Orta Doğu hesabı...
Bazıları ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını, küresel hedeflerin yanı sıra iç politikaya yönelik hesaplı bir hamle olarak yorumladı.
Yakın zamanda gerçekleşecek ara seçimlerde Kongre’deki dengelerin Trump’ın aleyhine dönebileceğine işaret etti.
Peki bunun haklılık payı var mıydı?
***
Kimi yaşananları yaklaşan ABD-Çin kapışmasının ilk ayağı olarak gördü.
Kimi de yaşananların, Trump’ın Epstein dosyasında adının geçtiği belgelerin böylesi bir dönemde gündeme gelmesine dikkat çekti.
Herkes olan bitene akıl erdirmeye çalışsa da, nedendir bilinmez bir gerçeğin üzerinde fazla durulmadı.
***
Makarayı biraz geri saralım ve ABD’nin son seçiminden öncesini hatırlayalım…
Bir yandan kimin başkan olması durumunda hangi politikaların izleneceğine dair tahminler yürütülerek belirsizlikleri ortadan kaldırma çabası sürdürülüyor, diğer yandan da partiler ve liderlere göre değişmez politikalar duyuruluyordu.
Mesela İsrail’in baş soykırımcısı Netanyahu ABD Kongresi’nde konuşturuluyor, konuşturulması yetmezmiş gibi yalanları ayakta alkışlanıyordu.
***
Böylece ABD’nin Orta Doğu politikasında bir değişikliğin olmayacağı belirginleşiyor, ABD herkesin duyacağı şekilde emperyalist, sömürgeci, soykırımcı ve hatta Siyonist olduğunu haykırıyordu.
Siyonistlerin onaylamadığı birinin başkan olamayacağının altı çizilmekle kalmıyor, ABD’de Siyonist İsrail’in aleyhine hiçbir karar alınamayacağı adeta gözler önüne seriliyordu.
İsrail’in güvenliğini sağlamanın ABD’nin değiştirilmesi teklif dahi edilemez devlet politikası olduğu anlaşıldığı günlerde başkaca belirsizlikler de ortadan kalkıyor, ABD’nin Orta Doğu’yu karıştırmak için elinden geleni ardına koymayacağı anlaşılıyordu.
***
ABD bugün tüm Orta Doğu’yu ateşe atarak İsrail’in güvenliğini sağlamak için her şeyi göze alacağını kanıtlamış olmuyor mu?
Ne diyor bakın ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff…
“İsrail tek bir bombayla yok edilebilecek bir ülke. Tek bir bomba onları ortadan kaldırmaya yeter. İşte bu yüzden içinde olduğumuz durum İsrail için varoluşsal bir mesele…”
***
Bu sözler ABD’nin İsrail’in isteklerini yerine getirmek için sahada olduğunun kanıtı değilse nedir?
Siyonist-emperyalist birliktelik dünyada huzur bırakmayacağı gerçeğiyle karşımızda duruyor.
Trump bugün Evanjeliklerin baskısıyla İsrail’in isteklerini öncelerken dünya barışını tehlikeye attığını bilmiyor mu?