İlber Ortaylı ve ölümünün ardından ahlak meselesi

YAYINLAMA:
İlber Ortaylı ve ölümünün ardından ahlak meselesi

İlber Ortaylı, Türk tarihine ve Türk kültürüne önemli hizmetlerde bulunmuş bir isimdir. Ortaya koyduğu eserler, ülke ve dünya genelinde gerçekleştirdiği konferanslar, aldığı uluslararası ödüller, televizyon programları ve üstlendiği görevler bu hizmetin açık delilleridir. Özellikle Osmanlı ve Cumhuriyet tarihiyle ilgili ortaya koyduğu eserler, yeni nesil üzerinde önemli bir bilgi ve şuur kaynağı oluşturmuştur. Herhâlde sağduyulu hiç kimse de bunu inkâr edemez.

İlber Ortaylı hayattayken susanlar, eleştiri yapmaktan çekinenler, nasıl olduysa Ortaylı hayatını kaybeder kaybetmez sosyal medyada Türk kültüründe ve İslam ölçülerinde yer alan “ölünün arkasından konuşmama” kuralını âdeta yerle bir etmiştir.

Ben bugün İlber Ortaylı’nın sağlığında hakkında eleştiri yazıları yazmış bir yazar olmanın öz güveni ve rahatlığıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.

Nitekim geçmişte şu başlıklarla eleştiri yazıları kaleme almıştım:

Niçin CHP Amigosu Oldun İlber Ortaylı?
İlber Ortaylı’ya Gülünür mü, Ağlanır mı?
Günümüzün Pollyannası İlber Ortaylı!
Düşüncelerine Sponsor mu Aldın İlber Ortaylı?
Gudubet Olan Ayasofya Değil, CHP Olmasın İlber Hoca?

Şu söyleyeceklerimi arkasından konuşma olarak algılamayın. Çünkü sağlığında yazdığım bu başlıklı yazılarda da vurguladığım gibi, İlber Ortaylı’nın saptığı yanlış yol; CHP’li belediye başkanları Tunç Soyer, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş için MHP’yi ve Cumhur İttifakı’nı karşısına alması olmuştu.

İlber Ortaylı’nın onlar tarafından ağırlanması ve misafir edilmesi, onu âdeta CHP propagandası yapan bir tarihçiye dönüştürmüştü. O belediye başkanlarından ikisi rüşvet ve yolsuzluk suçlamasıyla cezaevinde; biri hakkında da çıkmayan şaibe kalmadı.

Sürekli çalışkanlık ve üretkenlikten bahseden İlber Ortaylı’nın, bu üç tembel CHP’li belediye başkanı yüzünden kendini sorgulatması, taşıdığı bilgi ve kültür ağırlığına yakışmamıştı. Sırf CHP’lilere yaranmak ve Tunç Soyer’i savunmak için MHP’lilere “MHP’liler takımına tam gülünür” gibi bir ayıbı da işlemişti.

Oysa biz ona bakış açımızı, o eleştiri yazılarımızda bile bilgeliğini ön plana çıkararak şu cümlelerle ifade etmiştik:

“İlber Ortaylı eskiden büyük saygı duyduğumuz ve kendi alanında ‘bir bilen’ olarak dikkatle takip ettiğimiz biriydi. Birçok Ülkücü, MHP’li de kendisini Türk tarihini anlattığı için severdi. Çekik gözleriyle bize Orta Asya bilgesi gibi görünürken…”

“Milli tarih, kültür ve coğrafya bilgisiyle bize bir Türk bilgesi gibi görünen İlber Ortaylı’ya ne olduysa…”

“Bilge adamlığını, Ekrem İmamoğlu için niçin lekeliyorsun İlber Ortaylı?”

“İlber Ortaylı, biz Ülkücüler sana milli tarih ve kültür bilginden dolayı büyük saygı duyardık.”

İlber Ortaylı’nın Ülkücülere ve MHP’lilere yönelik o ayıplı yaklaşımına rağmen, Türk milliyetçiliğinin ve Ülkücü Hareketin lideri Sayın Devlet Bahçeli, onun hayatını kaybetmesinin ardından yayımladığı taziye mesajıyla Türk tarihine ve kültürüne hizmet eden karşısında hakkı teslim etmiştir.

Sayın Bahçeli mesajında, “Merhum Ortaylı, Türk düşünce hayatının mütefekkir ve münevver simalarından birisiydi. Türk tarihinin derinliklerine nüfuz etmeyi başarmış, aynı zamanda bunu anlaşılabilir dil ve üslup maharetiyle anlatmayı, tanıtmayı ve takdim etmeyi muhtevalı müktesebat hüneriyle ikmal ve ifa etmiş değerli bir şahsiyetti. ‘Âlimin ölümü âlemin ölümü’ diye tanımlansa da bu tarih âlimimiz; eserleriyle, sözleriyle, öğütleriyle ve öngörüleriyle maşeri vicdanda her zaman yaşayacak ve yaşatılacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.

Bu taziye mesajı, bir Türk aydınına karşı hakkı teslim eden, onun bilgi ve kültürünü taçlandıran; en anlamlı kelime ve cümlelerin kendisine layık görüldüğü örnek bir vefa göstergesidir. Üstelik tüm bunlar, CHP’ye yaranma adına İlber Ortaylı’nın MHP karşısında sergilediği “ayıplı tutuma” rağmen gösterilmiştir.

Gelelim İlber Ortaylı’nın ölümünden sonra sergilenen bazı ayıplıların ayıplarına…
Ortaya koyduğu birikime rağmen, İlber Ortaylı hayatını kaybeder kaybetmez, biriktirdikleri nefreti, kini, öfkeyi, kıskançlığı ve intikamı sosyal medya üzerinden kusanlar oldu; hâlen de devam ediyorlar.
Yüce peygamberimiz Hz. Muhammed ne buyurmuş: “Üzkürû mevtâküm bi’l-hayr!” (Ölülerinizi hayırla anınız!)
Bu, hepimizin yaşatması ve uyması gereken asil ve kutlu bir ihtardır.

İlber Ortaylı, Türk-İslam düşmanlığı mı yaptı? Asla! 

Her daim milli ve inanç kimliğimizi eserlerinde, konuşmalarında yüceltti.

İlber Ortaylı, Osmanlı’yı sevdi ve sevdirdi; Cumhuriyet’i sevdi ve sevdirdi. İşte bu yönüne bazıları öfke kusuyor.
Biri arkasından “kibirliydi” diyor.
Bir başkası “konferansa para almadan gelmem dedi” diye anlatıyor.
Bir diğeri “öğrencisini taciz etti” iddiasıyla konuşuyor.
Birisi âdeta İlber Ortaylı’nın ölümünü bekliyormuş gibi şöyle diyor: “Tez danışmanım olmasını istedim. ‘Balkan dillerinden hangisini biliyorsun yavrum?’ dedi. ‘Hocam İngilizce biliyorum, en iyi seviyede’ dedim. O da ‘Yazamayız çocuğum, benim vaktim kıymetli’ dedi.”
Biri Atatürkçü olduğu için eleştiriyor, diğeri resmi tarihçi diye suçluyor, kimi de Fatih Camii Haziresi’ne gömülmemeli diye saldırıyor. “Milliyetçi-Türkçü” diye eleştirenler oldu.
Tüm bunlar, Ortaylı’ya yöneltilen eleştirilerin çeşitliliğini, bazen abartılı ve gerçek dışı yönlerini gözler önüne seriyor; ama hiçbirisi onun Türk tarihine ve kültürüne kattığı değerleri gölgeleyemez.

İslamiyet’in ölçüsü olan “Ölülerinizi hayırla anınız!” ilkesine uymak, İlber Ortaylı’ya “Allah rahmet eylesin” demeyi gerektirir; arkasından gıybet etmek, iftira atmak ve fitne ile çekiştirmek ise açık bir ahlaksızlıktır. Bu ahlaksızlığı sergileyenlerin de bir gün öleceği bir yaşam gerçeğidir. Dolayısıyla, bir ölünün ardından yaşattıklarını kendisi de yaşamamak isteyenler, kendilerine çeki düzen vermeli; bu, toplumda kabul görecek bir ahlâk ölçüsünü tesis edecektir.

Türk tarihi ve kültürü denildiğinde Cumhuriyet tarihinde akla gelen ilk isimlerden biri olan İlber Ortaylı artık aramızda olmasa da, geride Osmanlı ve Cumhuriyet tarihini öğretecek eserler bıraktı. Sağlığında böyle bir birikim karşısında susanların, ölümünden sonra çirkin sözler sarf etmesi insanlık değildir. Onunla ilgili varsa bir derdin sağlığında söyleseydin ya…
Mevlana ne güzel söylemiş: “Ve her canlıya ölüm vardır. İnsan ölür ama ölmeyen ‘insanlıktır’.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...