Son kozlar...
ABD, yüz milyonlarca dolar bütçeyi kullanımına sundu.
Binlerce tır dolusu silahı hibe etti.
Komutanları aracılığıyla eğitti, donattı.
Kimi zaman Rusya’nın, kimi zaman da İran’ın hamleleriyle korundular.
Esad ise ülkesinin birçok bölgesini onlara teslim etti.
Esad’ın başıboş bıraktığı alanlar üzerinden “Davut Koridoru” hayaline ulaşmanın hesabını yapan İsrail de, onların meşruiyet kazanmaları adına elinden geleni ardına koymadı.
***
Yedi düvelin açıktan destek verdiği PKK terör örgütü, böylece kendisine kimsenin dokunamayacağını sandı.
Oysa gerçekler bambaşkaydı.
Türkiye, başlatılan kararlı operasyonlarla ülkemizi hedef alan terör örgütüne yurt içinde ve sınır ötesinde nefes alacak alan bırakmadı.
Fırat Kalkanı’ndan Pençe Harekâtları’na uzanan bir dizi operasyonla sınırlarımızın hemen yanı başında yuvalanmış terör unsurları teker teker imha edildi.
Nokta operasyonlarla örgütün üst düzey yöneticileri birer birer devre dışı bırakıldı.
Terör örgütü PKK aldığı ağır darbelere rağmen gerçeklerle yüzleşmemekte ısrarcıydı, nitekim Suriye PKK’sı YPG de bu ısrarını kurucusunun “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” açıklamasına rağmen sürdürdü.
***
SDG/YPG, Suriye yönetimiyle imzalanan devlet kurumlarına entegrasyonu hedefleyen mutabakatın gereğini yerine getirmedi.
Suriye’de eski denklemlerin çöktüğü gerçeğiyle yüzleşemedi.
Kendileri için tek çarenin teslim olmak olduğunu idrak edemedi.
Terör örgütü kadar süreci doğru okuyamayanlar içimizdeydi, yaşananlar kendini Terörsüz Türkiye’nin karşısına konumlandıranlar için fırsat olarak görüldü.
“YPG’nin 100 bin kişilik ordusu var” güzellemesinden, “Şara PKK ile anlaştı, Fırat’ın doğusuna dokunulmayacak” iddiasına, “Suriye’de Kürt düşmanlığı yapıyor, özerklik verilsin, federalizm kötü bir şey değil” söylemiyle süslenen pek çok mesnetsiz tez öne sürüldü.
SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini isteyenler bile oldu.
***
Siyasi ve toprak bütünlüğünü korumak zorunda olan Suriye, temizliğe 6 Ocak’ta Halep’ten başladı.
Halep’ten Deyr Hafir’e, oradan Tabka ve Rakka’ya uzanan ilerleyişin kısa sürede gerçekleşmesinin ardından SDG/YPG, artık başka çaresinin kalmadığını gördü.
Suriye yönetimiyle 14 maddelik yeni bir mutabakat üzerinde anlaşmaya varıldı.
Şimdi, Suriye PKK’sının 18 Ocak’ta duyurulan bu maddelere uyup uymayacağı tartışılıyor.
SDG çatısı altında birlikte hareket ettiği Arap aşiretlerinin Şam yönetimiyle anlaşmasıyla güç kaybeden YPG’nin, Suriye ordusuna ne kadar dayanabileceği biliniyor.
Artık bölgede Türkiye’ye rağmen adım atılamayacağı netleşirken, gerçeklerle yüzleşmek istemeyenlerin son kozlarını oynadığı görülüyor.