CHP'nin PKK sicili ve 'Terörsüz Türkiye' ikiyüzlülüğü

YAYINLAMA:
CHP'nin PKK sicili ve 'Terörsüz Türkiye' ikiyüzlülüğü

CHP kimdir?

1991 yılında, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olarak değerlendirilen HEP’i Meclis’e taşıyan partidir.

2015 yılında, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’yi “Her CHP’li aileden HDP’ye bir oy” sloganıyla destekleyen partidir.

2019 yılında, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile yerel seçimlerde ittifak yapan partidir.

2023 yılında, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ittifak kuran partidir.

2024 yılında ise terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı DEM ile “Kent Uzlaşısı” çerçevesinde yerel seçim ittifakı yapan partidir.

Nitekim mevcut Genel Başkanları Özgür Özel’in, daha geçtiğimiz aylarda dile getirdiği “Zafer Partisi ve DEM yan yana durmak zorunda, birleşmek zorunda. DEM Parti ile ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM ile CHP ayrı düşemez.” şeklindeki ifadeleri, CHP yönetiminin DEM ile yollarını ayırmayı düşünmediğini açıkça göstermektedir.

Bu siyasi sicil dikkate alındığında, CHP’nin sınır içi ve sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkması; terör örgütü YPG’nin Suriye’de federasyon ve özerklik kurmasına yönelik tutumları desteklemesi; HDP ile anayasa taslakları hazırlanması sürecinde yer alması; terör örgütü PKK’ya ait gazete ve televizyonların kapatılmasına karşı tavır alması ve benzeri yaklaşımları da göz ardı edilmemelidir.

Tüm bu gerçekler ortadayken, “duymadık” ya da “bilmiyoruz” demek ancak bilinçli bir görmezden gelmenin sonucu olabilir. Ya da ahmaklıktan başka nedir?

CHP’nin bu siyasi sicili üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapılabilir; ancak bugün özellikle iki isim üzerinde durmak istiyorum: Tanju Özcan ve Mansur Yavaş.

Bu isimlerden biri uzun yıllardır CHP siyaseti içinde yer alırken, diğeri ise 2013 yılında “Bugün 40 yıllık geçmişimi geride bırakarak CHP adayı olmamla, geride kalan bütün tartışmalar bitecektir” ifadeleriyle CHP’ye katılmıştır.

Gerek Tanju Özcan gerekse Mansur Yavaş, yönettikleri şehirlerdeki asli görev alanları olan yerel yönetim hizmetleri yerine, çoğu zaman siyasi ve güncel polemiklerle gündeme gelmektedir. Sürekli tartışmalı eylem ve söylemlerle anılan bu iki isim, belediyecilik hizmetlerini yerine getiremedikleri gibi, mensubu oldukları CHP’nin sicilini unutturabileceklerini sanarak Türkiye’nin içinde bulunduğu süreç hakkında ahkâm kesmektedir.

Sürekli tribünlere oynama hevesi içindeler; siyasi istismar ve ikiyüzlülükten beslenen bir çizgide hareket ediyorlar. Böyle bir CHP’de belediye başkanlığı yapıp, üstelik utanmadan ve sıkılmadan; tartmadan, biçmeden “Terörsüz Türkiye” meselesinde de yine tribünlere dönük bir siyaset yürütme peşindeler.

Hele ki CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve kadrosunun, Suriye’deki terör örgütü PKK’ya karşı verilen mücadeleye karşı çıkarken YPG’ye özerklik söylemini dillendirmeye çalıştığı; terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın dahi “talebi bitti” dediği başlıkları yeniden gündeme taşıdığı bu günlerde, “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik saldırıları büyük bir ikiyüzlülük örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Böyle bir CHP’nin içinde yer alıp “Terörsüz Türkiye” hakkında konuşabilmek için insanın önce utanması gerekir. Ne var ki bunlarda böyle bir duyguya rastlanmamaktadır.

Oysa bu ikili, siyasi menfaat ve çıkarlarına; oluşan atmosferin getirilerine göre konuşmayı alışkanlık hâline getirmiş bir modeli temsil etmektedir. CHP’nin, terör devam ederken HDP-DEM ile kurduğu ittifakları ve PKK ile olan örtülü işbirliğini gizlemek için geçmişte neler söylediklerini hatırlamak yeterlidir.

Tanju Özcan şu ifadeleri kullanıyordu:
“Selahattin Demirtaş’ın neden cezaevinde olduğunu, hangi gerekçeye dayandığını bilmiyorum. Sayın Demirtaş yıllardır şunu söylemeye çalıştı. Ben Sayın Demirtaş’tan nedense umutluyum, ona biraz daha farklı bir gözle bakıyorum. Sayın Demirtaş’ın cezaevinden çıkar çıkmaz şunu söylemesini umuyorum: ‘Örgüt silah bıraksın, devlet bunun karşısında bir af çıkarsın ve bu sorunu görüşmek üzere ilk randevuyu Sayın Bahçeli’den istiyorum.’”

Mansur Yavaş ise şu sözleri dile getirmişti:
“Demirtaş’ın bir açıklamasını gördüm; PKK silah bırakmalıdır diyor. Belki HDP bu şekilde Meclis’e girip PKK’ya ‘Yeter artık, silah bırakın’ diyecek.”

***

Tanju Özcan ve Mansur Yavaş’ın bu sözleri dile getirdiği günlerde, Cumhur İttifakı terörle mücadelesini aralıksız şekilde sürdürüyordu. Buna karşın, gerek önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gerekse mevcut Genel Başkan Özgür Özel döneminde CHP, HDP/DEM’e “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun” çağrısında bulunmadan; Türk devletinin terörle mücadelesine karşı durarak bu yapıyla ittifak ve işbirliği yoluna gitmiştir.

“Terörsüz Türkiye” projesini başlatan Cumhur İttifakı, bugün de terörle mücadele stratejisini kesintisiz biçimde sürdürmektedir. CHP’nin karşı çıktığı “Terörsüz Bölge” projesinin ise bir ayağı Suriye’de hayata geçirilme aşamasına gelmiştir.

“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” gibi stratejik başlıklar, ne Tanju Özcan’ın ne de Mansur Yavaş’ın kavrayabileceği ölçekte konulardır. Bolu’yu ve Ankara’yı yönetmekten aciz olan bu isimler, gündemi kirletmek yerine belediye başkanlığının gereklerini yerine getirmelidir. Zira belediye başkanlığı görevlerini layıkıyla yapmadıkları artık açıkça görülmektedir.

Son olarak tavsiyem şudur: Bu kadar boş vakitleri varsa, CHP–PKK ilişkisine dair geçmişten bugüne arşivlerde yer alan bilgi ve belgeleri okumalarında fayda vardır. Belki arşivlerden utanır da bu kadar gevezelik yapmazlar…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...