Sadece adınız iyi, bakışınız ve zihniyetiniz kötü
“Anadolu’nun bir köyünden fakir bir adam, çocuğunu okutmuş. Çocuk liseyi bitirmiş, üniversiteyi bitirmiş. Babası, ‘Avrupa’ya göndereyim’ demiş ve göndermiş.
‘Çocuk Avrupa’da okuyor…’ diye övünürken bir yandan da oğlunu özlemiş. ‘Bir gideyim, göreyim’ demiş. İstanbul’dan trene binmiş; memleket işi heybesini almış, içine azığını, memleketten ufak tefek hediyelerini koymuş. Yanına bir de sepet almış. Yolda susadığında içmek için bir testi suyu da kompartımana yerleştirmiş.
Paris’e gelmiş. Paris Garı’na vardığında, babasını karşılamak için oğlu da gelmiş. Ancak oğlu, babasını şalvarlı, cepkenli; heybesi omzunda, sepeti ve testisi yanında görünce utanmış… Saklanmış, kaçmış…”
“Arkadaşlar! Kendimizden utanmak çok büyük bir alçalmadır. Biz o ananın, o babanın çocuklarıyız. O şalvarlılardan, o heybelilerden geldik. Batılı akıl, o heybenin içindekine değil; onun üzerindeki Türkmen ruhunun asaletini gösteren ince işçiliğe, nakışa hayran olur.
Bundan sıyrılmamız lâzımdır. Kendi insanımıza; yalınayak da olsa, kir içinde de olsa, bit içinde de olsa sahip çıkmamız lâzımdır. O bizim insanımızdır. O maya, aynı asil mayadır. Ona sahip çıkacağız. Kurtuluşumuzun başlangıcı burasıdır.”
— Başbuğ Alparslan Türkeş

Bu sözleri hatırlattıktan sonra, öncelikle kuruluşunun 57. kutlu yılını idrak ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi’ni Ülkücülere miras bırakan Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum.
Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in bu sözlerini yeniden hatırlatmama vesile olan konuya şimdi gelmek istiyorum.
İYİ Partili Mehmet Emin Korkmaz isimli bir kişi, Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in geleneksel Anadolu kıyafetleri ve şalvarını hedef alan bir paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştır:
“Eskişehir/Mihalgazi Belediye Başkanı’na bakın! Bu siyasal İslamcı şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek midir, yoksa ahırında inek sağmak mıdır? Mekânı şaşırmış olacak gariban. AKP’ye de böylesi yakışır, ne günlere kaldık; hakikaten katır mühürdar oldu arkadaş! Kargalara kalan dünya; belediye kimlere kalmış! Vallahi benim annem bundan İYİ yönetir; en azından kılığı kılık, tahsili var!”
Geçmişte bu milletin giyim kuşamını aşağılamayı CHP üstlenirdi. Bugün ise CHP ile yata kalka, huyundan suyundan misali, aynı dili ve zihniyeti İYİ Partililer sürdürmektedir.
İYİ Parti Kurucu Üyesi Mehmet Emin Korkmaz, bu aşağılık bakış açısını paylaşmakta; ancak gelen tepkiler karşısında korkup sayfasını kapatarak kaçmıştır. Sonrasında gözaltına alınıp tutuklanmıştır.
Çağdaşlığı çıplaklıkla, soyunmayı medeniyetle eşitleyen bu zihniyet; başörtülü ve şalvarlı bir belediye başkanını, sırf giyim ve kuşamından dolayı, “ahırda inek sağmak” dışında bir yerde tasavvur edememektedir. Atatürk, “Saygıdeğer çiftçiler! Sizler hepimizin babasısınız, hepimizin efendimizsiniz.” derken bu hormonlu, maskeli ve genetiği bozuk sözde milliyetçilere bakar mısınız?
Bu aşağılık düşüncenin sahipleri, Atatürk gibi bir dehayı doğurup yetiştiren Zübeyde Hanım’ı da Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin kahramanlarından Nene Hatun’u da; başörtüleri, giyim ve kuşamları üzerinden aynı şekilde değersiz görüyordur. Kaldı ki zaman zaman Meral Akşener’in de atmosfere uygun o model giyinip kuşandığı görülmüştür.
İYİ Parti, kuruluş aşamasında CHP’nin çatısı altında ruhen ve fikren şekillendiği için buna benzer pek çok vakaya imza atmıştır. İYİ Partini’nin CHP benzeşmesi çok yüksektir. Genetik çok benzerlik göstermektedir.
İYİ Parti Kurucu Üyesi Mehmet Emin Korkmaz, bugün şalvarlı ve başörtülü olduğu için bir belediye başkanını hor ve hakir görmektedir.
Dün de benzer bir zihniyet, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan’ın sözlerinde kendini göstermişti. Türkkan, Meclis’te bütçe görüşmeleri sırasında, “Meclis’te ziyaretçi yasağı olur. Az evvel ziyaretçi sıralarında yer alan bu sarıklı cübbeli arkadaş kimdir acaba?” ifadeleriyle, Mardin’in Derik ilçesinin şehit kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ün babası merhum Asım Safitürk’ü hedef almıştı.
Eli öpülesi, bedel ödemiş merhum Asım Safitürk de bu hadsizliğe karşı tepkisini şu sözlerle dile getirmişti:
“Bu adam bunu ilk defa yapmadı. Demek ki bu adamın şehit yakınlarına, şehitlere karşı bir alerjisi var. Çok ayıp oldu. Biz bu memleketin insanıyız; Meclis, milletin meclisidir. Bu sıkıntının bir daha yaşanmaması için bu adamın milletvekilliğinin düşürülmesi lazım. Bu saygısızlığı yapan kişinin bir bedel ödemesi gerekir. Biz zaten vatan için ağır bir bedel ödedik. Böyle olaylar acımı tazeliyor.”
Evladını şehit vermiş bir babaya dahi “bu sarıklı cübbeli arkadaş kimdir?” diyebilen bu zihniyetin, milletle gönül bağı kurması ve iflah olması artık mümkün görünmemektedir.
İYİ Parti’de siyaset yapan birçok kişinin babası, annesi, ablası, kardeşi; amcası, teyzesi, halası ve dayısı bugün bu kurucunun aşağılamaya çalıştığı giyim kuşam kültürünün içinden gelmektedir.
Başbuğ Alparslan Türkeş, bu gibilere yıllar önce, “Arkadaşlar! Kendimizden utanmak çok büyük bir alçalmadır. Biz o ananın, o babanın çocuklarıyız. O şalvarlılardan, o heybelilerden geldik.” diyerek alçalmamayı öğütlüyordu.
İYİ Parti, bünyesinde bu tür alçalmaları sergileyenleri ayıklamalı; toplumu giyiminden, kuşamından ve dış görünüşünden dolayı ayrıştıran kim varsa, onların siyaset alanında kin, nefret ve öfke yaymasının önüne geçmelidir.
İYİ Parti’nin kuruluş sürecinde ve sonrasında, iktidar nefretiyle ve CHP genetiğiyle hareket eden birçok unsurun parti içinde yer bulduğu bilinmektedir. Bu nedenle her an her türlü provokatif eylem ve söylemin ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksektir.
Adını “İYİ” koymakla “iyi” olunmuyor. Bir başörtülü, şalvarlı belediye başkanına bile görüldüğü gibi kötü gözle ve nefret diliyle bakabiliyorlar.