaracağım. Mutlu, huzurlu pazarlar.