Düşman seferberse biz de şuurluyuz, diriyiz ve farkındayız!
Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın” dizeleriyle ifade ettiği anlamlı bir yaklaşım vardır.
Bu dizeler, hayatın akışı içinde dikkatli, temkinli, sağduyulu ve şuurlu olmanın önemine işaret ederken, aynı zamanda “düşman” kavramının da bu bilinç hâlini diri tutan bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.
Karşında bir düşman varsa ve bunun farkında olarak hareket ediyorsan, bu durum seni daha uyanık, daha hazırlıklı ve daha güçlü kılar.
İşte bu noktada düşmana “muhtaçlık”, aslında bir zafiyet değil; bilinçli bir farkındalığın ifadesi hâline gelir.
Peki, bu “düşmana muhtaçlık” meselesine neden değindim? Mensubu olduğum davaya yönelik yapılan düşmanca saldırılar bunda etkili oldu. Çünkü güncel tabloda MHP ve Ülkücü Hareket’e yönelik düşmanlığın hiç tükenmediğini görüyoruz. Kirli algılar ve kara propagandalar, bu düşmanlığı beslemek ve diri tutmak adına adeta seferber edilmiş durumdadır.
Sol medya, FETÖ unsurları, CIA ve Mossad bağlantılı yapılar ile ideolojik atık sisteminin bünyemizden dışarı attığı bazı oluşumlar, her gelişen olayı MHP’ye yönelik düşmanlık için bir fırsata dönüştürmeye çalışmaktadır. MHP kurulduğu günden bu yana düşmanları bir an olsun durmamıştır. Zaten MHP’nin düşmanları ortadan kalkarsa, onun tarihî misyonu ve ideolojik felsefesi de anlamını yitirir. MHP’nin diri şuuru ve aksiyonu, bir bakıma düşmanlarının varlığıyla daha disiplinli ve etkili hâle gelmektedir.
Daha önce defalarca gördüğümüz ve yaşadığımız gibi, yine sol medya ve FETÖ unsurlarının MHP hakkında yalan ve iftiralarla oluşturdukları senaryoları devreye soktuğu bir dönemdeyiz. Günümüzün en çok kullanılan düşmanlık araçları ise dil ve kalemdir. Bu üretimlerin yuvalandığı ve servis edildiği başlıca mecra da sosyal medyadır.
MHP’ye yönelik düşmanlık söz konusu olduğunda “pireyi deve yapma” hâli sınırsız, pervasız ve çirkef bir şekilde devam etmektedir. MHP ile ilgili bir malzeme yakaladıklarında bunu yalanlarla, iftiralarla ve gerçek dışı bilgilerle süslemektedirler.
Son haftalarda FETÖ ve sol medyanın birbirini besleyen videolarına ve haberlerine bakıldığında, MHP’ye yönelik düşmanlık noktasında yoğun bir mesai harcadıkları açıkça görülmektedir.
Bu düşman unsurlar, bir doğruyu alıp ön plana çıkarırken yanına pek çok yalanı eklemektedir. Toplumu kirli bilgiyle boğmak için bu yönteme başvurdukları anlaşılmaktadır. Bazen gerçeğini çok iyi bildiğin bir konu hakkında öyle yorumlar yapıyorlar ki, insanın aklına durgunluk verecek niteliktedir. Elbette bu iftiralar, yalanlar ve senaryolar toplum üzerinde daha yüksek etki bıraksın diye üretilmektedir.
MHP üzerinde oynanan hesaplar ve düşmanlıklar asla bitmeyecektir. Biterse emin olun ki Türk düşmanları zafer kazanmış demektir.
Ebu’l Gazi Bahadır Han, binlerce yıl önce “Türk’ün düşmanı çoktur; ama onu korumak isteyenin düşmanı daha çoktur” diyerek çok anlamlı bir tespitte bulunmuş ve Türk milletini korumak isteyenlere yönelik düşmanlıklara dikkat çekmişti. Bugün bu söz öylesine gerçekliğini korumaktadır ki, dünya genelinde Türk’e düşman çoktur, Türk’ü korumak isteyenlere ise sistemli bir düşmanlık yapılmaktadır.
MHP’nin tarihine ve hâlihazırda yaşadığı düşmanlıklara baktığımızda, yüzyıllar önce yapılmış bu tespitin haklılığını gösteren gelişmeler aralıksız devam etmektedir.
MHP’ye ve Ülkücü Hareket’e düşman çevreler, her gelişme, her tezgâh ve her oyun karşısında davayı namusu gibi koruyan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin stratejilerini, reflekslerini ve akıl oyunlarını bir türlü aşamamaktadır. Daha çok öfkelenmelerinin ve cinnet geçirmelerinin temel sebebi de budur.
İçeriden figüran ayarlasalar da, dışarıdan topyekûn saldırsalar da sonuç değişmemektedir: MHP, özgül ağırlığını her daim korumaktadır.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, ABD ve İsrail’in hedefleri doğrultusunda oluşturulan senaryoların ayarını bozdukça ve yeni stratejiler geliştirdikçe, onların kullandığı düşman unsurlar âdeta ihale almış taşeronlar gibi MHP’ye saldırmaktadır.
Merhum Ömer Lütfü Mete’nin şiirinde “Nice namert ava çıksa, tuzak kursa, kurşun atsa; düşman yılan olup soksa, dokuz kavim taşa tutsa…” diye tarif ettiği üzere, MHP’ye ve Ülkücü Hareket’e ne kadar saldırsalar da MHP’liler ve Ülkücüler, Liderlerinin etrafını sımsıkı sararak Vatan Şairi Namık Kemal’in şu dizelerindeki gibi bir duruş sergilemektedir:
“Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin,
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten.”
Çürük varsa ayıklarız, plan yapan varsa bozarız, hesap yapan varsa başlarına geçiririz; ama asla vefa temelindeki MHP ve Ülkücü Hareket’teki birliğimize, beraberliğimize düşman eli değdirmeyiz.
MHP’ye yönelik düşmanca saldırıları ve üzerine boca edilen kara propaganda servislerini çok net görüyoruz. O yüzden diriyiz, o yüzden mücadele için azimliyiz.
Düşman için “bana da sen lazımsın” diye işaret ettiğimiz felsefe de işte bundandır.