Laiklik histerisi...
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu bir genelge yayımlandı.
Genelge doğrultusunda Ramazan ayı boyunca eğitsel ve sosyal etkinliklerin düzenleneceği, kültürel mirası yansıtan şenliklerin gerçekleştirileceği, ailelerin katılımıyla ortak iftar sofraları kurulacağı belirtildi.
Her etkinliğin gizlilik, mahremiyet ve insan onurunu koruyucu hassasiyetler gözetilerek gönüllülük esasına dayalı olarak planlandığı duyuruldu.
***
Gelin görün ki, tüm bunlar birileri tarafından sakıncalı bulundu.
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla kamuoyuyla paylaşılan bildiride, “Maarifin Kalbinde Ramazan Şenlikleri” Türkiye’nin Talibanlaştığına dair emareler olarak görüldü.
“Laik eğitimi kaldırmaya yönelik hamleler hızlanmıştır, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz, karanlığa teslim olmayacağız” denildi.
***
Peki bu bildiride Taliban yerine çocukları her pazar kiliseye giden bir ülke örnek seçilebilir miydi?
Seçilemezdi, çünkü o zaman bildiriye imza koyan kerameti kendinden menkul 168 kişinin din düşmanı mı yoksa İslam düşmanı mı olduklarına dair ayrım nasıl anlaşılacaktı?
Kültürel mirasımızı güçlendiren, paylaşma ve birlikte olma bilincini teşvik eden samimi faaliyetlerde laiklikle çelişen bir çarpıklık bulunduğunu dillendirmek, yalnızca İslam düşmanlarına has bir özellik değil miydi?
***
Haliyle MEB’in karşısına CHP’liler de dikildi.
CHP’nin sözde “gölge milli eğitim bakanı” Suat Özçağdaş, “Mesele Ramazan ayının ya da toplumsal değerlerin yaşatılması değildir. Yusuf Tekin ve arkadaşlarının ideolojik kavgasına çocuklarımızı alet etmesidir” dedi.
Açıklamasıyla CHP’nin konuya dair bakışını ortaya koydu.
***
Bu bakış, yıllar yılı ortaya konulan “laiklik elden gidiyor” şeklinde koparılan kıyamet ile aynıydı, zaten laikliğe de en büyük zararı bu bakış açısı verdi.
Vatandaşın dinle ilgili taleplerine devlet eliyle karşılık verilmesine karşı çıkmak laikliği savunmak değil, dini eğitimi bir takım grupların eline bırakmaktı.
Ne CHP ne de sözüm ona aydınlar bu yalın gerçeği bir türlü görmek istemedi, İslam düşmanlığını meşrulaştırmak için bundan daha kolay bir zemin yoktu.