Türk bayrağını istismar eden troller ve gerçek mücadele

YAYINLAMA:
Türk bayrağını istismar eden troller ve gerçek mücadele

Siz hangi doğru eylemde ve söylemde bulunursanız bulunun, bunu istismar etmeye ve itibarsızlaştırmaya çalışan bir güruh mutlaka olacaktır. Bu çevreler, “Terörsüz Türkiye” sürecinde de adeta nefes almadan kara propaganda yürütmüş; milletimizin huzur ve güvenliği için atılan her adımı bilinçli şekilde çarpıtma gayreti içerisine girmiştir.

Adı üzerinde “Terörsüz Türkiye” hedefiyle, ülkemizde ve bölgemizde terörün kökünü kazımaya yönelik güçlü bir irade ortaya koyan Cumhur İttifakı, bu süreçte akıl ve vicdanla izah edilemeyecek iftiralara maruz kalmıştır. Devletin bekası, milletin güvenliği ve bölgesel istikrar için atılan adımlar kasıtlı olarak hedef alınmıştır.

İşin en ibretlik ve düşündürücü tarafı ise bu kara propagandayı yürütenlerin; geçmişte terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla defalarca ittifak kurmuş, sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkmış CHP, İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi siyasi yapılar olmasıdır. Bu çevreler meselelere milletin menfaatleri açısından değil; dar siyasi çıkarlar ve günübirlik hesaplar penceresinden bakmakta, bu uğurda hiçbir ilke ve ölçü tanımamaktadır.

Bu siyasi anlayışın sosyal medyadaki uzantıları ise meseleyi daha da çirkin bir noktaya taşımaktadır. Bunların derdi doğruyu anlamak, gerçeği görmek ya da ülkeyi düşünmek değildir. Tek amaçları, siyasi çıkar peşinde koşan odaklardan nemalanmaktır. Böyle bir zihniyette ahlak ve karakter aramak beyhude bir çabadan ibarettir.

Nitekim Nusaybin sınırında Türk bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırı üzerinden dahi sosyal medyada utanmaz bir kampanya yürütülmüş; saldırı, “MHP’nin sözde verdiği tavizler” gibi gerçekle hiçbir ilgisi olmayan iddialarla istismar edilmek istenmiştir. 1995 yılında HADEP Kongresi’nde de Türk Bayrağı indirilmişti. 2014 yılında askerî sınırlarımız içinde de Türk Bayrağı indirilmişti. Alçaklık her daim, maalesef vardır… Son yaşanan alçaklığın MHP ile alakası nedir?

Buradan açık ve net soruyoruz:
MHP hangi tavizi vermiştir?
Devletin ve milletin yanında dimdik durmak mı tavizdir?
Terör örgütü PKK’yı millî bir stratejiyle tamamen ortadan kaldırma iradesi ve mücadelesi mi tavizdir?

Gerçekler ortadayken yapılan bu çarpıtmalar sadece ahmakların işidir. Zira bugün Suriye’de, Türkiye’nin her türlü desteğini verdiği Suriye Ordusu, terör örgütü PKK/YPG’yi işgal ettiği bölgelerden bir bir temizlemektedir. Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu Karakozak bölgesi, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin makamında ağırladığı ve elini havaya kaldırdığı, Suriye Ordusu’na bağlı 76. Tümen’in Türkmen Komutanı Seyf Ebubekir Polat’ın öncülüğünde terörist işgalinden kurtarılmıştır.

  1. 76. Tümen’in Türkmen Komutanı Seyf Ebubekir Polat’ın, “Karakozak’taki Süleyman Şah Türbesi teröristlerden temizlenmiştir. Bu türbeyi korumak bizim için namus ve vatan borcudur. Sayın MİT Başkanı İbrahim Kalın’a, ekibine ve Türk dünyasına armağan ediyoruz.” şeklindeki açıklaması, verilen mücadelenin kime ve neye karşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Buna rağmen, Nusaybin’deki bayrak saldırısını dahi istismar ederek MHP’yi hedef alanlar, geçmişte terörle yan yana durdukları siyasi ortaklıkları görmezden gelmekte; gerçeği çarpıtarak kendi siyasi hesaplarına alan açmaya çalışmaktadır.

Oysa MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, sürecin en başından itibaren tavrını net şekilde ortaya koymuş; teröre destek veren DEM’e, “Teröre cephe al, Türkiye partisi ol” çağrısını yapmış; terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’a da DEM grubunda, onların yüzlerine karşı, “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykır” çağrısında bulunmuştur.

Bu siyaset ahmakları, süreç başlarken MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Silahlar ya gömülecek ya da silah tutanlar gömülecektir. Yurt içinde ve yurt dışında elinde silahla gezen hiçbir caniye ve terör örgütüne müsamaha yoktur.” sözlerini hatırlamıyor mu? Tüm bunların üzerine terör örgütü PKK’nın kurucusuna, “Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” açıklamasını yaptırmanın neresi Türk milletine ve bölgeye zarar vermiştir?

Kaldı ki mesele sadece masa başında terörü kökten bitirme hedefi değildir. Suriye’deki tüm gelişmeler göstermektedir ki çağrıları ve uyarıları dikkate almayan PKK/YPG’ye silahlı mücadele de gerçekleşmiştir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de bu mücadeleyi ilk günden beri, “Sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir.” sözleriyle desteklemiş ve son değerlendirmesinde, “Son tahlilde Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamıyla arındırılmalıdır. O gün işte bugündür.” demiştir.

Buna rağmen, Nusaybin’de alçakça gerçekleştirilen Türk bayrağı saldırısını dahi istismar ederek MHP’yi hedef alanlar, ahmaklık ve şerefsizlik üretmektedir.

Siz CHP’nin, İYİ Parti’nin, Zafer Partisi’nin Suriye’de terör örgütü PKK’yı temizleme operasyonlarına ağzını doldura doldura destek verdiğini gördünüz mü? Hâlâ olayları saptırma ve istismar peşindeler…

O yüzden trol ahmakların iftira yüklü kara propagandalarına aldanmayın, kanmayın. Cumhur İttifakı ne yaptığını biliyor. Terör ya bitecek, ya bitecek… “Terörsüz Türkiye” hedefi zafere ulaşacaktır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...