İşgalciye ders!
İŞGALCİYE DERS!
ABD nereye “demokrasi getirme” vaadiyle girdiyse milyonlarca insanın ölümüne neden oldu.
Çocuklar yetim ve öksüz kaldı.
Altyapısı ve üstyapısı tarumar olan şehirler enkaz yığını haline geldi.
Ama ABD demokrasi ve özgürlük kılıflı işgal stratejisinden hiç vazgeçmedi.
Çünkü bu strateji sadece emperyalizme bir ambalaj işlevi görmüyor. Aynı zamanda hedef ülkedeki huzursuz kitleyi düşmanın elini rahatlatacak bir ayaklanmaya da teşvik ediyor.
Nitekim ABD-İsrail’in İran rejimini yok etme planı İran’ı dışarıdan vurarak içerideki ihtilal ateşini beslemeye dayanıyordu.
Fakat ülkesinin başkenti, kadim kentleri, hastaneleri, ilkokulları vurulan, 14 günde 1328 vatandaşını kaybeden İran halkı emperyalistleri şaşkına çevirerek milli egemenliğine sıkı sıkıya sarıldı.
“Muhalif” veya “rejim yanlısı” demeden sokaklara dökülen İranlılar bombalanmaktan korkmadan, tekbir nidaları getirerek adeta ölümlerin üzerine koşar adım ilerlediler.
Oysa düne kadar İran rejimine yönelik eylem düzenleyen protestocuları övgü dolu sözlerle metheden ABD Başkanı Donald Trump, onlardan “İran’ın cesur ve uzun süreden beri acı çeken halkı olarak” bahsediyordu.
İranlıları durmadan yüceltiyor, eylemlerde hayatını kaybedenler için İran devletine tehditler savuruyor; “Büyük İran halkının öldürülmesini durdurun” diyordu.
“İranlı vatanseverler, protesto etmeye devam edin. Kurumlarınızı ele geçirin” kışkırtmaları yapan Donald Trump “Yardım yolda” diyerek onlara askeri destek sözü veriyordu.
Rejimi protesto eden İran halkını bu şekilde pamuklara saran Donald Trump, şimdi hesaplar tersine dönünce, İran halkı emperyalizme karşı tek yumruk haline gelince demokrasi ve özgürlük maskesinin altındaki hakiki yüzünü gözler önüne sermeye başladı.
ABD Başkanı Donald Trump artık İran’da rejim ile halk arasında herhangi bir ayrım gözetmeksizin İran’ı bir bütün olarak hedef tahtasına koyuyor:
“İran’ın bir ulus olarak yeniden inşasını neredeyse imkansız hale getirecek, kolayca yok edilebilir hedefleri ortadan kaldıracağız” diyor.
“Onlar gerçekten de terör ve nefret dolu bir millet. Şu anda bunun bedelini çok ağır ödüyorlar” şeklindeki ifadeleriyle İran halkını aşağılayan sözler sarf ediyor.
Aslında işgalciler, demokrasi getirme yalanıyla saldırı düzenledikleri bir ülkenin halkından, unutamayacakları bir demokrasi dersi alıyorlar.
Zira milli egemenlik yoksa demokrasi de yok, özgürlük de yok, bir millet için onurlu ve gururlu bir yaşam hakkı da yok. Emperyalizmin çirkin yüzünü gün yüzüne çıkarmak işte bu kadar basit ve bu kadar zor…