ABD-İran görüşmesinden ne çıkacak?

YAYINLAMA:
ABD-İran görüşmesinden ne çıkacak?

ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesinin ardından, Trump’ın Kolombiya, Küba, Grönland ve son olarak İran’a yönelik tehditleri yeni bir sömürü ve emperyalist sistemin işletilmeye çalışıldığını açık etmiştir. 

Yükselen ABD-İran gerilimi sadece bölgesel bir risk değil, askeri müdahalenin gündeme girmesiyle beraber tüm dünyayı felakete sürükleyebilecek tehlikedir. Her iki ülke arasında diyalog ve diplomasi sisteminin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesi gerekmektedir. ABD ile İran arasında müzakere gündeme gelmiş, tarafların tutumlarıyla beraber süreç karmaşıklaşsa da 6 Şubat 2026 Cuma günü Umman’ın başkenti Maskat’ta nükleer program odaklı müzakerelerin yapılacağı duyurulmuştur. Planlanan görüşme, 2025’in ikinci yarısından bu yana sürekli yükselen gerginliğin ardından taraflar arasındaki ilk doğrudan temas olması iki ülkenin arasındaki krizin yönünü belirlemesi açısından önemli bir eşik olarak görülmektedir.

Bu girişim, taraflar arasında diplomatik kanalların tamamen kapandığını gösteren son aylardaki atmosferi hafifletme potansiyeli taşımaktadır. ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağı göz önünde bulundurulduğunda buradaki stratejinin İran’ı müzakereye çekmek açısından etkili olduğu söylenebilir. Zira ABD Orta Doğu’da 11 ülkede 46 üs ve yaklaşık 45 bin askeri personele sahiptir. Diğer yandan yine bölgede ABD’ye ait F-15, F-16, F-22, F-35 gibi uçaklarla beraber üst düzey savaş gemilerinin olması askeri baskıyı artırmaktadır. 

Müzakerelerin başarıya ulaşması durumunda en somut sonuç, nükleer gerilimin azalması olabilir. İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin belli sınırlara çekilmesi, yeni bir kriz dalgasını engelleyerek bölgesel ekonomik istikrarı destekleyebilir. Petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskı da bir süreliğine hafifleyebilir. Ancak müzakerelerin ön şartları ve kapsamındaki uyuşmazlıklar başarı olasılığını gölgelemektedir. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer konuyla sınırlı olmasını isterken Washington, İran’ın balistik füze programı, bölgesel vekil gruplara desteği ve silahlanma kapasitesini de müzakere masasına getirmekte ısrar etmektedir. 

Diğer bir potansiyel sonuç, askeri çatışma riskinin azalması olabilir. Diplomasi çabalarının sürmesi, doğrudan bir savaşın önünü kesebileceği gibi özellikle de ABD Başkanı Donald Trump’ın tehdit söylemlerini artırdığı bir dönemde diplomasiyi tercih etmesi, sıcak çatışma ihtimalini bir nebze azaltabilecektir. Ancak her iki tarafın da yaklaşımına bakıldığında bunun garanti vermek mümkün değildir. Görüşmelerin başarısız olması, askeri seçeneklerin tekrar masaya gelmesine yol açabilecektir. Geçmişte benzer diplomasiler çökmüş ve bunun sonucunda gerilimler daha da artmıştır.

Bölgesel aktörlerin rolü de görüşmelerin yönünü etkileyecektir. Körfez ülkeleri ve Türkiye gibi aktörler, diplomasiye destek vererek tansiyonu düşürmeye çalışmaktadır. Bu dış baskı, tarafları daha esnek çözümlere yöneltebilir. 

6 Şubat’taki görüşme Ortadoğu için yeni bir sayfa açma ya da gerginliği derinleştirme potansiyeline sahiptir. Başarılı bir müzakere, hem İran’ın uluslararası izolasyonunu hafifletebilir hem de bölgede daha geniş bir çatışma riskini azaltabilir. Öte yandan başarısızlık, tarafların askeri seçenekleri yeniden gündeme getirmesine ve iç politikada sertleşmeye yol açabilir. Mevcut tablo, diplomatik bir kırılma noktasının eşiğinde olduğumuzu işaret etmektedir. 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...