“MHP ve Ülkücü Hareket bitmiştir”, “Hizmet hareketi (FETÖ) bizim başarımızdır”

YAYINLAMA:
“MHP ve Ülkücü Hareket bitmiştir”, “Hizmet hareketi (FETÖ) bizim başarımızdır”

Namık Kemal Zeybek, siyasi yalanlar, iftiralar, bitmek bilmeyen ihtiraslar ve menfaat odaklı tutumlarıyla, benim kanaatimce iflah olmaz bir profildir. Ben, bu kişinin hayatı boyunca herhangi bir konuda tutarlı bir değer yargısına ya da bir ahlak anlayışına sahip olduğuna inanmıyorum. Namık Kemal Zeybek, oportünist, pragmatist, manipülatif ve makyavelist nitelikleriyle, uluslararası siyaset literatüründe sıkça tanımlanan problemli bir karakter tipini fazlasıyla karşılamaktadır.

82 yaşında olan ve bir ayağı artık bu dünya için çukurdayken, insanın en azından bir günah freni olur diye düşünürsünüz; onda bu da yoktur. Gözünü bu dünyaya nasıl açtıysa, öyle kapatacaktır. Bu konularda bu yaştan sonra değişecek değil ya… Mezarda mı değişecek?

Ben bu adamı, yani Namık Kemal Zeybek’i rezil etmekten gerçekten bıktım. Ancak o, rezil olmaya bir türlü doymadı. Yıllar içinde; “Bir Zeybek Havasına Ne Dersiniz?”, “Zeybek Havasına Devam”, “Zeybek Havası Bıktırdı”, “Sen Kendini Kurtar Zeybek!”, “Zeybek Göster Hünerlerini”, “Ha Gayret Zeybek!”, “Siyasi Şizofren Zeybek Yine Durmuyor!”, “Zeybek Ne Zaman Akıllanacaksın?” başlıklarıyla ve benzeri onlarca yazı kaleme aldım.

Bu şahıs, hasbelkader gençlik yıllarında çok kısa süreli MHP’li olmuş; 1980 sonrası takmadığı parti rozeti kalmamış ama oportünist, pragmatist, manipülatif ve makyavelist niteliklerini hep MHP ve Ülkücü Hareket üzerinden canlı tutmaya çalışmaktadır. MHP ve Ülkücü Hareket, onda derin bir takıntı hâline gelmiştir.

Oysa aklı, hafızası, karakteri ve şerefi olanların şuurunu açık tutacak ve onun bu niteliklerini ayaklar altına alacak, ona ait bir röportaj arşivlerde bulunmaktadır.

O röportajı defalarca hatırlattığımız hâlde utanmadan, sıkılmadan hem MHP’nin hem de Başbuğ Alparslan Türkeş’in adını ağzına alabilmektedir. Böyle bir röportajı olan, utancından insan içine çıkamaz oysa…

Hürriyet Gazetesi’nde, 3 Temmuz 1988 günü “Pazar Sohbeti” adı altında Emin Çölaşan’la yapmış olduğu bir söyleşi var ki, Namık Kemal Zeybek’in gerçek yüzünü, karakterini ve siyasi dönekliğini her yönüyle göstermektedir.

Bu yapılan “Pazar Sohbeti”nin manşetinde kısa başlık şöyle: Eski MHP’li yeni ANAP’lı Namık Kemal Zeybek’e göre, sadece milliyetçiliğe dayalı siyasi organizasyon dönemi kapandı. Büyük başlık ise “MHP Misyonunu Tamamladı” şeklinde yer alıyor. Yapılan o “Pazar Sohbeti”nde Emin Çölaşan, Namık Kemal Zeybek’e “MHP ve Başbuğ Alparslan Türkeş” hakkında birçok soru yöneltiyor. Bakın, Namık Kemal Zeybek o sorulara nasıl cevap veriyor:

Emin Çölaşan:

  • MHP ve Ülkücü kuruluşları biraz eleştirsenize. Koptuğunuza göre bir sebebi olması gerekir.

Namık Kemal Zeybek:

  • Bir kere ben bunu kopmak diye almıyorum. MHP bitti, misyonunu tamamladı ve tarihteki yerini aldı diye bakıyorum. Bugün artık MHP diye bir şey olduğuna inanmıyorum. MHP belli bir görev yapmıştır ve tarihteki yerine intikal etmiştir.

Emin Çölaşan:

  • Peki ama bugün o partinin devamı olan MÇP var. Eski MHP takımının bir bölümü, Başbuğ Türkeş’in liderliğinde yine orada toplanıyor. Acaba Ülkücü Hareket de bitti mi?

Namık Kemal Zeybek:

  • Ülkücü Hareket diye bir şeyi de ben bugün mevcut saymıyorum.

Emin Çölaşan:

  • O da MHP gibi tarihe mi karıştı?

Namık Kemal Zeybek:

  • Evet… Ülkücü Hareket de görevini yapmış, çok ciddi ve vatansever kadrolar yetiştirmiş ve tarihe karışmıştır. 1980’den sonra kendisine “Ülkücü” diyen bir hareket zaten görünmüyor.

Emin Çölaşan:

  • Yani Türkeş artık devrini tamamladı mı?

Namık Kemal Zeybek:

  • Hizmet tamamlanmıştır. Türkiye artık değişmiştir. Türkiye yeni bir Türkiye olmuştur. Her şeyi değişmiştir ve bu değişikliklere cevap vermek üzere ANAP kurulmuştur. Artık eski MHP gibi bir partiye ihtiyaç yoktur. Böyle bir partinin şansı da yoktur. Bu yüzden de Sayın Türkeş’in çizgisinden ve kendisinden ayrılan eski MHP’lilerin büyük çoğunluğu ANAP’lı olmuştur.

Emin Çölaşan:

  • Ve size göre, Türkeş bundan sonra köşesinde mi oturmalıdır?

Namık Kemal Zeybek:

  • Oturmalıdır. Tabii kendisi bir siyasi parti olarak ortaya çıkmayı doğru buluyorsa, kendisine başarılar dileriz.

Emin Çölaşan:

  • Yani Türkeş’e veya partiye karşıtlığınız var mıydı?

Namık Kemal Zeybek:

  • Bir takım şeyler vardı.

 

3 Temmuz 1988 yılında bu cümleleri kurmuş Namık Kemal Zeybek, şimdi Başbuğ Türkeş ismini ve kendine benzer kişileri referans göstererek; bir gün olsun MHP’nin çizgisinden ayrılmamış, Başbuğ Türkeş’in sağlığında onu incitecek bir tane davranışı olmamış, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik şu ifadeleri kullanmış:
“Yıllardan beri söylüyorum ve diyorum ki; şimdi bana inandınız mı? İnanmadıysanız sizi hiçbir şekilde inandıramam. Diyorum ki Alparslan Türkeş bana söyledi; Ramiz Ongun’a, Yılmaz Durak’a, Yaşar Okuyan’a, bildiklerine ve güvendiklerine söyledi, oğlu Tuğrul Türkeş’e söyledi: ‘Devlet Bahçeli ülkücü ve MHP’li değildir.’ Onu görevlendirdiler, ben onu kullanıyorum. Onu uzaklaştırırsam bilmediğim birisini görevlendirirler.”

***

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarken bile, Başbuğ Alparslan Türkeş’in otoritesini küçültmeye; onun liderliğini ve yönetimini acizlik içinde göstermeye çalışmaktadır.

Oysa Başbuğumuz Alparslan Türkeş, Sayın Devlet Bahçeli’yi MHP ve MÇP dönemlerinde, farklı zamanlarda ve kritik görevlerde bizzat görevlendirmiştir. Genel Sekreterlikten Genel Başkan Yardımcılığına, Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Karar Kurulu üyeliklerinden Genel Başkan Başdanışmanlığına kadar pek çok sorumluluğu kendisine tevdi etmiştir. Bununla da yetinmemiş; Ülkü Ocakları’nın kurucu ve yöneticisi yapmış, birçok yan kuruluşun kurulmasını ve tüzüklerinin hazırlanmasını da ona emanet etmiştir.

Böylesine açık ve tartışmasız bir mazi ortadayken; siyasi hayatı boyunca kırk kapı dolaşmış, her dönemin rüzgârına göre saf değiştirmiş Namık Kemal Zeybek gibi oportünist, pragmatist, manipülatif ve makyavelist bir profilin bu tarihî ve kutlu birikimi kirletmeye kalkışması, ancak kendi defolu karakterini ele vermektedir.

Namık Kemal Zeybek, madem Başbuğ Alparslan Türkeş’in her söylediğine bu kadar önem veriyordun; o hâlde 1988 yılında neden Anavatan Partisi saflarında siyaset yaparken, “MHP misyonunu tamamladı. Ülkücü Hareket diye bir şeyi bugün mevcut saymıyorum. Türkeş artık köşesinde oturmalı. MHP’ye ve Türkeş’e karşıtlıklarım vardı” şeklinde konuşuyordun?

Hem bu sözleri sarf edip hem de bugün Başbuğ Alparslan Türkeş’in adını siyasi hesaplarına, yalanlarına ve iftiralarına alet etmenin izahı nedir?
Bu nasıl bir karakter çelişkisidir, bu nasıl bir ahlak zaafıdır?

Namık Kemal Zeybek’in yalan ve iftiralarına alet ettiği, referans gösterdiği Tuğrul Türkeş ise 2007 yılında Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bahçeli MİT’çi değildir. Babamın bana yazılmış böyle bir mektubu yoktur.”

(Geçtiğimiz günlerde talihsiz bir kaza geçiren Sayın Tuğrul Türkeş’e de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.)

Böyle bir iftira konusu televizyon ekranlarında MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye sorulduğunda da şöyle değerlendirme yapmıştı:
“Bunu, bizim camiamızın içerisinde bu şekliyle değerlendiren, kullanan, Türkiye’nin her tarafına mektup yazan birileri yaydı. İstihbarat Teşkilatı burada, ben de Başbakan Yardımcısıyım. İsteyen sorar. Rahmetli Türkeş’e karşı hiçbir incitici tavır ve davranış içinde olmadık.”

***

Namık Kemal Zeybek, başkalarını yalan ve iftira kurgularına alet ediyorsun da; peki, sen 2014 yılında tesadüfen Ankara Kalesi’ndeki bir lokantada benimle karşılaştığında ne diyordun?

“Devlet Bey her millî konuda haklı çıktı. Biz onu anlayamadık, kıymetini bilemedik. Vizyonu, öngörüsü ve devlet adamlığı bugün daha net görülüyor. Hürmetlerimi, saygılarımı ve selamlarımı iletin lütfen.”

***

Bunları söyleyen sen değil miydin?

Ankara Kalesi’nde söylenenlerle ekranlarda sergilenenlerin aynı olmadığını göstermek için, “Ankara Kalesi’ndeki Zeybek havası başka, Ulusal TV’deki Zeybek havası başka” başlığıyla bu diyaloğu köşeme taşımadım mı?

Namık Kemal Zeybek, rozet takmadığın parti, içine girmediğin oluşum neredeyse kalmadı. Amerika’da FETÖ masasına dahi oturup Fethullah Gülen’le yan yana poz verdin. Üstelik köşe yazılarında, “Hizmet Hareketi ABD’nin değil, bizim başarımızdır; hatta ABD’nin ve içimizden bazı çevrelerin aksine…” diyerek bu terörizm yapısını açıkça övdün.

Başbuğ Türkeş’in sağlığında “Ülkücü Hareket diye bir şeyi bugün mevcut saymıyorum”, “Türkeş artık köşesine otursun” diyeceksin; ardından sürekli MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye karşı FETÖvârî iftiralar atacaksın… Yetmeyecek, bir de FETÖ’yü “Hizmet Hareketi ABD’nin değil, bizim başarımızdır” diyerek öveceksin. Fakat nasıl bir yüz ve karakter varsa, bu kadar deşifre olmuş hâl karşısında yine MHP saldırılarını sürdüreceksin…

Sen klasik bir Namık Kemal Zeybek’sin; peki ya sözlerine prim veren, onları yaygınlaştıran ahmaklara ne demeli?

Sizde hiç mi hafıza yok?
Hiç mi tarih bilinci yok?
Yaşananlardan çıkarılmış tek bir ders, edinilmiş tek bir tecrübe dahi mi bulunmuyor?

Namık Kemal Zeybek, eğer FETÖ’nün söylem biçiminden, yöntemlerinden ve algı üretme tarzından bu denli etkilenmiş değilse, ortaya koyduğu bu tutarsızlıkların başka bir izahı yoktur. Zira kullanılan dil, kurulan iftira kurguları ve sürekli hedef şaşırtan yöntemler, FETÖ’nün klasik reflekslerini birebir hatırlatmaktadır.

Namık Kemal Zeybek, sende ya FETÖ’den etkilenme söz konusu ya da ağır psikolojik sorunların var…

Zeybek Efendi; hiçbir psikoloğa göründün mü, görünmeyi düşünüyor musun? Yoksa “82 yaşından sonra ne işim var psikologlarda?” mı diyorsun?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...