Maduro vakası ve “TRÇ” ittifakı
2026 yılına emperyalizmin şok dalgalarıyla girildi. Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro, ABD’nin Delta Force timleri tarafından kaçırılarak yargılanmak için ABD’ye götürüldü. 71 bin insanın katili Benyamin Netenyahu dünyayı dolaşırken Venezuela Devlet Başkanının kendi ülkesinin topraklarında eşiyle birlikte paketlenip ABD’ye götürülmesine hak ve hukuk penceresinden bakılması mümkün değildir. Nicolas Maduro’yu narko-terörizm ve ABD topraklarına uyuşturucu ticaretiyle suçlayan ABD yönetimi onu ve eşini kendi mahkemelerinde yargılayacağını açıkladı. Oysa asıl mesele ABD’nin 30 trilyon dolar dış borcu, Venezuela’nın da dünyanın en büyük petrol rezervine sahip olmasıdır. En yüksek petrol rezervine sahip olan ülkelerin ABD yönetimiyle “gri” ilişkileri yoktur. Bu ülkeler ya tamamen ABD güdümünde ya da onun “kara listesi”ndedir.
Nicolas Maduro operasyonu sonrası konuşma yapan ABD Başkanı Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya düzenledikleri gece yarısı operasyonunu anlatırken, uyuşturucudan daha çok “petrol”, “para” ve “Venezuela’yı yönetmekten” bahsederek ABD’nin herkesin malumu olduğu “fosilleşmiş” niyetini gösterdi. Zaten bir devletin kendi ülkesine uyuşturucu madde girişini engelleyemeyecek kadar biçare olup aynı zamanda bir ülkenin devlet başkanını tereyağından kıl çeker gibi kaçıracak kadar bıçkın olması mantıksızdır.
Donald Trump basın toplantısında ABD’nin işgal sözlüğündeki “özgürlük, eşitlik” kartlarını kullanarak bu operasyonun Venezuela’ya özgürlük getireceğini söyledi. Venezuela’ya verecekleri bu özgürlük herhalde “Saddam’ın kimyasal silahları var” denilerek Irak’ta milyonlarca insanın ölümüne sebep oldukları meşhur özgürlüklerdir. ABD Saddam’ı sığınağından bulup çıkarmış, Irak petrollerini yıllarca çıkarıp işletmiş ama tek bir kimyasal silah örneği bile çıkarıp gösterememiştir. Vietnam’a, Afganistan’a, Libya’ya, Güney Amerika ülkelerine saldırırken, buralardaki darbe girişimlerini desteklerken “özgürlükleri” emperyalist hedeflerine siper edinen ABD’nin hali “Yalan söylediklerini biliyoruz. Yalan söylediklerini biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz Ama hâlâ yalan söylüyorlar” durumudur. Dünyanın bu en büyük “özgürlük, eşitlik, adalet” yalancısının ekonomik-askeri kibri sebebiyle uluslararası camiayı tatmin etmek gibi bir derdi de yok. Türkiye’yi 15 Temmuz darbe girişimiyle kendi güdümüne sokmak isteyen de şüphe yok ki ABD idi. FETÖ elebaşını malikânelerde semirten, FETÖ’nün dünyanın dört yanındaki örgütlenmelerine destekte bulunan, darbe girişimi başarısız olunca tutuklanan FETÖ’cülere “müttefiklerimiz” diyerek sahip çıkan ABD’ydi.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun başına gelenler bu emperyalist güçten korunmak isteyen herkes için ibret vericidir. Türkiye’nin mili güvenlik ekipmanlarını yerli üretim kapasitesiyle tedarik etmeye başlaması, Terörsüz Türkiye süreciyle toplumsal cephesini tahkim etme uğraşı Türkiye’nin geleceğinin sağlamlaştırılmakta olduğunu göstermektedir. İkincisi ise, dünyadaki rakip devletleri elemine ederek tekelleşen bu küresel gücü dizginleyecek olan işbirliklerinin geliştirilmesidir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin geçen yılın Eylül ayında yaptığı “Milliyetçi Hareket Partisi, dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek olarak Türkiye, Rusya ve Çin’den müteşekkil “TRÇ” ittifakının inşa edilmesini önermektedir” teklifinin önemi Venezuela hadisesiyle bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Filistin’i destekleyen açıklamaları bulunan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasına en çok sevinen devletlerden birisinin de Siyonist İsrail olması, bu şer birlikteliğine karşı aklıselim işbirliklerinin hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bir Afrika atasözünde, “Aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyordur” deniyor. Bir Türk atasözünde de birlikten kuvvet doğacağı vurgulanıyor. Demek ki, aynı yöne koşanları bu yangına çözüm üretmek için bir araya getirmek gerekiyor.