Kürtlerle SDG'yi eşitlemek
Venezuela’nın Nobel Ödüllü muhalif ismi María Corina Machado ödülünü alır almaz İsrail televizyonuna canlı yayına bağlanarak büyükelçiliklerini Kudüs’e taşıma sözü verdi. Neden verdi? Çünkü Washington’un gönlüne giden yolun Tel Aviv’den geçtiğini biliyordu. ABD’deki Yahudiler, Başkan Trump’ı “ABD’nin ilk Yahudi başkanı” olarak adlandırıyorlar. Trump bu hitaptan rahatsızlık duymadığı gibi bu sıfatın altının çizilmesinden hoşnut görünüyor. Trump’ın ikinci döneminde Siyonist İsrail ABD’nin talep kapısı gibi çalışıyor. İranlı rejim karşıtlarının da bu kapıya yöneldikleri görüldü. Yurt dışında ikamet eden muhalif İranlılar İran’daki Sokak taşkınlıklarını destekleme eylemlerinde İsrail bayraklarıyla boy gösterdiler. İran’ın devrik şahının oğlu Rıza Pehlevi “İsrail’e 2500 yıl önce Yahudi halkını özgürleştirmeye ve Kudüs’teki Tapınağı yeniden inşa etmeye yardım eden Büyük Kiros’un soyundan geldiğimizi göstermek için gittim” diyerek ABD’den onay alabilmek adına Siyonist seviciliğine soyundu.
Aynı kapının Suriye sahasında da kullanıldığı görülüyor. SDG elebaşı Mazlum Abdi İsrail basın organlarına verdiği demeçlerde ABD’nin Suriye’den çekilmemesi gerektiğini söyleyerek müttefiklik ilişkilerinde kendilerini kullanmayı sürdürmelerini talep etmişti. SDG’nin dış ilişkiler yüzü İlham Ahmed de İsrail devletinden bazı isimlerle temas kurduklarını açıkça ifade ederek “kaynağı ne olursa olsun” desteğe açık olduklarını ilan ediyor. Gazze’de soykırım suçu işleyerek kadın, çocuk demeden 71 binden fazla insanın canını alan bir İsrail ortadayken İslam âlemine mensupmuş gibi sureti haktan görünüp bu yapıya yaranmaya çalışanların pozisyonu ne siyaseten ne de ahlaken izah edilebilir değildir. Üstelik böylesi bir manzarada Müslümanların katili Siyonistlerden yardım dilenen SDG’nin Suriye’deki Kürtlerin temsilcisi olarak sunulması bu pespayeliğin kirli bir boyutudur. CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Suriye’deki bütün Kürtleri terörist olarak gören, neredeyse ‘atom bombası atalım’ diyen bir bakış açısı var” sözleriyle SDG’yle Kürtleri bilinçli biçimde eşitlemeye çalışmıştır. Suriye’de temizlik konusu necasetin ismi “Kürt” değil, emperyalizmin saha unsuru olan SDG’dir. SDG’yle Müslüman Kürt’ü aynı çuvalın içine sokmak bu toprakların kardeşliğine ve Müslüman Kürt’ün şerefine sürülecek bir lekedir. Özgür Özel, Gazze’de soykırım suçu işleyen İsrail’den yardım dilenen teröristleri değil, bu terör yapılarıyla mücadele edenleri hedef tahtasına yerleştirerek önceki genel başkanının “PYD mi bize saldıracak” açıklamasını, CHP’li milletvekillerinin “Sınırımızda başkası olacağına PYD olsun” rezilliklerini aynı çizgide yeniden üretmiştir. CHP’den de zaten başka bir siyasi yaklaşım beklenmesi mümkün mü? Türk-Kürt kardeşliğini atom bombasıyla yok etmek isteyenler asıl bu zihniyettekiler değil mi?