Geç kalınmış ama zorunlu bir müdahele
İnsanlık tarihinde belki de çocukların ilk kez bu denli merkeze yerleştiği bir zaman dilimindeyiz. Evin düzeninden ebeveynin diline kadar her şey çocuğa göre ayarlanıyor. Evler onun için sessizleşiyor. Cümleler onun için yumuşatılıyor. Yaşamlar onun rahatı için törpüleniyor.
Çocuğun bu yeniden keşfi psikoloji biliminin ve uzman görüşlerinin şekillendirdiği yeni bir ebeveynlik pratiği doğuruyor. Dünyanın merkezine yerleşen çocuklar kitapların, pedagogların, uzman tavsiyelerinin süzgecinden geçirilerek büyütülüyor.
Bu yeni dünyada birçok çocuk cam bir fanusun içinde yetiştirilmek istenen hassas bir bitkiden farksızdır. Bu yöntemin doğru mu yanlış mı olduğu, yahut insanlık tarihinde ne kadar yeni olduğu ayrı bir tartışma. Fakat şu bir gerçek ki birçok anne-babanın dünyasında çocuk merkezli bir hayat tarzı neredeyse kural haline geldi. Anne babalar, çocukları “travma yaşamasın”, “özgüvenini yitirmesin” diye ip üstünde binbir cambazlık sergiliyor. Çocuğun ruh dünyasında oluşabilecek en küçük çatlağı önceden fark etmeye çalışan bir çabayla hareket ediyor.
Böylesi bir dikkat ve teyakkuz çağında çocukların kontrolsüz bir dijital evrene sınırsız erişimle girmesi ise ciddi bir çelişki. Neredeyse her gencin cebinde sanal bir karanlığın kapılarını açan bir anahtar var. Dijital medya ahlaki önceliği olmayan, yaşa göre ayrışmayan bir alan olarak çocukları girdabının içine çekiyor. Elbette sadece zarardan ibaret olmayan bu alanın faydalı kullanımları da söz konusu. Fakat çocuk istismarının, sapkınlığın, kolay para kazanmanın ahlaksız yöntemlerinin teşvik edildiği bu tekinsiz kanalların bir çocuğun gelişimi için büyük riskler içerdiği çok açık.
Sosyal medya platformları bu tehditleri minimize edecek adımlar atmak yerine kazançlarına odaklanmış haldeler. Ahlaki bir filtreleme yapmayı kabul etmiyorlar. Etseler de harekete geçmiyorlar. Buna karşı birçok devlet inisiyatif üstlenerek vatandaşlarının ruh sağlığını koruma adına yasal düzenlemeler yapmaya başladı.
Avustralya ve Malezya 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını kanunen yasakladı. Fransa ve Portekiz meclislerinde benzer maddeler kabul edildi ve uygulama tarihleri alındı. İngiltere, İspanya, Danimarka, Norveç, Yunanistan gibi ülkeler bu kervana katılmaya hazırlanıyor. Dünyada büyük bir uyanış var. Türkiye’de de kapsamlı bir kanun teklifinin meclise gelmek üzere olduğu biliniyor.
Ahlaki süzgeci olmayan bu dijital anarşizme karşı kamusal otoritelerin sorumluluk üstlenmeleri geç kalınmış ama zorunlu bir müdahaledir. Anayasımızın 41, 58 ve 61'nci maddeleri devletimize çocuklar ve gençler özelinde koruma ve tedbir alma yükümlülükleri vermektedir. Elbette bu tip bir yasal düzenlemenin meclise getirilmesi Türkiye’deki politik çevrelerin özgürlük hassasiyetlerini kaşıyacak ve gürültüyle karşılanacaktır. Fakat kim ne tepki verirse versin, çocukların psikolojisi ve gelişimi söz konusuysa alınacak tedbirlerin hepsi mühimdir ve muteberdir.