CHP arınmalı ve durulmalıdır!
Sol, dilinden demokrasiyi ve özgürlüğü hiç düşürmez. Ancak söz konusu uygulama olunca yanından bile geçmez. Tarihi süreçte CHP ve diğer sol partilerde yaşananlara baktığımızda bunu çok net görürüz. İktidarlara ve rakip partilere sürekli demokrasi ve özgürlük eleştirisi yöneltirler; fakat kendi içlerinde bir siyasetçi, yazar, yorumcu ya da sanatçı herhangi bir eleştiri getirdiğinde anında ya linç ederler ya da kapının önüne koyarlar.
Sahne programlarında hükümete sürekli demokrasi ve özgürlük göndermelerinde bulunan komedyen Cem Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarına sahip çıkmayınca CHP’lilerin başlattığı yoğun linç kampanyasının ardından milyonlarca takipçili sosyal medya hesaplarını kapatmak zorunda kalmıştı. Bu olay, sol kesimin kendi içindeki özgürlük anlayışını göstermesi bakımından tarihe geçmiş önemli bir örnek olarak hafızalarda yer etmiştir.
Geçtiğimiz günlerde de CHP içinde yaşanan yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlık olaylarını “Lağım patladı” şeklinde yorumlayan yazar-yorumcu Yılmaz Özdil’de Sözcü’den ayrılmak zorunda kaldı. Kovuldu dersek aslında daha gerçekçi yorum yapmış oluruz.
CHP’lilerin medyada sembol isim gördüğü Yılmaz Özdil bu kovulmayı şöyle yorumlamıştır:
“Sözcü Grubu'ndan ayrıldım. Konuşmamıza bile pek gerek kalmayacak. Uğruna mücadele ettiğimiz insanlar tarafından taşlanmayı göze alarak bağımsız gazeteciliği savunmak için elimden geleni yapıyorum. Zübüğe zübük, gukuk kuşu yumurtalarına guguk kuşu yumurtaları, hırsıza hırsız demeye, Altı Ok'a çöreklenmeye çalışan asalakları deşifre etmeye buradan devam edeceğiz. Sözcü'de anlatmayı beceremediğimi hayat mutlaka anlatır, çok da beklemeye gerek kalmayacağını herkes görecek."
Yılmaz Özdil, CHP’nin içindeki durumu “Lağım patladı” şeklinde yorumlayınca, büyük ihtimalle CHP Genel Merkez yönetimi, Sözcü grubunu reklam pastasından mahrum etmekle tehdit etti. Sözcü yönetimi de bu baskılara boyun eğerek Yılmaz Özdil’e kapıyı gösterdi. Yılmaz Özdil’in açıklamalarından bu durum çok net gözükmektedir.
Özgür Özel’in CHP’de kurduğu sistem “yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık olaylarına kim bulaşırsa bulaşsın ona sahip çık, her ortaya çıkan olayda iktidarı suçla” şeklinde olduğu için Yılmaz Özdil gibi popüler bir ismin “CHP’de lağım patladı” demesi elbette kellesinin gitmesini sağlamıştır.
CHP’nin çapsız iç politikaları kaosu tetiklerken, vizyonsuz dış politikaları ise milli düşünceden tamamen yoksundur. Buna bir de kendi içindeki çürüme, bozulma ve kokuşma hali eklenince, Türk siyasetine kalitesizlik anlamında ciddi bir katkı sağladığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, siyasi ve kişisel menfaatleri uğruna CHP’yi yönetenlerin hem içeriden hem dışarıdan gelen aykırı herhangi bir sese tahammül edemeyeceği çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Özgür Özel ve kadrosunun CHP’de yerleştirdiği bu sistem, parti içinde özeleştiri mekanizmasını tamamen ortadan kaldırmıştır. “CHP’de temiz kadrolar yer alsın” demek bile artık büyük bir suç olarak görülmekte; böyle bir talep mevcut gidişata isyan olarak algılandığı için parti içinde kim olursa olsun derhal susturulmaktadır.
Cem Yılmaz’ı “yolsuzluğa ve rüşvete sahip çıkmıyorsun” diye linç eden, Yılmaz Özdil’i ise “CHP’de lağım patladı” diyerek rüşvet, yolsuzluk ve ahlaksızlık olaylarını ağır bir dille deşifre ettiği için etkisiz hâle getiren CHP mekanizması, başkalarına neler yapmaz ki?
CHP içindeki bozulma ve çürüme haliyle birlikte iflah olmaz bir yolda olduğunu defalarca göstermiştir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Son günlerde CHP zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin hat safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız” şeklindeki üzüntü vurgusu, Atatürk’ün kurduğu CHP’nin bugün içine düştüğü hali vurgulaması açısından gerçekten acı bir manzara oluşturmaktadır.
Cumhuriyet’in kuruluşunda öncü rol üstlenen CHP, bugün Cumhuriyet’in kaynaklarını sömürmekle ve toplumu siyasi ahlaksızlıklarla çürütmekle suçlanıyor. CHP için bundan daha büyük bir utanç olabilir mi?
Özgür Özel, CHP’nin özgül ağırlığını günden güne eritmektedir.
CHP topluma siyaset kalitesiyle öncü olmak yerine, şaibelerle, kirli siyaset üretimleriyle kötü örnek olmaktadır.
CHP, Sayın Devlet Bahçeli’nin Türk siyasetine yönelik yaptığı “Arınma ve Durulma” çağrısından üzerine düşen payı almazsa, bu kötü örnek hali geniş kitlelere yayılacaktır.
Ancak Özgür Özel’in ruh ve karakter yapısı, bu çağrıdan gereken payı alacak gibi görünmüyor. Ekrem İmamoğlu’nun kişisel ihtirasları ve hesapları için hem CHP’yi hem de kendisini yakmaya devam ediyor. Bu nedenle Özgür Özel’in bu girdaplı yoldan kolay kolay geri dönemeyeceği anlaşılmaktadır. Türkiye’nin böylesine köklü partisine yazık oluyor…