Müsavat Dervişoğlu'nun pusu kültürü

YAYINLAMA:
Müsavat Dervişoğlu'nun pusu kültürü

PKK’lı teröristlerin silahları yaktığı ve pusu kurmayı bıraktığı şu tarihi günlerde ülkenin milli birliğini tahkim edecek Terörsüz Türkiye sürecine pusu kurmaya kalkışanlar da var.

Türkiye yıllardır kan, gözyaşı ve istismar üzerinden çoğaltılan bir sorunu tasfiye etmeye çalışırken kimilerinin bundan fırsatçılık devşirmeye yönelmesi boşuna değildir.

MHP’de 1 Kasım 2015 sonrasında başlayan imza toplama ve korsan kurultay düzenleme sürecinde pusu kültüründe epeyce mesafe alan Müsavat Dervişoğlu bu isimlerden birisidir.

O dönemde kendisine fiilen biçilen rol, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’yle ülkücü-milliyetçi irade arasında tarih içinde oluşan güven bağını yıpratmak ve Ülkücülerin mensubiyet şuurunu zaafa uğratacak tuzaklar üretmekti.

Şimdilerdeyse aynı pusu kültürünü Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın üstlendiği Terörsüz Türkiye sürecine karşı yalan ve iftira tuzakları kurarak sergiliyor.

Geçenlerde yine bühtan dolu bir açıklamayla “Bana göre, Abdullah Öcalan ile Devlet Bahçeli arasında bir kırmızı hat var” ifadesini kullanmıştı.

Ağzında doğru ifade bulunmayan bu pusu kurnazının ne Kürt, ne Türk, ne milli birlik, ne de iç cephe diye bir derdi vardır. 

Müsavat Dervişoğlu’nun derdi; sembolü güneş olan ama kimsenin içini ısıtmayan siyasi partisinin sağa sola savrulan oylarını toparlayabilmektir. 

Bu nedenle Türkiye’nin milli birliğini sağlamlaştıracak olan Terörsüz Türkiye sürecine saldırarak suni bir mücadele iklimi yaratmanın ve kendisini dava adamı olarak pazarlamanın peşindedir.

Geçenlerde yine “Abdullah Öcalan denen caninin bu ülkede Kürtlerin hamisi olarak tanımlanmasına izin vermeyeceğiz” diye bir açıklaması vardı.

Oysa Sayın Devlet Bahçeli açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde “Kürtler başka, terör örgütü başkadır. İkisini birbirine karıştırmak en vahim cinayet, ülkemize ve milletimize yapılacak en şedit kötülüktür” demişti.

Buna rağmen onu böylesi bir suçlamaya muhatap etmeye çalışan Müsavat Dervişoğlu eski Genel Başkanı Meral Akşener’in “HDP Kürtlerin siyasi temsilcisidir” şeklindeki sözleri karşısında adeta ses telleri cerrahi müdahaleyle sökülmüşçesine suskun kalmıştı.

Selahattin Demirtaş’ın “HDP, Sayın Öcalan’ın çok önemsediği bir projedir” diye tanımladığı HDP’yi Kürtlerin siyasi temsilcisi olarak gören Meral Akşener söz konusu olduğunda “Sayın kurucu Genel Başkanım ile arama kimse giremez” diyebilen Müsavat Dervişoğlu’nun siyasi karakteri işte böyle billurlaşmaktadır. 

O işine gelince iyi bir susucu, işine gelince de iyi bir pusucudur. Müsavat Dervişoğlu aslında ortamların rengine göre kendi rengini ayarlayan siyasi bir bukalemundur. 

Yıllar evvelki açılım dönemlerinde, “Barış süreci başarıya ulaştığında Abdullah Öcalan’ın filminin çekilmesi kaçınılmaz bir gerçektir” diyen Kadir İnanır için de “Yaptığı hiçbir şey ona duyduğum sevgiye helal getirmez” sözleriyle sahip çıkma ilkesizliğini göstermişti.

İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu siyaseti idealler ve prensipler zemininde değil, ahbaplıklar, abla-kardeş ilişkileri, hemşeri münasebetleri ve çanta-ticaret eksenlerinde gören birisidir.

Kendisi gibi pusu kültürünü iyi bilen Ümit Özdağ’ın, “Belediyeden gelen çantalar, ihaleler ve makamlar karşısında İYİ Parti'nin onurunu sattınız. Bu söylediklerimin hepsinin kanıtı var” dediği süreçlerde HDP’yle kurulan siyasi ittifakların içinde bulunmuş, HDP’yle gizli saklı anayasa pazarlıkları yürüten partisinde siyasi vazifeler almayı sürdürmüş, hatta “HDP'li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrı-meşru mu?” diyerek HDP’yi meşru ilan eden bir açıklama bile yapmıştır.

Gel de bu Müsavat Dervişoğlu’ndan PKK’ya silah bıraktıran, HDP (DEM)’i Türkiye partisi olmaya yakınlaştıran Terörsüz Türkiye sürecinin sakıncalarını dinle! 

Müsavat Dervişoğlu o kadar ikiyüzlü bir siyasetçi ki bütün bu siyasi kaypaklıkları sergilerken aynı zamanda DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan ile samimi fotoğraf kareleri verebilmekte, HDP eski genel başkanı Selahattin Demirtaş için de “Adaletsizlikle karşı karşıyaysa hakkını korumak benim sorumluluklarıma dâhil” diyebilmektedir.

Menfaatin güneyi nereye vuruyorsa Müsavat Dervişoğlu’nun gölgesi oraya düşmektedir.

Müsavat Dervişoğlu’nun söylediklerine “bir bilen”in sözü gibi değil, ayrıştırmayı marifet sayan “bir bölen”in dili gibi bakmak gerekir. 

Türkiye’de terör meselesi tamamen sona erdiğinde, yıllardır buradan devşirilen istismar imkânlarının daralacağını bildikleri için barış ihtimaline bile düşmanlık ediyorlar. 

Bu nedenle teröristler silah bırakmaya, pusuları terk etmeye mecbur kalırken bunlar milli birlik ve beraberlik iklimine tuzak kurmaktan vazgeçemiyorlar.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...