Günah keçilerinizi salın

03.01.2021 10:00

Felaketleri yüklediğimiz 2020 yılı sona erdi, 2021’deyiz ve virüs mutasyona uğrayarak yayılmaya devam ediyor. Şimdi de sanırım bu 2020’li yıllar felaket yılları der ve kenara çekilip isyan eder, saldırır, nefret kusar, oturduğumuz yerden aynalara bakmadan herkesi eleştirmeye devam ederiz. Bizi kitle hâlinde aynı şeyi düşünmeye, aynı cümleyi kurmaya, aynı hareketi yapmaya iten popülerizm bunu istiyor çünkü. *İnsanların kendilerine bakıp da çekidüzen verdiği aynalar, başkalarına çevrilmiş, artık âdeta bir kopya kâğıdı gibi kullanılıyor. İnsanlar aynalara bakıp kendilerine kendi iradelerine göre çekidüzen verirken, şimdi başkalarına göre bir düzene giriyorlar. Birinin yaptığını herkes yapıyor. Bireysel düşünme ve irade kaybolmuş gibi, sadece toplumsal bir yöneliş var. Hâliyle bakıp, görüp düzeltemediğimiz kendimizde hiçbir zaman hata da aramıyoruz. 2020 gibi çok günah keçisi geçti bu hayattan, insanlar kendileriyle yüzleşmekten aciz, çöp atar gibi birilerine yükledi bir şeyleri ama görüyoruz ki o yükler insanlığı kambur yaptı. Kimse başını kaldırıp “ne oluyor” diyemiyor, “ben kimim, ne düşünüyorum, düşünüyor muyum?” diyemiyor. Biri bir şey diyor, herkes onu tekrarlıyor. Ağızdan ağıza dolaşan bir sakız gibi.*

Olaylar ve toplum arasında bir süzgeç var, sanki olaylar o süzgeçten nasıl geçerse öyle algılıyor toplum. Bu algının dışında bir soru yönelten olursa da linç ediliyor, yöneltilen algının dışında bir “acaba” ya yer yok. Çünkü insanları düşünmeye yönelten her şey sakıncalı… *Olaylar kalıplara sokulup putlaştırılmaya çalışılıyor, bir günah keçisine yıkılıyor ve insanlar hatasız bir kul olarak yargı mercii kesiliyor. Sonra o putlar üzerinden saldırı yapılıyor, o putlar besliyor kaosu. Misal kadın cinayetleri… Hep vardı, dünyanın her yerinde bugünden daha fazla ama iletişim yoktu, ses çıkaracak cesaret yoktu, olaylar bu kadar hızlı yayılamıyordu. Şimdi iletişim hızlı, olaylar hızlıca yayılıyor, toplumun sinir uçları açık, ses çıkaranın doğru mu yalan mı dediğine bakılmadan ayağa kalkabiliyor millet. Hâliyle geçmişte olan bin olay görmezden gelinmişken, bugün bir olaya tutulan mercek o bin olayı geçiyor. İnsanlar da sanki bu cinayetler bugün düne göre artıyormuş gibi bir algıya kapılıyorlar. Bu böyle değil. Tek fark, bugün duyulabiliyor olması ama duymadığımız bir şeyi görmezden gelemeyiz. Şimdi bir olay gündemi talan ediyor, herkes birbirinin dediğini tekrarlıyor, olay üzerine düşünen çok az kişi var, ola ki biri irdelemeye kalksa hemen linçleniyor, çünkü kalıplardan çıkılmasını, sloganlar dışında bir cümle kurulmasını istemiyorlar. Kadınları korumak adı altında putlaştırıyorlar ve bu sorunları çözümsüzleştiriyor. Bir olay süzgeçten nasıl geçtiyse öyle alınıyor ve başlıyor ayna tutup kopyala yapıştır yapmalar. Öylesine düğüm olmuş bir konu ki bu, her olayda çözüm arayışı adı altında düğüm üzerine düğüm atılıyor. Yine bir olay ve yine bir düğüm daha eklendi.

Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Aylin Sözer’in katledilişi… Birileri, toplumun yarasını kaşımak için “sevgilisi yakarak öldürdü” iddiasını ortaya attı. Herkes bu iddiayı sorgulamadan kabullendi, yazdı çizdi… Ailesi çıktı, böyle bir şeyin olmadığını, üzüntü duyduklarını ifade etti ama “saklanıyor, susmayın korkmayın” dediler. Derler, diyorlar. Çünkü kaosu beslemek için buna ihtiyaçları var, insanlığı umutsuzluğa itmek, hatta o çok savundukları kadını yok etmek için. Evet yok etmek. Ruhundan, insanlığından koparıp bir meta hâline getirmek… Şimdi Aylin Hoca bir kez daha öldürülüyor. Niceleri gibi… Evet kadınlar katlediliyor, sevgi adı altında, namus adı altında öldürülüyor. Bu cinayetlerin samimiyetle karşısında olmalıyız, hakikaten samimiyetle. Toplumun bu yarasını pansuman yapmak yerine sürekli kaşımak bir samimiyet değil. Maalesef bu samimiyetsizlik yayılıyor, üstelik virüsten daha da hızlı. Aynaları işlevine uygun kullanmadığımız sürece de yayılmaya ve yönlendirmeye devam edecek. Birilerinin yaptığını tekrarlayarak var olamayız, düşünmeli, araştırmalı, yorumlamalıyız. Birilerinin yüklediği algı değil, kendi kazandığımız fikirler algılarımız olursa, bugün nefretle eleştirdiklerimiz çözüme kavuşabilir. Milyonlarca insan var, milyonlarca fikir olmalı ve birbirlerini eleyerek doğruya ulaşmalı… Ancak milyonlarca insan bir insanın attığı fikri alıyor, bir insanın hareketini tekrarlıyor, bir koyun sürüsü gibi çoban nereye doğru savurursa sopasını oraya yönlendiriyor.

***Aynaları kaldırıp, yerine koyduğumuz günah keçilerini salalım! Onlara yüklediğimiz ancak sırtımızda kambur yapan yüklerimizle yüzleşerek kurtulalım ve başımızı kaldırıp dünyaya kendi gözlerimizle bakalım…***

Yeni yıl, insanlık için yeniden bir umut, değişim içimizde başlar; ilk adımı yanımızdakinden, karşımızdakinden, başkalarından beklemeyelim.