Sarı öküzü yedirmemek
“Saddam'ın nükleer silah üzerinde çalıştığı ve ilerlettiği konusunda hiçbir şüphe yok. Ve bunu elde ettiğinde tarihin değişeceği konusunda da hiçbir şüphe yok. Amerika Birleşik Devletleri onu yok etmelidir. Nükleer silahlı bir Saddam tüm dünyanın güvenliğini riske atacaktır. Bundan şüphe duymayın.”
Netanyahu bu sözleri 2002 yılında ABD Kongresi’nde sarf etti.
Sonrası malum. Irak işgal edildi. Yüz binlerce insan öldü. Yaklaşık 1,5 milyon Iraklı evini, yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Savaşın Amerika Birleşik Devletleri’ne maliyeti 2,2 trilyon doların üzerine çıktı. Dün ABD’yi Irak’a karşı kışkırtan Netanyahu, bugün aynı dili İran için kuruyor. Yeni ölümler, yeni katliamlar, yeni göçler, yeni yıkımlar…
Kimilerine göre bu tablo Yahudi lobisinin Washington’daki etkisini gösteriyor. Kimilerine göre Epstein dosyası üzerinden Trump’a kurulan tam saha baskıyı. Hangisi olursa olsun İsrail, Amerika Birleşik Devletleri’ni İran’la savaşa sürüklemek için elindeki bütün kozları masaya sürmüş durumda.
Haziran 2025’te ABD B-2 bombardıman uçaklarını 36 saatlik bir uçuşla İran’a gönderip nükleer tesisleri, bilim insanlarını, askerleri ve sivilleri hedef alan büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Ancak bu da İsrail’i tatmin etmiş görünmüyor. İsrail, İran tehdidi yeniden toparlanıp güçlenmeden Amerika Birleşik Devletleri bu işi kökten çözsün istiyor.
Netanyahu’ya göre Saddam Hüseyin’in devrilmesi bölgeye huzur getirecekti. Bugün aynı cümleleri İran rejimi için kuruyor. Üstelik Amerika Birleşik Devletleri, Aralık ayında yayımladığı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde “Önce Amerika” ilkesiyle kendi yarım küresine ve iç sorunlarına odaklanacağını ilan etmişken birdenbire İran kapısına savaş yığınağı yapmaya başladı.
Bu gelişmeler İsrail’in Washington üzerindeki etkisini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Netanyahu’nun bugünkü talep listesinin başında, “dünyanın en tehlikeli rejimi” olarak tanımladığı İran var. İran onun yeni Saddam projesi. Eğer burada da istediğini yaptırabilirse yarın Türkiye için yoklama çekmeye başlayabilecek.
İran elbette kumdan kale gibi kolayca devrilecek bir ülke değil. Ancak ABD, Batı ve İsrail, onu yok etmek için ellerindeki bütün araçları kullanmaktan geri durmuyorlar. Türkiye, İran’dan pek bir minnettarlık görmese de bu meselenin savaş dışında çözülmesi için kritik bir rol üstlenmeye çalışıyor. Türkiye’nin hedefi sarı öküzü yedirmemek. Şu aşamada bundan daha rasyonel bir politika da yok…