Emperyalizmin her kapıyı açan anahtarı

YAYINLAMA:
Emperyalizmin her kapıyı açan anahtarı

ABD emperyalizminin maymuncuk olarak kullandığı demokrasi, özgürlük ve insan hakları söylemi, Amerikan çıkarlarına aykırı politika üreten rejimlerin dize getirilmesinde kullanıldı. ABD, tek kutuplu dünya düzeninin kilidini bu maymuncukla açtı. Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da vb. yerlerde emperyalizmin silahına takılan bu susturucuyla milyonlarca insan sessiz sedasız yok edildi. İnsan hakları diyerek insanlığın hakkından gelen bu seri cinayetlere uluslararası otoritelerin gıkı bile çıkmadı. “Irak özgürleştirilmeli” dediler. Bedeli 1 milyon ölü, 2 milyon yerinden edilmiş sivil oldu. “Afganistan Taliban rejiminden arınmalı” dediler. On binlerce Afgan’ın hayatına neden olan 20 yıllık işgalin ardından Amerikalılar yönetimi yine Taliban’a bırakarak çekip gitti. 

Bir ülkenin demokrasiye ve özgürlüklere riayet edip etmediği ABD’nin ve Batı’nın hiçbir vakit umurunda olmadı. Bugün hala mutlak monarşinin hüküm sürdüğü Suudi Arabistan ABD’nin ve Batı’nın sıkı müttefiki,  halk tabanlı birçok ülke ise diktatörlük olarak etiketlenmiştir. Bu çifte standartlı demokrasi jürisinin başında Suudilerden 1 trilyon dolarlık yatırım sözü aldığı için keyfine diyecek olmayan ABD Başkanı Trump var. Demokrasi ve özgürlük haracını vermeyen devletleri önce ekonomik yaptırımlarla hırpalıyor, iç hengâmelere sürüklüyor, sonra da diktatörlükle suçlayarak meşru hedefler haline getiriyorlar. Venezuela devlet başkanı Maduro’nun bir gece yarısı operasyonuyla kaçırılmasını bile Venezuela halkına iyilik yapmak olarak sundular. Sonra da “Venezuela petrollerini artık biz işleteceğiz” diyerek gerçek yüzlerini ortaya koydular. “Hala bunların yalanlarına inananlar var mı” diye naif bir soru yöneltilebilir. CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel bile Maduro’nun adil seçimlerle yönetime gelmeyen lider olduğunu söyleyerek “Maduro diktatörlük yapmasaydı bunlar olmazdı” anlamına gelecek bir meşrulaştırma söylemi kullanmadı mı? 

Emperyalizmin yumuşak sözlerine aldanıp dejenere Batı’nın kurşun askerliğine soyunacak gaflet ve dalalet yuvaları her yerde vardır. Venezuela’nın halledilmesinden sonra İran’da ABD menşeli yıkım projesi yerel dinamiklerle gerçekleştirilmek isteniyor. Hırsız içerideyse kapıların kilit tutmadığı malum… İran halkının yüksek enflasyon tepkileriyle ateşlenen protesto gösterileri ABD Başkanı Trump’ın “Kurumları ele geçirin, yardım yolda” şeklindeki kışkırtmalarıyla yangına dönüşüyor. Emperyalizm, yine gerçek derdinin İran halkını korumak olduğu numarasını sergiliyor. Gazze’de 71 bin insanı öldüren İsrail’i pamuklara saran ABD, Siyonistlerin güvenliğini garantilemek, Rusya’nın müttefiklerinden birisini daha eksiltmek ve bölgenin petrolüne, doğalgazına, ticaret yollarına hâkim olmak için maymuncuğunu eline alıyor. Türkiye bu senaryoyu 15 Temmuz gecesi yayınlanan darbe metninin “Sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ihlallerinden ve meşruiyetini kaybetmiş siyasi iktidardan” bahseden dilinden biliyor.  O metni kaleme alan emperyalizmin kirli ellerinin hedefinde dün Venezuela vardı, bugün İran var. İran da düşerse bu maymuncuk hangi kapıyı zorlar, herhalde herkesin cevabı aynı… 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...