Terörsüz Türkiye karşısında kötü niyetlilerin sicili

YAYINLAMA:
Terörsüz Türkiye karşısında kötü niyetlilerin sicili

Türk devlet felsefesini çok iyi kavramış olan Cumhur İttifakı, bugüne kadar terörle mücadeleyi en başarılı şekilde yürütmüş ve bunu stratejik olarak sürdüren güçlü bir birlikteliktir. Türkiye’nin Irak ve Suriye’de gerçekleştirdiği terörle mücadele operasyonlarının başarısını inkâr edebilecek biri var mıdır? Ne yazık ki, bu mücadeleyi gölgelemeye ve engellemeye çalışanlar, bugün de “Terörsüz Türkiye” sürecini baltalamaya çalışmaktadır.

Yaklaşık 1,5 yıldır yazıyorum ve yazmaya devam edeceğim. “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı çıkanların neredeyse tamamının, yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısıyla ittifak yapanlar olması kadar absürt bir döngüden bir türlü çıkamıyorum.

Bu absürtlüğü sürdüren siyasiler, yazarlar, yorumcular ve troller gerçekten ilginç bir manzara oluşturuyor. “PKK bize siyasi menfaat sağlıyor” mantığıyla hareket edenler, şimdi PKK’nın silah bırakmasına ve kendini feshetmesine şiddetle karşı çıkıyorlar.

Suriye, Irak ve İran’daki son gelişmeler, “Terörsüz Türkiye” stratejisinin ne kadar hayati ve doğru bir adım olduğunu, sonuçlarıyla birlikte bir kez daha göstermiştir.

Türk devletinin terörle mücadelesine karşı çıkanların, bugün PKK’nın silah bırakmasına ve kendini feshetmesine yönelik tutumunda iyi niyet aramak mümkün müdür?

Özellikle “Terörsüz Türkiye” sürecine en sert saldırıları düzenleyen İYİ Parti ve Zafer Partisi, PKK’nın siyasi uzantısıyla ittifaklar yaparak ve sınır ötesi operasyonlara karşı çıkarak bu kötü niyetin en açık sembolü hâline gelmiyorlar mı?

Sosyal medyada “Terörsüz Türkiye” hedefini savunan her paylaşımda, bu kötü niyetin trolleri ve Cumhur İttifakı’na zarar vermek isteyen FETÖ’cü sayfalar adeta mesai yapıyor. İç cephenin güçlendirilmesi, terörün bitmesi ve bölgemizdeki emperyalist tehditlere karşı Türkiye’nin korunması gibi hiçbir derdi olmayan bu kişiler için iftira, alay ve dalga geçme, sosyal medyada verilmiş bir görev gibi görülmektedir.

“Terörsüz Türkiye” hedefine karşı çıkanların bir mantığı olmalı değil mi? Böylesine tutarsız ve kirli bir sicilden mantık çıkarmak ise gerçekten mümkün değildir.

İşine geldiğinde ittifak ve işbirliği yapıyorsun; ancak konu Türkiye’de ve bölgemizde terörü kökten bitirmek olunca şiddetle karşı çıkıyorsun. Bu çelişkili tutum, akla ister istemez hangi istihbarat merkezlerine çalıştığın sorusunu getirmektedir.

“Terörsüz Türkiye” süreci, Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle güçlendirerek koruma amacı taşımaktadır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun açıkladığı rapor, bu gerçeğin en somut delili ve ispatıdır.

Terör örgütü PKK’yı kuran Abdullah Öcalan’ın, kendi kurduğu örgüte yaptığı çağrı bile gerçeği açıkça ortaya koymuştur:

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Bu çağrı, “Terörsüz Türkiye” sürecinin gerçek yüzünü net bir şekilde göstermiştir. Peki şimdi, böyle bir çağrıya Türkiye’yi ve bölgeyi düşünen, akıl ve vicdan sahibi hangi insan karşı çıkabilir?

Mesele terörü bitirmek değil mi? Terör örgütünün kurucu aktörü Abdullah Öcalan’ın kendisi böyle bir adım atıyorsa, “böyle bir adım atmasın” demek akılla, mantıkla ve vicdanla izah edilebilecek bir tutum mudur?

1,5 yıldır terör nedeniyle tek bir şehidimizin dahi olmaması, ABD ve İsrail’in terör örgütü PKK’yı taşeron olarak kullanmasının sekteye uğraması, Suriye ve İran’da PKK’nın yeniden oyuna sokulamaması… Bunların tamamı “Terörsüz Türkiye” stratejisinin açık ve somut kazanımları değil midir?

“Terörsüz Türkiye” hedefinin kumandası Cumhur İttifakı’ndadır. Bu, millî bir stratejidir; yabancı veya emperyalist ellere bırakılmış değildir. Türk milletinin bu süreçteki en büyük kazancı da zaten budur. Bu nedenle Türk milletinin bu süreçten zerre kadar zarar görmesi mümkün değildir. Dünya ve bölge okumasını sağlıklı yapabilen herkes, bu sürecin doğru zamanda uygulanan doğru bir strateji olduğunu zaten görmektedir ve onaylamaktadır.

Hâl böyleyken, dün PKK ile menfaat ilişkisi içinde olanların, bugün “Terörsüz Türkiye” süreciyle Türkiye’yi korumaya çalışanlara saldırmasının hiçbir hükmü yoktur. Onların gerçek yüzünü Türk milleti zaten çok iyi bilmektedir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...