Yalan düzeni...

YAYINLAMA:
Yalan düzeni...

Yıllardır teyide muhtaç bilgiler hiç araştırma yapılmadan dolaşıma sokuldu.

Kaynak gösterme zahmetine girilmedi.

Ulaşıldığı iddia edilen bilginin adresi verilmedi.  

Çünkü asıl amaç “çamur at, izi kalsın” çarkını döndürmekti.

***

Bu amaç doğrultusunda kimi zaman gazete köşeleri, kimi zaman televizyon ekranları kullanıldı.

Kimi zaman da meclis kürsüleri asılsız iddiaları tedavüle sokmak için birer araçtı.

Sosyal medyanın kurucuları belki böyle olmasını amaçlamadılar ama bu mecra ansızın yalanın saltanat sürdüğü en azılı mecraya dönüştü.

***

Klavyenin başına geçen toplumun sinir uçlarını kaşıdı.

İstediği kişinin itibarını hedef aldı.

Ardından kaç paylaşım, kaç beğeni aldığını saydı.

Çoğu zaman aldıkları etkileşime kendileri bile şaştı kaldı.

***

Hesap sormaya kalkan karşısında yalnızca sahte bir profil buldu.

Failsiz suçlar, sorumlusuz iftiralar, sahipsiz dezenformasyonlar…

Yalan, yanlış bir çuval gibi sırtımıza yüklenmek istendi.

***

“Ben kanmam, ben aldanmam” diyen herkes, farkında olmadan yalanı on kişiye değil, binlerce kişiye ulaştıran birer robota dönüştürüldü.

Farkında bile olmadan manipülasyonun parçası haline gelindi.

Peki bu durumdan faydalanan kimdi?

Kimler değerlerimize saygılı, dezenformasyonsuz, temiz ve güvenli bir sosyal medyanın tesisinin karşısında durdu?

Gazete köşesinde yazanın, televizyon ekranına çıkanın kimliği ortada iken, sosyal medya hesapları bu sorumluluktan niçin muaf tutuldu? 

***

Algı fabrikalarında üretilen mermilerin, isimsiz namluların arkasından fırlatılmasına nihayet dur denildi.

Üç ay içerisinde hayata geçirilmesi planlanan “kimlik doğrulama zorunluluğu” ile uzun süredir ertelenen bir soruna çözüm bulundu.

Bu çözümle sosyal çürümeye karşı alınabilecek en somut ve en yapısal adımlardan biri atıldı.

***

Dün söz konusu Batı ülkeleri olduğunda katalog suçlar konusunda hızlıca tedbir alan sosyal medya platformlarının, Türkiye’ye uyguladığı çifte standarttan vazgeçmesi için adım atmaya zorlanmasının karşısında duranlar bugün yine harekete geçebilir mi?

Kirli suçlara zemin hazırlayan içerikler gerekçesiyle erişim yasaklarını çarpıtmak için CHP çaba göstermedi mi?

Ülkemize “üçüncü dünya ülkesi” yakıştırması yapılıp erişim yasağının e-ticarette günlük 1,9 milyar liralık kayba neden olacağı iddia edilmedi mi?

O halde yine yalan düzeninin yıkılmasına itirazın en yüksek sesle yükseleceği yer, şaşırtıcı olmadığı kadar utanç verici değil mi?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...