Tom Barrack Epstein esiri misin?
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye’de göreve başladığı günden itibaren skandal içerikte, sürekli çelişkili, Türkiye’nin hassasiyetlerini kaşıyan ve kendini müstemleke valisi sanan açıklamalar yapmaya devam ediyor.
Son açıklamasında şöyle demiş: “Türkiye’de başlayan süreç, Kürtlerin yaşadığı 4 büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkân tanıma fırsatı.”
“Terörsüz Türkiye” sürecine destek veriyor gibi başlıyor ama “Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkân tanıma fırsatı” cümlesiyle yine bölücü tahrike soyunuyor.
Şimdi Türkiye, İran, Irak ve Suriye üzerindeki Kürtlerin kardeşlik zemininde ve kaliteli vatandaşlık hukukunda yaşamalarını temenni etmek, bunu desteklemek sağduyulu bir davranış olacakken; Tom Barrack resmen “sözde dört parçalı Kürdistan imalı ve kendi kendini yönetme” vurgusuyla şeytanlığa oynuyor.
Terör örgütü PKK, kurucusu Öcalan tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” açıklamasına muhatap olmuşken; bölücü unsurların misyonunu tamamladığı çok net ifade edilirken, Tom Barrack ise ABD-İsrail’in bölgedeki planlarını güçlü tutmak için hâlâ “kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesi” vurgusunu çok bilinçli yapıyor.
ABD ve İsrail’in İran’da iç çatışma çıkarmak için bölücü dinamikleri harekete geçirmeye çok ihtiyaç duyduğu bir atmosferde bu açıklamanın sebebi çok bellidir.
Tom Barrack, bölücü unsurlar karşısında atmosfere ve şartlara göre hep ikiyüzlülüğü tercih etmektedir.
Mesela “SDG’ye bağımsız bir devlet kurma borcumuz yok. SDG dediğimiz YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Suriye federal sistemle yaşayamaz.” diyen Tom Barrack, bir bakmışsınız tam tersi şöyle bir açıklama yapabiliyor: “PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yı yabancı terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var: SDG ve YPG. Bunlar DEAŞ’a karşı savaşta bizim müttefikimiz oldu. Kökenleri PKK’ya dayanıyordu ama artık farklılar.”
Önce dediğine bakın, sonra öbür dediğine…
Bu ikiyüzlülük ve anında değişme hali Trump’ın karakterine uygunluktur.
Biliyorsunuz, aynı Tom Barrack geçtiğimiz yıl, “[Türkiye] bir demokrasi ama otoriter gibi. Başkan Trump dahice bir şekilde ‘çözüm olarak ona meşruiyet vermeliyim’ dedi. Şu an bu oluyor.” sözleriyle yine ABD’nin genetiğine ve Trump’ın karakterine uygun bir terbiyesizlik sergilemişti.
Tom Barrack’ın bu tür söylemleri karşısında MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli kendisini sık sık “Ülkemizde görev yapan dış misyon görevlilerinin yerini, yurdunu bilmesi lazımdır. Had ve hudut aşımına asla girmemeleri esastır; aksi takdirde sonuçlarına katlanmak kaçınılmazdır.” türünden cümlelerle uyarmıştı.
Sayın Devlet Bahçeli, başka bir Tom Barrack değerlendirmesinde şöyle diyerek haddini, sınırlarını ve görev yaptığı ülkeyi bilmesine yönelik güçlü bir dikkat çekmişti: “ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Bahreyn’in başkenti Manama’da, ‘Türkiye ile İsrail arasında Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar işbirliği göreceksiniz’ beyanatı, görev yaptığı ülkeye politik rota çizme densizliğine heves eden bir sefirin ileri düzeyli akıl tutulmasıdır.”
Tom Barrack, Lübnan’ın Hristiyan Maruni cemaatinden bir ailede dünyaya gelmiş birisidir. Fakat gördüğünüz gibi Lübnan kaç yıldır İsrail’in bombaları altında Müslümanı-Hristiyanı inim inim inlerken o, ABD-İsrail ikilisinin kanlı politikalarını destekleyen ve güçlendirmeye çalışan bir tutum içindedir.
Tom Barrack’ın bu tutumuna bakıldığında akla şu soru geliyor: Acaba Barrack da, ilişkili olduğu iddia edilen Epstein dosyası üzerinden mi yönlendiriliyor?
Nasıl ki dünya kamuoyunda “İran konusunda Trump’ın, Epstein dosyası üzerinden Siyonistler tarafından etki altına alındığı ve yönlendirildiği” yönünde iddialar dile getiriliyorsa, benzer bir şüphe Tom Barrack için de geçerlidir. Adamın vatanı Lübnan, İsrail tarafından yıllardır ve halen bombalanıyor, o ise hala Siyonistlere şirin gözükme peşindedir.
Tom Barrack, Türkiye’nin dokusuyla bağdaşmayan bir büyükelçilik anlayışı sergilemektedir. Söylem ve tutumlarıyla “istenmeyen adam” ilan edilmesini gerektirecek ölçüde sürekli sınırları zorlamaktadır. Artık Tom Barrack’a “yeter” denilmelidir.
Türkiye’ye ve bölgeye, ABD ve İsrail’in emperyalist politikalarını yansıtmak dışında bir katkı sunmayan bu adama neden katlanılsın?