30 Mart 1998’de yapılan tespitler ve 2026’daki gerçekler

YAYINLAMA:
30 Mart 1998’de yapılan tespitler ve 2026’daki gerçekler

Devlet Bahçeli Beyefendi’nin30 Mart 1998’de “Türk Milliyetçilerine İktidar Yolu Gözüktü” başlığıyla, Milliyetçi Hareket Gazetesine yapmış olduğu analitik değerlendirme bugünün gerçekleri açısından çok önemlidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliği, millî devlet ve küreselleşme ilişkisini irdelediği bu değerlendirmedeki öngörüler şaşırtıcı düzeyde bugünün gerçeklerini işaret etmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabii durumunun millî devletin yanı olduğuna ancak bu doğal durumun küreselleşme gerçeğini doğru kavrayarak anlaşılması ve açıklanması gerektiğine dikkat çeker. Millî devlet ve küreselleşme arasında bazı gerilimlerin var olduğu ve gelecekte muhtemel sıkıntıların da yaşanabileceği potansiyelinin altını çizer ve soğukkanlı değerlendirmelere ihtiyaç olduğuna vurgu yapar. Küreselleşme gerçeğinin özellikle insani demokratik değerler açısından ciddi bir sorgulamaya ve analize tabi tutulmasının değerli olduğunu savunur. Küreselleşme gerçeğinin en doğal görünümlerinden ilkinin iletişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan hızlı bir değer ve bilgi dolaşımı olduğunu söyler. Bu bağlamda küreselleşme ve millî kültürler arasındaki ilk ve en önemli problemin bilgi ve değer akışındaki niteliğin belirlenmesiyle ilişkili olduğuna dair tespitini yapar, mesajı veren ile alıcının arasındaki dengesizliğin mahiyeti ve boyutunun ne olacağının ve sınırının nereden başlayıp nerede biteceğinin çok muğlak bir hal alacağına özellikle dikkate çeker. 

Devlet Bahçeli Beyefendi’nin 30 Mart 1998’de yapmış olduğu bu tespit açısından bakıldığında bugün küreselleşmenin en önemli problemlerinden birinin bütün dünyada e-iletişim süreçlerinin yarattığı derin sancılar ve bu bağlamda iletilen mesajların toplumları nasıl içinden çıkılamayan bir sarmala sürüklediğidir. Nitekim son dönemlerin en popüler yayınları tam olarak bu problemi konu edinmektedir. Küreselleşme gerçeğinin ikinci ve çok yönlü analiz edilmesi gereken problemi ise denetlenmesi giderek güçlük arz eden milletlerarası sermayenin ve örgütlerin etki alanlarını olabildiğince genişletme çabaları olacaktır. Geçmişten bugüne sesleniş olarak ifade edilebilecek olan bu tespit, kuşkusuz günümüzün en temel tartışma konusuna ilişkin bilgiye dayalı bir öngörüdür. Bunu bir tecrübenin verisi olarak ifade eden Devlet Bahçeli Beyefendi, bugüne kadar küreselleşmenin iç açıcı olmayan çıktılarına referans yapar; bilançoda eşitsizlik, yoksulluk, etnik çatışmalar, kutuplaşma ve silahlanmanın bulunduğuna dikkat çeker. Mutluluk, refah ve yardımlaşma gibi değerlerden yoksunluğun, adalet ve iş birliği gibi iddiaların ise geçersizliğinin aleni olduğunu dile getirir. Bu gerçekler bağlamında bakıldığında küreselleşmenin sürdürülebilir dünya düzeni inşası olmadığına sıklıkla vurgu yapar. Eskiden küreselleşmenin sınırlar üzerinden ülkelerin ve insanların birbirlerine yakınlaşması şeklinde algılanması bugün etkisini kaybetmeye başlamışken onun yerini dijitalleşmenin alması kültürel bakımdan meseleyi daha karmaşık bir hale getirmiştir. Bu da Devlet Bahçeli Beyefendi’nin öngörülerinde ne kadar haklı olduğunu göstermektedir.

Yine bir öngörüde bulunan Devlet Bahçeli Beyefendi küreselleşmenin üçüncü olarak bölgesel, kültürel ve çatışmacı çetin bir sürece evirileceğini iddia eder ki, bu tespit bugün içinde bulunduğumuz gerçeğin ta kendisidir. İşaret edilen problemler, doğal olarak milletlerarası iş birliğinin anlamını artıran ve önemini açık olarak ortaya koyan gerçekliklerdir. Devlet Bahçeli Beyefendi’ye göre milletlerarası iletişimin önemi zikredilen tabloda bölgesel kırılma ve çatışma alanlarında çözümün veya insanlığın küresel sorunlarının üstesinden gelme imkânının ol(a)mayacağının bilinmesinde içkindir. Bunun için istikrarlı ve sağlıklı bir milletlerarası iletişim kurulması zorunludur. Küreselleşme gerçeğinin hâlihazırda olduğu üzere aktığı bir dünya sisteminde özellikle kalkınmakta olan ülkelerin millî kültürlerinin çok daha fazla kuşatılacağı ve hatta hayat mücadelesine dönüşeceği açıktır. Kendi millî kültürlerini küresel dünyada rekabet edebilir hale getiremeyen ülkeler için ise zorlu bir gelecek kaçınılmazdır. Diğer taraftan tek tip bir küreselleşmeden yani bütün ilkeleri ile sabitesi olan bir gerçeklikten söz etmediğimiz gerçeğini akılda tutarak konjonktürel gelişmelerin de çok belirleyici olacağı bir gelecek bizleri beklemektedir. Devlet Bahçeli Beyefendi’nin öngörüyle resmettiği manzara bugün yüzleştiğimiz dünya durumunu tam olarak yansıtmaktadır. Hem küresel sermayenin hem de dijital dünyanın küçük sermaye ve alt kültürleri sarmal içerisine sokup çıkmaza sürüklemesi tam da bunu göstermektedir.

                Aynı şekilde Devlet Bahçeli Beyefendi’ye göre küreselleşmenin kendinde içkin olan rekabet anlayışının “Ekonomik Milliyetçiliği” besleyerek kalkınma azmini kamçılayacağı da unutulmamalıdır. Devlet Bahçeli Beyefendi burada sürekli olarak küreselleşme karşısında millî devletlerin önemini yitireceğine dayanan çıkarımları doğru tespitler olarak görmediğini ve tam tersine millî devletlerin güçleneceğini düşündüğünü dile getirerek, yaşanacak bütün gelişmelerin aslında 21. yüzyılın nasıl bir yüzyıl olacağını belirleyeceğini de ifade ediyor. Böyle bir fikrî ve siyasi ortamda milliyetçi bakışın öncelikle birkaç noktanın altının çizilmesi ile doğru anlaşılıp açıklanabileceğini vurgu yapan Devlet Bahçeli Beyefendi, millî kültür ve millî devlete nasıl baktığınız ile milliyetçilikten ne anladığınız doğrudan ilişkilidir demektedir. Devlet Bahçeli Beyefendi’ye göre kişilerin/toplumların kültürel, ideolojik ve zihniyet olarak durduğu yer ile milliyetçiliğe yüklediği anlam arasında doğrudan bir bağ vardır. İşte bu da milliyetçilikten tam olarak ne anladığınız, onu nasıl yorumladığınız ve ona ihtiyacın olup olmadığı yönündeki düşüncelerinizi şekillendirecek olan belirleyicilerdir. Sağlıklı ve tarihsel gerçeklikle uyumlu bir milliyetçilik anlayışı ortaya koyabilmenin en öncelikli adımı yaşanan kavram kargaşasını ortadan kaldırmak, bilerek veya bilmeyerek oluşturulan yanlış algılamaları tashih edip doğrularının ne olduğunu belirlemek gerekir.

Yukarıda tespitleri yapılan üç öngörü bundan yirmi sekiz yıl önce Devlet Bahçeli Beyefendi’nin dünya durumuna ilişkin öngörüleridir. Küreselleşmenin kaçınılmaz bir gerçeklik olduğuna herkesin inandırıldığı, akademiden sermeye gruplarına ve siyaset kurumundan sivil toplum örgütlerine çok kişinin, grubun ve kurumun sahiplendiği bumankurtlaştırma politikasına o gün en analitik şerhi düşen Devlet Bahçeli Beyefendidir. Bugün, yani 2026 yılının küresel buhranı veya küreselleşmenin bittiğinin ilanı sadece sonuca dair bir durum tespitidir. Oysa yirmi sekiz yıl önce bu sonucun gerçekleşeceğine dair tespitler bir neden analizidir. Bu gerçeklik bugün için önemli mesaj içermektedir. Bu mesaj bugünün öngörülerinin yarının gerçeği olacağını idrak etmek ve Devlet Bahçeli Beyefendi tarafından geliştirilen politikaları bu gerçekler zemininden hareketle, anlamak, açıklamak ve anlatmaktır. Yarına dair öngörüde bulunabilmek dünü iyi okumak, geçmiş ve gelecek arasında güçlü bir bağ kurmakla mümkün olabilir. Tarihsel devamlılık ve Türkiye’de Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının inşası bakımından Devlet Bahçeli Beyefendi’nin kaleme almış olduğu her yazısında ve yapmış olduğu her konuşmasında bu şekilde çokça açıklama vardır. Zamanı geldikçe Devlet Bahçeli Beyefendi’nin ne demek istediği çokça örneklendirilebileceği gibi soyut birer ifadeden somut bir durum tespitine dönüşecek ve tarihin hakikat aynasında yerini alacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...