Tehlike sinyali veren çocuklar ve gelecek kaygımız

YAYINLAMA:
Tehlike sinyali veren çocuklar ve gelecek kaygımız

Önce Şanlıurfa’da, ardından Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul saldırıları her yönüyle ciddi tehlike sinyalleri vermektedir. Hem Türkiye genelinde gerekli önlemlerin alınması hem de olayların arka planında farklı unsurlar bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması adına devletin yetkili kurumlarına büyük sorumluluk düşmektedir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin bu acı ve ciddi olaylarla ilgili, “Bu vahim gelişmelerin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması, hakikatin tam manasıyla ortaya çıkarılması açısından zaruri bir mecburiyettir. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde, yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan, sükûnet ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir.” şeklindeki açıklaması yol gösterici niteliktedir.

Arka arkaya yaşanan benzer nitelikteki okul saldırıları ve her iki saldırganın da olay sonrası intihar etmesi dikkat çekici bir duruma işaret etmektedir. Ayrıca bazı iletişim gruplarında farklı şehirlerdeki okul isimleri ve adresleri paylaşılarak “şuraya saldıracağız, buraya saldıracağız” şeklinde yazışmaların yer aldığına dair iddialar da kamuoyunda endişe yaratmaktadır. Bu kapsamda çok sayıda kişinin gözaltına alınması önemli bir önlem olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu tür yönlendirmelerin arkasında olabilecek bağlantıların olup olmadığı da güvenlik birimlerince titizlikle araştırılmalıdır.

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda, biri öğretmen, 8’i öğrenci olmak üzere 9 canımızın hayatını kaybetmesi Türkiye’yi derin bir acıya boğdu. Sevinçle ve heyecanla anneleri, babaları tarafından okula bırakılan çocuklar ne yazık ki tabutlarla geri döndü.

“Ateş düştüğü yeri yakar” denir; elbette en büyük acıyı o anne ve babalar yaşadı. Ancak bu elim olay, vicdan ve merhamet sahibi herkesi derinden sarsmış, yürekleri dağlamıştır. Olayı duyduğum andan itibaren bir baba duygusuyla, o çocukların yaşadığı korku ve acı anları zihnimde canlanmıştır. Çoğunun fotoğrafını ve hayat hikâyesini öğrendikçe üzüntüm daha da derinleşmiştir.

Gelecek vaat eden pırıl pırıl çocukların; sevgi ve ilgi eksikliğiyle büyüyen, dijital dünyanın etkisiyle duyarsızlaşan ve insani değerlerden uzaklaşarak robotlaşan bireylerin şiddetine maruz kalması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken acı bir gerçektir.

9 canımıza kıyan katilin babası, 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli, “Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktadır. Yaklaşık 2 aydır evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras’ı götürüyordum; söz konusu psikolog ise oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebileceğini söyledi” şeklinde bir durumu bildiğini ifade ettiği halde, yine aynı ifadesinde de “Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım, oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim” cümlelerini kurarak bu psikolojiye sahip oğluna silah eğitimi verdiğini de dile getirmiştir. 

Bu psikolojideki oğlunu silahlardan uzak tutsa, böyle bir eğitimden geçirmese, belki bugün 9 canımız hayatta olacaktı.

Bu tür beyanlar, olayın tüm yönleriyle ve yetkili makamlar tarafından titizlikle incelenmesini gerekli kılmaktadır.

Bir boşluk, bir yanlış yönlendirme, gerekli önlemlerin alınmaması… Bakın, nelere mal olabiliyor.

Genellikle Amerika ve Avrupa ülkelerinde gördüğümüz okul saldırıları, gerekli önlemler alınmadığı takdirde yayılma riski taşıyan ciddi bir toplumsal sorun hâline gelebilir.

Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul saldırısında failin, profil fotoğrafını Amerika’da 6 kişiyi öldüren bir saldırganın görseliyle değiştirmiş olması, bu tür olaylar arasında bir tür etkileşim ve rol model alma eğilimi olabileceğini göstermektedir.

Bu nedenle olayların yalnızca bireysel değil, sosyal medya etkisi ve psikolojik yönleriyle birlikte çok yönlü şekilde ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Öğrencilerine siper olan bir kahraman öğretmen ve sekiz yavrumuz hayatını kaybetti. Onların acısı yüreğimizde derin bir yara olarak duruyor.

Bundan sonra başka canlarımızı kaybetmemek adına her türlü ve çok boyutlu önlemin vakit kaybetmeden alınması gerekiyor.

Gelecek nesilleri ve toplumu korumak için, bugünün çocukları üzerinde her anlamda daha titiz ve dikkatli olunmalıdır.

Suça sürüklenen çocuklardaki artış, Türk milletinin geleceğini düşünen herkes için ciddi bir kaygı noktası olmalıdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...