Siviller değil, teröristler temizleniyor...
Suriye ordusu, terör örgütü YPG/SDG’den temizlediği bölgelere halkın büyük desteği ve sevinç gösterileri eşliğinde girmektedir. Araplar, Türkmenler, Kürtler ve Suriye’nin bir parçası olan diğer tüm inanç ve etnik unsurlar, adeta bayram havasında Suriye ordusunu karşılamaktadır.
Birçok yerde analar ve kadınlar, askerlerin geçiş güzergâhına şeker fırlatmaktadır. Suriye’de —özellikle Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde— anaların ya da kadınların sevinç anlarında şeker (veya tatlı) atması ya da dağıtması, oldukça yaygın ve köklü bir gelenektir. Düğünlerde, zafer ve özgürlük kutlamalarında, büyük sevinç anlarında bu gelenek bölgede çok sık rastlanan bir uygulamadır.
Siz PKK’lı alçakların “Suriye ordusu (biraz da IŞİD sosu ekleyerek) sivil halkı katlediyor” şeklindeki yalanlarına ve iftiralarına bakmayın… Suriye ordusu, hangi etnik kökenden olursa olsun, herkese sevgi ve merhametle yaklaşmaktadır. Teslim olan PKK’lı teröristleri dahi öldürmemektedir. Halep’te ilk operasyon başladığında teslim olan ya da yakalanan PKK’lı teröristler de otobüslerle tahliye edilmiştir.
Saldıran, pusu kuran ve sivillere saldıran PKK’lı teröristler ise bedelini çok ağır bir şekilde ödemektedir. Bu yolu seçen de kendileridir. Bu türlere acımayacaksın. Acırsan, gün gelip acınacak hâle düşersin…
İşgalden temizlenen yerlerde ortaya çıkan manzaraları gördünüz değil mi?
Jin, Jiyan, Azadî (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganıyla ortada dolaşan ve ses kirliliği yaratan PKK’lı alçakların, birçok kadını ve küçük yaştaki çocuklarıyla birlikte hepsini hapishanelere doldurduğu ortaya çıktı. Suriye ordusu onları kurtardığında yaşadıkları sevinci gördünüz değil mi?
Halka zulmeden, çocukları kaçırıp silah altına alan bunlardır. PKK/YPG’nin olduğu yerde insanca bir yaşamın olması mümkün değildir.
Suriye ordusu operasyona başlamadan önce geniş geniş konuşup tehditler savuruyorlardı. Suriye ordusunu görür görmez de topuklayan yine bunlar oldu.
YPG/SDG’li terörist unsurlar, düştükleri acizliğin yayılmasını engellemek için her zaman yaptıkları gibi yalana ve iftiraya başvurarak, Batı’nın desteğini alabilmek adına “Sivil halk katlediliyor” propagandası yapmaktadır. Oysa bu katliamı yapanlar kendileridir. Katliam videolarının hepsi yayınlandı.
Kendilerinin sivil halk dedikleri de hep silahlı teröristlerdir.
Türkiye’deki bölücü unsurlar, Barzani cephesinden Peşmergeler istediği kadar hikâye yazsın gerçek olan budur.
ABD’nin silahlandırdığı, İsrail’in motivasyon ve yönlendirme haritası verdiği terör örgütü YPG/SDG, bugün itibarıyla kapının önüne konulmuştur. Bu nedenle dengelerini büyük ölçüde yitirmiş durumdadırlar.
Terör örgütü PKK/YPG/SDG, bilindiği üzere aynı zamanda İslam düşmanı bir yapıdır. Yaşadıkları bu yalnızlaşma ve dağılma süreci, bu düşmanlığı daha açık biçimde ortaya koymalarına neden olmuştur.
PKK/YPG/SDG mensubu teröristler, Suriye’nin bazı bölgelerinde cami minareleri ve hoparlörlerinden örgüt marşları çalmış; YPG’li bir terörist ise kameralara, “Onlar Allahu Ekber diyor. Biz yaşasın Kürdistan diyoruz. Biz Allah’tan büyüğüz.” şeklinde konuşarak İslam’a olan düşmanlıklarını bir kez daha tescillemiştir.
Bu alçakların gerçek yüzünü, en başta çoğunluğu Müslüman olan Kürtlerin görmesi gerekmektedir. Nitekim büyük çoğunluğu da bunu görmektedir. Bu yapıların terörizme yönelik çağrılarına yalnızca kendileri gibi düşünenler katılmakta; onurlu ve bilinçli hiçbir Kürt, bu alçaklığın peşinden gitmemektedir.
Suriye’de şu an gerçekleşen, terör mikrobunun kökten temizlenmesidir. PKK’nın ve uzantılarının “Sivil halk katlediliyor” şeklindeki yalanlarına kimse aldanmamalıdır. Masumları öldürmek bu terör örgütünün misyonudur. YPG/SDG’nin terörizmini kim destekliyorsa, o da terörist yandaşıdır. Suriye ordusu, hiçbir teröriste acımadan bu köklü temizliği sürdürmelidir.
“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefinin amacı da zaten bu temizliktir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin şu sözleri, bugün Suriye’de terörle mücadele eden Suriye ordusu için önemli bir motivasyon desteği olmalıdır:
“Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir.
Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.”
***
Terör örgütlerinden arındırılmış bir Türkiye, Irak, Suriye ve İran hedefi gerçekleştiğinde, bölgenin çehresi olumlu yönde köklü biçimde değişecektir. “Terörsüz Türkiye” stratejisine karşı çıkan kim varsa, emin olun ki bu huzur, güven ve istikrar ortamına geçilmesini istemeyenlerdir. “Terörsüz Türkiye” sürecini anlayabilenler için ibretlik çok ders vardır. Hele hele terörü sürdürmek isteyenlere “Kurt kapanı” gerçeği büyük derstir.