Amerikancı, siyonist ağza bak hele...

YAYINLAMA:
Amerikancı, siyonist ağza bak hele...

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye, Rusya ve Çin arasında bir ittifak kurulmasını şu sözlerle tarif etmişti: “Dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı; akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek, ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir.” 

Buna karşılık, siyasette tutunmak için her yolu deneyen Müsavat Dervişoğlu çıkıp da “Bazılarını hayretle müşahede ediyoruz ki Türkiye–Rusya–Çin ittifakını önermektedir. Allah kimseye, gençliğinde Alparslan Türkeş’in tedrisatından geçip yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın.” diyebiliyorsa; bu ağız Coni ağzıdır, bu ağız Siyonist ağzıdır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin ittifak çağrısında sebep-sonuç ilişkisi ve özne-yüklem bağı bu kadar açıkken, meselenin Alparslan Türkeş’in tedrisatıyla Doğu Perinçek çizgisiyle ne ilgisi vardır?

Müsavat Dervişoğlu’nun konuşma metinleri Pentagon’da mı, yoksa Tel Aviv’de mi hazırlanıp gönderiliyor?

Sayın Devlet Bahçeli tarafından zaten “ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı” denilerek, bölgenin ve dünyanın güç dengeleri gözetilerek bir ittifak çağrısı yapılmışken; Müsavat Dervişoğlu, ABD ve İsrail’in komşularımıza açtığı savaşların, Gazze’de ve Lübnan’da gerçekleştirdiği vahşetlerin yanında mıdır ki böylesine çapsız, vizyonsuz ve kendini ele veren bir açıklama yapabilmektedir?

Bir şeye karşıysan, bir şeyden yanasındır…

“ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı” dile getirilen Türkiye–Rusya–Çin ittifakı çağrısına karşıysan, ABD-İsrail şer koalisyonunun yanındasın demektir. Denklem bu kadar nettir.

Coni’nin, Siyonizmin refleksini eylem ve söylemleriyle yansıtan Müsavat Dervişoğlu, yalnızca “TRÇ ittifakına” karşı çıkarak kendini açık etmemişti… Türkiye ile Suriye iş birliği sonucunda, ABD ve İsrail’in silah, para ve terör eğitimiyle desteklediği PKK/YPG’nin Suriye’de işgal ettiği bölgelerden temizlenmeye başlanması üzerine, aynı Müsavat Dervişoğlu verilen mücadeleyi küçümsemek için şu ifadeleri kullanıyordu:

“Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından süpürülünce bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlıyorlar.”

Yine Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından, ABD ve İsrail’in taşeron olarak kullandığı terör örgütü YPG’nin işgalindeki birçok bölge geri alınmaya başlanıp Halep’e Türk bayrağı asıldığında da ortaya çıkıp “Maceradan uzak duralım” diyen ve şu açıklamayı yapan da Müsavat Dervişoğlu’ydu:

“Bu örgütlerin hemen hepsi birbiriyle bir şekilde kavgalıdır. Maalesef her birinin ülkemizde sempatizanları, taraftarları ve aktif mensupları bulunmaktadır. Belli ki bugün Suriye’yi karıştıran el, yarın Türkiye’ye uzanacaktır. Bunu önlemenin yolu gerçekçi olmak, maceradan uzak durmaktır.”

Müsavat Dervişoğlu’nun İYİ Parti’de Grup Başkanvekili olduğu dönemden ve Genel Başkanlığı sürecinden bu yana, ülkemizde ve bölgemizde yaşanan gelişmelere ilişkin ABD ve İsrail çıkarlarıyla uyumlu bir çizgi izlediği çok net görünmektedir.
Bu çerçevede, “Terörsüz Türkiye” hedefi olarak ifade edilen; PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi ile dış tehditler karşısında ülkemizde iç cephenin güçlendirilmesini amaçlayan sürece de şiddetle karşı çıktığı unutulmamalıdır.
İsrail’in devlet politikasını yansıtan Haaretz gazetesinin attığı manşette, “PKK’nın silah bırakması İsrail’in çıkarlarını tehlikeye sokabilir” yönündeki ifadeler ile “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” sürecinden tedirgin olurken, bu bağlamda Müsavat Dervişoğlu’nun ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı geliştirilen her stratejide huysuzlanması çok dikkat çekmiyor mu?

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin dünya ve bölge istikrarı açısından önerdiği “‘TRÇ’ ittifakını”, Alparslan Türkeş’in tedrisatı ve Doğu Perinçek çizgisi üzerinden değerlendirme gafletinde bulunurken; Başbuğ Alparslan Türkeş’in Türkiye–Rusya ilişkisi hakkında 1997 yılındaki basın toplantısındaki şu sözlerinden bihaber olduğunu da göstermektedir:

“Bu durum, bölgenin stratejik öneminin yanı sıra kültür ve kimliğinin oluşmasını da sağlamış bulunmaktadır. İşte Türkiye bu siyasi miras ve özgeçmişi ile yalnız bölgesine değil, uluslararası barış ve güvenliğe de kendi imkânlarıyla daima katkıda bulunmuştur.
Dış politikamızı anlatmadan önce sizlere bu gerçeklerden söz etmek istedim. Türkiye’nin, Batı Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğu kadar, yıllardır Rusya Cumhuriyeti’yle süregelen iyi komşuluk ve dostluk ilişkileriyle bölge ve dünya barışında da ayrı bir yerinin bulunduğu muhakkaktır. Türkiye–Rus iyi komşuluk ilişkilerinin istikrarını korumak Türkiye’nin yıllardır titizlikle izlediği bir politikadır.
İlişkilerimize hâkim olan temel ilkeler, istikrarın teminatını teşkil eden vazgeçilmez unsurlardır. Türkiye bu anlayış içinde, Rusya ile ilişkilerini geliştirmeyi ve ekonomilerinin de artık aynı serbest piyasa modellerini uygulayan farklı ülkeler arasındaki ilişkilere örnek olacak bir iş birliği ortamının yaratılmasından yanadır. Türkiye büyük değer verdiği Rusya ile ilişkilerini uluslararası ortamda sürdürürken Karadeniz Bölgesi Refah ve İşbirliği Teşkilatı’nın da bir an önce hayatiyete geçirilmesini temin etmelidir. Bütün bunların yanı sıra kendileriyle tarihsel bağlarımız bulunan altı Türk Cumhuriyeti’yle Türkiye, bir an önce sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal alanlarda iş birliğine yönelen bir yapıyı da oluşturmalıdır. Bu yapı, bölgenin gelişmesi, istikrarı ve yarınları açısından şarttır.”

***

Başbuğ Alparslan Türkeş’in yine aynı tarihlerde yaptığı “Doğu Türkistan–Çin münasebetlerinin gelişmesi, Türkiye–Çin dostluğunun daha da pekişip büyümesini kendiliğinden sağlayacaktır” şeklindeki değerlendirmeleri de bulunmaktadır.

Başbuğ Alparslan Türkeş’in yıllar önce Rusya-Çin hakkında yaptığı bu stratejik değerlendirmeler, Müsavat Dervişoğlu’nun tedrisat-çizgi üzerinden yaptığı yorumların boş, cahillik ve hamaset koktuğunun delilidir.

Stratejiler, planlar, ilişkiler ve ittifaklar, yaşanan olayların sebep-sonuç ilişkisine göre şekillenir. Dünyada hiçbir şey olduğu yerde durmaz; her gün yeni gelişmeler ve yeni olaylar yaşanmaktadır. 

Başbuğ Alparslan Türkeş bile 29 yıl önce çağın kendi şartları içinde bu değerlendirmeleri yaparken, ABD-İsrail’in bölgeye dadanıp İran’a savaş açması karşısında, Sayın Devlet Bahçeli’nin ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesini istemesi bu kadar rahatsızlık yaratıyorsa, ya Mossad’dan ya CIA’dan bir ev ödevi aldığınızı gösterir.

Müsavat Dervişoğlu, sen bile bir milletvekili olma uğruna ne değişikliklere uğradın ki, ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı dünyayı ve bölgemizi kaostan, istikrarsızlıktan kurtarma adına ortaya konan ittifak önerilerini istismar edecek bir yüzünün olmaması gerekir.

27 Eylül 2006’da şöyle demiştin: “Hâlâ anlamadıysanız söyleyeyim: Yüklenilen görev çok büyük. Unutmayalım ki Türk’ün liderini delege değil, kâinatın gerçek sahibi seçiyor. Sadakat, ona (Devlet Bahçeli) itaatten ibarettir.”

2009’da ise şu sözlerle devam ettin: “Benim sadakatimde bir sakatlık hiçbir zaman olmamıştır. Gördüğüm itibarı, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Muhterem Genel Başkanı Devlet Bahçeli Beyefendi’nin muteber kimliğine borçluyum. Şayet Milliyetçi Hareket Partisi’nin adayı olmasaydım, toplumla bu gönül köprüsünü kuramazdım. Dolayısıyla bana bu görevi veren, benden güveni esirgemeyen, bana böylesine büyük bir sorumluluğu emanet eden liderime hayatımın her anında olduğu gibi son nefesime kadar hizmet ederim. Milliyetçi Hareket Partisi’ni sadece mensubu olduğum partinin Genel Başkanı olarak görmüyorum; Türk dünyasının lideri olarak görüyorum. Törelerin ne olduğunu biliyorum. Bu nedenle Muhterem Genel Başkanımın sadık bir bendesi olmak, iftiharlarımın en büyüğüdür ve bu sadakatin sonsuza dek süreceğinden herkes emin olmalı.”

Yine 2016 yılında bir televizyon programında ve milyonların huzurunda şöyle demiştin: “Benim adım Müsavat Dervişoğlu. Benim olduğum yerde Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğine, kişiliğine, hocalığına, ağabeyliğine sekte vuracak tek bir cümle edilemez. Buna en başta ben izin vermem.”

Geldiğin şu çizgiye bak; şimdi bir de gerçekleştirdiğin bu hadsizliklere, ukalalıklara, vefasızlıklara ve çapsızlığa bak…
Hele anlatsana Müsavat Dervişoğlu, sende Coni, Siyonist ağzı oluşturan bu konuşma metinleri Pentagon’dan, Tel Aviv’den mi geliyor?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...