Peki sırada ne var?

YAYINLAMA:
Peki sırada ne var?

İBB’nin “Güzeltepe Yuvamız İstanbul Çocuk Eğitim Merkezi”nde üç yaşındaki bir çocuğun bedenindeki morlukların fark edilmesiyle “şiddet” şüphesiyle başlayan olaylar, çocuk mağdurların sayısının artması ve “cinsel istismar” detayının eklenmesiyle ayrı bir renge büründü. Farklı yaş gruplarındaki beş çocuğun kreşin beden eğitimi öğretmenini işaret etmesiyle öğretmen tutuklanarak cezaevine gönderildi. Reşit olmayan kız çocuklarını sapkınlıklarına alet eden Epstein dosyası dünya gündemini sallarken bu olayın mikro ölçekte Türkiye’de gerçekleşmesi dikkatleri bu kuruma ve İBB’ye yoğunlaştırmış durumdadır. İlk baştan şunu söyleyelim ki her yerde ve her kurumda yaşanması mümkün olan böyle çirkin bir hadiseyi sırf bir belediyenin kreşinde gerçekleşiyor diye CHP’nin sırtına vuracak değiliz. Bu nevi olayların yaşanmaması adına önleyici tedbirler almak çocuklara hizmet veren kurumların öncelikli görevlerinden birisidir fakat en sıkı denetimlere rağmen bir şekilde kamufle olmanın yolunu bulan hasta ruhlu sapkınların sayısı da çoktur. Dolayısıyla “şimdilik” münferit bir yerde duran bu çirkin hadiseyi CHP’ye yüklemenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Fakat Güzeltepe’deki kreşte gerçekleşen bu şiddet ve istismarı CHP’nin sırtına yükleyen bir başkası değil, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisidir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sırf İBB’yi bu korkunç iddialardan kurtarmak adına partisinin kurumsal kimliğini suçlulara zırh olarak giydirmesi milyonlarca seçmeni olan bu parti için talihsiz anlardan bir yenisi olmuştur. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Çocuklarımızın ve ailelerimizin şikâyetlerini önemsiyoruz. Devletimizin polisine, savcısına, hâkimine güveniyoruz. Devletimizin kurumları bu işin peşini bırakmasın ve ucu nereye dokunuyorsa dokunsun sonuna kadar gitsinler” diyerek son derece sorumlu bir tavır sergilemek yerine, “Kreşte tam 35 kamera var. Kreşte kör nokta yok. Kurallar gereğince spor yaptıran öğretmenin öğrenciye temas etmesi yasak. Görüntülere göre de hiçbir temas yok. Görüntülerde hiçbir olumsuzluk yok” diyerek bilirkişiliğe soyunmuş ve akıllara durgunluk veren bir savunma girişiminde bulunmuştur. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Kör nokta yok. Öğretmenin öğrenciye teması yok” şeklindeki beyanları istismar mağduru çocuklardan birisinin uzman bilişimci olan babasının mesleki becerisiyle çürütülmüştür. Kreş yetkililerinin “kayıtların temizliğini” kanıtlamak için mağdur ebeveynlere dinlettiği kesilip-biçilmiş kaydın arka plan seslerini deşifre eden bilişim uzmanı baba, çocuklara uygulanan şiddete ve sapkın içerikli konuşmalara şahit olduktan sonra konuyu adli mercilere taşımıştır. 

Suçlu-suçsuz yarışında yine yanlış ata oynayan Özgür Özel “Çocuk etkinlik merkezlerimizi gözden düşürmek ya da onlara çökmek için bir feryat figan gidiyorsa biz buna teslim olmayız” diyerek İBB’ye ve CHP’ye kumpas kurulduğu fikrini ileri sürmüştür. Çocukların darbedildiği ve istismar edildiği bir olayda eğrisini doğrusunu araştırmaksızın adı geçen suçluları savunmak, yaşları üç ila altı arasında değişen beş çocuğun CHP’yi bitirmek için bir araya geldiğine inanmak demektir. Şizofreniye doğru giden bu kafa yapısına hakikatleri anlatmak ise mümkün değildir.  En yakınındakilerin etkin pişmanlığa koştuğu Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvetini de “Suçsuzluğuna ben kefilim” diyerek sahiplenen Özgür Özel’in girdiği bu ilişkiler CHP’nin ahlaki çıtasını yerin en dibine çekmiştir. Onun durumuna en çok “Kefaletin sonu sefalettir” atasözü uygun gelmektedir. Dün yolsuzluk, rüşvet, irtikap; bugün çocuğa şiddet ve istismar…  Peki sırada ne var?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...