Siyonist İsrail'e karşı Yahudi vicdanı ayağa kalkmalı

YAYINLAMA:
Siyonist İsrail'e karşı Yahudi vicdanı ayağa kalkmalı

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, dün MHP Grup Toplantısı’nda; ABD’nin Venezuela üzerinde sergilediği haydutluğa, “Terörsüz Türkiye” projesinin anlam ve önemine, terör örgütü YPG’nin taşeronluğuna, İsrail’in bölgeyi kanlı bir kaosa sürükleyen pervasız politikalarına ve “Sağduyu sahibi Yahudilere” yönelik son derece önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmayı dinleyen ya da metnini okuyan herkes, bu başlıklara ilişkin hem bilgi sahibi olmuş hem de bilinçlenmiştir. Aynı zamanda dünyanın hangi yöne sürüklenmek istendiğine dair tablo son derece net bir biçimde ortaya konmuştur.

Ben bugün, bu başlıklar arasından özellikle Sayın Devlet Bahçeli’nin sağduyulu Yahudilere yönelik yaptığı çağrılara değinmek istiyorum. Sayın Devlet Bahçeli, “Sormak lazımdır ki, dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, On Emir’den biri olan ‘öldürmeyeceksin’ mesajını ne zaman dikte edeceklerdir?” sözleriyle başladığı konuşmasını şu ifadelerle sürdürmüştür:

“İsrail, insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Toplu katliamla soykırım boyutuna ulaşan saldırıların ve saldırganlığın; herhangi bir inanç sistemiyle, herhangi bir kutsal metinle veya insanlığın ahlaki kazanımlarıyla bağdaşmadığı çok açıktır. İsrail, Filistinli mazlumlar kadar dünyadaki masum siviller için de aşırılaşmış bir tehdittir. Bu nedenle İsrail halkı ile Yahudi inanç mensupları küresel dışlanmayla yüz yüzedir.

Netanyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini; bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz haklarını korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye ve bu kapsamda inisiyatif almaya çağırıyorum. Bu çağrım, bir kimliği ya da bir inancı hedef almak için değil; bilakis adalet, merhamet ve insan onurunu hatırlatmak içindir.

Zulüm karşısında tarafsızlık ya da tarafsız bir alan yoktur. Sessizlik, suça ortaklık anlamına gelecektir. Dünya Yahudi cemaatini; devlet politikalarıyla dinî kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netanyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani bir dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum. Bu meyanda, dünya Yahudiliğini temsil eden çatı kuruluşlar, dinî konseyler, akademik platformlar ve sivil toplum kuruluşları eşgüdüm hâlinde bir tutum ve eylem planı hazırlamalıdır. Ayrıca dünya Yahudiliğinin göstereceği ilkeli duruşun; yalnızca savunmasız ve masum Filistinlilerin değil, Yahudi inancının, küresel barışın ve insanlığın ortak değer hazinesinin müdafaası bakımından da belirleyici olmasını ümit ediyorum.”

(***)

Bu ifadelerde, sağduyu sahibi ve Siyonizm karşıtı tüm Yahudilere yönelik açık ve güçlü bir vicdan çağrısı yapılmakta; kendilerini Siyonist vahşetten ayrıştırarak ahlaki bir duruş sergileme imkânının altı çizilmektedir. 

Sağduyu sahibi Yahudiler, bu çağrıyı bir sorumluluk olduğu kadar bir imkân olarak da değerlendirmelidir. Sayın Devlet Bahçeli, zaten Yahudiler içinde var olan bir vicdan damarına seslenmiştir. Bu, olmayan duygulara yapılan bir çağrı değil; dünyanın birçok yerinde Siyonizm’e karşı duruş sergileyen Yahudilerin varlığını bilerek, onların daha görünür, daha örgütlü ve daha sistemli bir tutum almaları yönünde yapılmış bilinçli bir vicdan yüklemesidir.

Nitekim İsrail’i protesto eden en kitlesel Yahudi gösterilerinin önemli bir bölümü Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşmiştir. 2017 yılında ABD’nin Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıma kararına karşı, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi önünde Yahudi göstericiler tarafından protesto düzenlenmiştir. Gösterilerde; “Yahudilik Siyonizmi ve İsrail devletini reddediyor”, “Sayın Başkan (Trump), İsrail devleti kutsal toprakları çaldı; Kudüs’ü yalnız bırakın”, “İsrail bir Yahudi devleti değildir”, “İsrail dünya Yahudilerini temsil etmiyor”, “İsrail’in kutsal topraklar üzerinde hiçbir hükmü yoktur” ve “Filistin toprakları Filistin egemenliğine iade edilmelidir” yazılı pankartlar taşınmıştır.

Sağduyu sahibi ve Siyonizm karşıtı Yahudiler, 2010 yılında da New York’taki İsrail Başkonsolosluğu önünde toplanarak İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yönelik saldırısını protesto etmiştir. Bu gösterilerde; “Gazze’deki ablukaya son verin”, “Amerikan doları İsrail’in savaş suçlarını besliyor”, “İsrail katliamı”, “Gazze’ye özgürlük” ve “Yahudi Siyonist değildir” sloganları öne çıkmıştır.

2021 yılında da vicdan sahibi Yahudiler sessiz kalmamış; New York’ta İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarını kınamak ve Filistin halkına destek vermek amacıyla yürüyüş düzenlemiştir. Ortodoks Yahudi toplumu liderlerinden Haham Hershel Klar, bu protesto sırasında yaptığı açıklamada, “Tüm Yahudilerin İsrail devletini desteklediği düşünülüyor; ancak gerçek böyle değil. Bizim toplumumuz İsrail’e karşıdır ve yürüttüğü savaşları kınamaktadır” demiştir.

2023 yılında da İsrail’in Gazze’de sergilediği vahşet, Amerika’daki Yahudiler tarafından protesto edilmiştir. Chicago’da “Barış İçin Yahudi Sesi” (Jewish Voice for Peace – JVP) adlı Yahudi sivil toplum örgütü, İsrail Konsolosluğu önünde Filistin’e destek gösterisi düzenlemiş; aynı dönemde barış yanlısı Yahudi gruplar, İsrail’in Gazze operasyonlarını durdurması talebiyle New York’taki Grand Central Tren Garı’nı işgal etmiştir. Benzer birçok örnek de mevcuttur.

Dikkat çekicidir ki, sağduyu sahibi Yahudilerin İsrail’i en yoğun biçimde protesto ettiği ülke, aynı zamanda İsrail’e en güçlü desteği veren Amerika Birleşik Devletleri’dir. Ancak İsrail’in Siyonizm kaynaklı vahşeti yalnızca Amerika’da değil; İran’ın İsfahan kentinde Keter Davud (Davud’un Tacı) Sinagogu’nda bir araya gelen Yahudiler tarafından da protesto edilmiştir. Bu protestolarda, “Siyonistlerin Filistinlilere yönelik uygulamaları utanç vericidir” ifadeleri dile getirilmiştir. Ayrıca İngiltere, Danimarka, Almanya, Avusturya, Kanada, Brezilya, Arjantin, Uruguay, İrlanda ve Güney Afrika gibi birçok ülkede yaşayan Siyonizm karşıtı Yahudiler de İsrail politikalarına açıkça karşı çıkmıştır.

“Sayın Devlet Bahçeli, zaten Yahudiler içinde var olan bir vicdan damarına seslenmiştir” derken, dünyadaki bu sağduyulu ve Siyonizm karşıtı duruşları kastediyorum. İsrail içinde de Siyonizm karşıtlığını temsil eden bir damar bulunmaktadır. 

Bu çerçevede birçok protesto gerçekleştirilmiş, Netanyahu’nun kanlı politikaları açıkça eleştirilmiştir. Kudüs’teki vicdan sahibi Yahudiler de bu anlamda üzerlerine düşeni yapmıştır. Katil ve işgalci İsrail’i protesto eden, dinî sembollü kıyafetler giyen bir Ortodoks Yahudi’nin şu haykırışı, tüm sağduyulu ve Siyonizm karşıtı Yahudilere kılavuz olmalıdır:

“Biz, İsrail’de yaşayan Yahudiler adına yaşananlardan dolayı utanıyoruz. Filistinliler mücadelelerini bırakmasın; İsrail’e karşı direnişlerini sürdürsün.”

(***)

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin sağduyu sahibi, Siyonizm karşıtı Yahudilere yönelik çağrısı; tüm Yahudilerin, İsrail politikaları nedeniyle nefrete, kine, öfkeye ve nihayetinde antisemitizme maruz kalmadan, vicdanlı bir duruş sergileyerek kendilerini İsrail’den ayrıştırmaları açısından son derece stratejik bir sesleniştir. Bu çağrının muhatabı olan Yahudiler, söz konusu mesajı doğru okumalı ve kaliteli bir insani duruşu, Siyonizm mikrobu yayan İsrail’e karşı net biçimde ortaya koymalıdır.

Soykırımcı, işgalci ve bebek katili Siyonist İsrail’e karşı sağduyulu Yahudilerin göstereceği tavır son derece etkili olacaktır. 

Vicdanı ve sağduyusu olan hangi Yahudi, Sayın Devlet Bahçeli’nin bu çağrısına karşı çıkabilir? 

Hangi dine mensup olursa olsun, insan olanın Netanyahu’ya sahip çıkması mümkün değildir. 

Sahip çıkıyorsa, zaten insan değildir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...