Dünya devletleri ABD ve İsrail'i durdurmalıdır!
İran, iç cephesini koruyarak yürüttüğü direnişle, ABD ve İsrail’in hesaplarını ciddi şekilde bozmuştur. Planladıkları adımlar boşa çıkmış, evde kurdukları hesaplar çarşıya uymamıştır. ABD ve İsrail, İran karşısında rejimi devirememiş, ülkeyi ele geçirememiş ve bu süreçte uluslararası arenadaki itibarlarını da kaybetmişlerdir. ABD Başkanı Trump, “İran’ı tamamen yok edeceğim” dediği günlerde bile, İran ile ateşkes antlaşması yapmak zorunda kalmıştır.
Savaşın sebep-sonuç ilişkisi üzerinde elbette pek çok analiz yapılabilir. Ancak şu an için öncelik, daha fazla can kaybının önlenmesi ve dünyadaki kaos, kriz ile istikrarsızlığın derinleşmemesidir. Bu bakımdan, iki haftalık geçici ateşkes anlaşması önemli ve kayda değerdir.
Önemli olan, bu ateşkesin sadece geçici kalmayıp kalıcı bir çözüme dönüştürülmesidir. Çünkü bu savaş, haksız ve hukuksuz bahanelerle başlatılmıştır; kimseye faydası olmadığı gibi, dünyanın huzuruna, istikrarına ve güvenlik ortamına ciddi zararlar vermektedir. ABD ve İsrail’in ise dünya barışı ve insanlık adına hiçbir hassasiyeti bulunmamaktadır; her fırsatta savaş ve çatışmayı körükleyerek kaosu beslemektedirler. Baksanıza ABD-İran geçici ateşkes anlaşması yapılırken, aynı anda İsrail Lübnan’ı şiddetli bir şekilde bombalamaya devam ediyor.
ABD, savaş ve çatışmayı körükleyen şantajlardan ve İsrail’in yönlendirdiği Siyonist lobilerden kurtulmadığı sürece, dünyadaki bu kaos düzeni asla sona ermeyecektir.
Dikkat edin: ABD’nin müdahil olduğu tüm savaşlar, İsrail’in stratejik kapsamındaki ülkelerdir. Ya İsrail’in korktuğu ya da İsrail’in işgal etmek istediği bölgeleri hedef alıyorlar.
ABD, aynı zamanda bu ülkelerdeki yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ele geçirme fırsatını da emperyalist refleks olarak görmektedir.
Gazze’de on binlerce masum insanı katleden İsrail’e sonsuz destek veren ve ardından “Gazze’nin sahilleri ne güzel, otel yapalım” diyen Trump’ın karakteri göz önüne alındığında, dünyadaki huzur ve güvenliği umursaması mümkün müdür?
Savaşın ilk günü İran’da bir okulu bombalayıp 170 kız öğrencinin ölümüne yol açan Trump için o çocuklar hiç dert oldu mu? Onun için mesele masumiyet değil, İran’ın petrolü ve uranyumudur.
Trump, dünyadaki tüm ülkelere yalnızca kendi menfaat gözüyle baktığı ve ayrıca İsrail’in güdümünde hareket ettiği için, bu dünyanın iki yakasının bir araya gelmesi imkânsız hâle gelmiştir.
O nedenle, “domuzdan ne kadar kıl koparırsan kârdır” mantığında olduğu gibi, bu kötülükleri üreten ABD ve İsrail’e bile iki haftalık bir ara vermek, dünyanın huzuru ve güvenliği açısından büyük bir kazançtır.
Şimdi dünya devletleri, iki haftalık geçici ateşkesi kalıcı bir çözüme dönüştürmek için kararlı bir duruş sergilemeli ve dayanışmada güçlü bir tavır ortaya koymalıdır. Aksi takdirde, yarın zayıflık gören ABD-İsrail ikilisi, İran’a bahane bularak yeniden saldırıya geçebilir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Başta Türkiye olmak üzere bölgedeki sağduyulu devletlerin yapıcı ve uyarıcı girişimleri, aklıselim diplomasinin hâlâ canlı olduğunu göstermiştir.” şeklindeki ifadesinde de vurguladığı gibi; bu süreçte sağduyulu ve kararlı bir duruş sergileyen Türkiye, diplomatik görüşmelerle ateşkes sürecinde aktif rol oynamakta ve çözümün kalıcı hâle gelmesi için önemli adımlar atmaktadır. Bugüne kadar İran’ın hakkını ve hukukunu korumada ölçülü davranan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile gerçekleştirdiği “Barışı güçlendirme” görüşmesi, bunun somut bir örneği olmuştur.
Bu saatten sonra ateşkesin kalıcı hâle gelmesi sağlanmalı; geri dönüş asla söz konusu olmamalıdır. Türkiye, bölgede bunu temin edecek diplomatik güce sahiptir. İran’daki kayıplara ‘Zararın neresinden dönsek kârdır’ ölçüsüyle bakılarak, bundan sonraki can, mal ve huzur kayıplarının önüne geçilmelidir. İran’ın direnişi, emperyalist güçler karşısında diğer ülkelere de güçlü bir motivasyon örneği olacaktır.
Dünya devletlerinin tamamı, gezegenimizi saran tehlikenin farkındadır. Bu tehlikenin baş sorumluları ABD ve İsrail’dir. Artık ittifaklar, dayanışma ve karşılıklı güçlendirme, doğrudan onlara karşı yapılmalıdır. Tehlikenin artık etnik köken, din veya mezhep farkı gözetmediği ise apaçık ortadadır. Dünyanın huzurunu korumak için ABD ve İsrail ikilisinin durdurulması gerektiğini anlamayan bir devlet kalmış mıdır? Kalan varsa emin olun, onlarda ABD ve İsrail’in tasma taktığı ülkelerdir.