İran'ın, Türkiye'nin duruşunu görmesi ve TRÇ ittifakı
İran Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Mesud Pezeşkiyan, birçok röportajında açıkça şunları belirtmiş birisidir:
“Ben Türküm; annem de babam da Türk. Türklüğümle gurur duyuyorum.”
Ayrıca evinde çocuklarıyla Azerbaycan Türkçesi konuştuğunu da defalarca vurgulamıştır.
İran’ın dini ve rejim yöneticilerinden bazıları geçmişte Azerbaycan-Ermenistan savaşında Ermeni tarafını desteklerken ve Suriye’de terör örgütü YPG’ye destek veren açıklamalar yaparken, Mesud Pezeşkiyan’ın sicilinde Türkiye ve Azerbaycan’a karşı herhangi bir yanlış tutum sergilediği görülmemiştir.
Emperyalizmin sembolü ABD ve İsrail haftalardır İran’a saldırırken, İran direnç gösteriyor ve geri adım atmıyor. ABD ve İsrail, İran’da rejimi devirmek için iç savaş çıkarmak adına her yolu denemiş, fakat başarılı olamamıştır.
Hatta ABD ve İsrail’in iç savaş zeminini organize etme çabası, İran halkının daha da kenetlenmesine yol açmıştır. ABD ve İsrail saldırısından önce on binlerce rejim karşıtı şiddetli gösteri yaparken, şimdi meydanlarda İran’ın geleceğine sahip çıkan, emperyalizme vatanlarını teslim etmek istemeyen milyonlar yer almaktadır.
Türkiye, bu süreçte son derece temkinli ve sağduyulu bir tutum sergileyerek hem kendi güvenliğini korumakta hem de duruşuyla İran’a yönelik saldırılara karşı uluslararası kamuoyunu bilinçlendirme görevi üstlenmektedir.
Türkiye’nin bu yaklaşımının farkında olan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, resmî sosyal medya hesabından Türkçe olarak şu mesajı paylaşmıştır:
“T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan’ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yolu, ilahî lütufla birlikte sürdüreceğiz.”
İran, bu sağduyulu duruşunu sürdürmeli ve Türkiye ile ilişkilerini tavizsiz bir dostluk anlayışı üzerinden geliştirmelidir.
İran, bünyesinde 35–40 milyon olarak ifade edilen önemli bir Türk nüfusu barındırmaktadır. İran yönetimi bu gerçeği asla göz ardı etmemelidir. Zira bu kadar büyük bir Güney Azerbaycan Türk nüfusuna sahip olmasına rağmen, Azerbaycan-Ermenistan savaşında zaman zaman Ermenistan’dan yana sergilenen tutumlar, İran’ın sicilinde ayıplı bir yer edinmiştir.
Bugün ise bu Türk nüfus, İran’ın bölünüp parçalanmasına ve emperyalist müdahalelere maruz kalmasına karşı sağduyulu bir duruş sergileyerek, ülkenin bütünlüğünü koruma bilinciyle hareket etmektedir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, aylar önce Güney Azerbaycan Türkleri hakkında şu açıklamayı yapmıştı:
“İran’da olup bitenler önemli. Orada önemli oranda, 30–35 milyon Türk nüfusu var, biliyorsunuz. Oraya bir mesaj gönderdim. Traktörlere mesajdı bu: ‘Traktörler tarlayı sürmeyin!’”
Daha sonra yaptığı bir başka konuşmada ise bu mesajını şu sözlerle güçlendirmiştir:
“İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak; hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündemine bile almayacaktır.”
Güney Azerbaycan Türklerinin liderleri ve kanaat önderleriyle güçlü ilişkileri bulunan Sayın Devlet Bahçeli’nin bu mesajı karşılık bulmuş; sağduyulu yaklaşım geniş kesimler üzerinde etkili olmuştur.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın uluslararası ilişkileri ve duruşu, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ürettiği ve uyguladığı stratejiler İran için oldukça yararlı olmaktadır.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın anlamlı Türkçe mesajı bunun farkında olduğunun güçlü bir yansıması olmuştur.
İran, bölgenin huzuru, istikrarı ve güvenliği açısından bütünlüğü korunması gereken bir ülkedir. ABD ve İsrail’in emperyalist emelleri doğrultusunda İran’ın ele geçirilmesine ve dönüştürülmesine asla izin verilmemelidir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin aylar önce dile getirdiği, Türkiye, Rusya ve Çin arasında iş birliğini öngören “TRÇ ittifakı” önerisinin önemi bugün daha net anlaşılmaktadır. Rusya ve Çin’in arka plan stratejilerinde İran’a destek vermesi ve Türkiye’nin İran’dan takdir gören duruşu birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir ittifaka duyulan ihtiyaç açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
ABD ve İsrail’in yayılmacı emperyalist politikaları muhakkak dünyanın her yerinde durdurulmalıdır. Dünyanın buna gerçekten çok ihtiyacı vardır.