Yerelde ne yaptınız ki, genel hayalindesiniz?

YAYINLAMA:
Yerelde ne yaptınız ki, genel hayalindesiniz?

CHP’nin “ara seçim–erken seçim” atmosferi yaratma çabası, freni patlamış bir kamyonu kaçış rampasına kadar getirip o yola sokma girişimine benzemektedir.

CHP’nin parti parti gezerek bu gündemi canlı tutma çabası, elbette Cumhur İttifakı’nın seçim iradesini değiştirecek nitelikte değildir. CHP, bir yandan kendisiyle iş birliği ve ittifak edebilecek partileri yoklamakta; diğer yandan ise her gün bir CHP belediyesinde yaşanan rezaletlerin dozunu düşürmeye çalışmaktadır.

Peki, CHP’nin iç ve dış politikada bir vizyonu var mı?
Ne iç politikada çözüm üreten bir vizyonu vardır ne de dış politikada millî bir perspektifi bulunmaktadır.

Ne ABD ve İsrail’in bölgede hayata geçirmek istediği emperyalist projenin farkındadırlar ne de İran’da, Irak’ta, Suriye’de yahut başka herhangi bir yerde yaşanan gelişmelerin bilincindedirler. CHP’nin yaşam ve politik felsefesine bakıldığında, “yensin, içilsin” anlayışının ötesinde bir yaklaşım görmek mümkün değildir. Hem CHP yönetiminin tutumuna hem de CHP’li belediyelerde yaşananlara bakıldığında bu tablo açıkça görülmektedir.

Nitekim Özgür Özel’in, İsrail’in Gazze’deki soykırımına ilişkin kullandığı “Savaşta 71 bin tane İsrailli bebek öldü. Kadın öldü. Çocuk öldü.” şeklindeki ifadeleri de bu yaklaşımın bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Olayı bile tersinden anlamış… Çünkü namazda gözü yok ki, ezanda kulağı olsun…

İran’da iki aydır ABD ve İsrail saldırıları yaşanıyor. Lübnan’da aralıksız İsrail saldırıları sürüyor. 102 yıl sonra Kerkük’e bir Türkmen vali seçilmiş; ancak CHP’nin bu konular hakkında ne düşündüğünü bilen yok. Çünkü CHP’nin gündeminde bu tür meseleler yer almamaktadır.

Özgür Özel ise bugün dünyaya, “Ekrem İmamoğlu’nu kurtarmak, Akın Gürlek’i bitirmek” gibi dar bir çerçeveden, adeta at gözlüğüyle bakmaktadır. Böyle bir bakış açısının Türkiye’ye ne gibi bir faydası olabilir?

Başka bir şeye bakmaya da gerek yok. Yerelde iktidar olan CHP’nin, özellikle 2009 yılından bu yana belediyelerinde yaşananlara bakmak yeterlidir. Vizyon, hizmet, üretkenlik ve görev ahlakı var mıdır? Hiçbiri yok… Rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve benzeri pek çok olumsuzluk, CHP’li belediyelerde adeta kol gezmektedir.

Özgür Özel, 2009 yılında seçilip yeniden seçilen İstanbul, Ankara, İzmir ve diğerlerine bakarak, “bu kervan böyle gider” diye düşünmektedir…

CHP’li belediyeler yerelde “rezaletin kitabını yazarken”, Türkiye’yi yönetme hayalleri de oldukça pervasız bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

Yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık olaylarını, çapsızlığı, vizyonsuzluğu ABD ve İsrail Truva atlığını, birde iktidara gelerek mi gösterecekler?

Ekrem İmamoğlu’nun siyasi geleceğiyle ilgili “O bitti” tartışmaları sürerken, bu kez Mansur Yavaş ismi yeniden gündeme taşınmaktadır. Gazeteci Can Özçelik’in aktardığı “İmamoğlu cezaevindeki temaslarında CHP yönetimine, CHP’nin adayının Mansur Yavaş olacağını söyledi” yönündeki bilgiye bakılırsa, CHP’nin farklı alternatifler üretme arayışında olduğu görülmektedir.

Bari bir Cumhurbaşkanı adayı belirleyeceksiniz, niçin İstanbul’a çivi çakmadan cezaevine düşen Ekrem İmamoğlu’ndan, Ankara’ya çivi çakmamış ve tembelliğin sembolü olmuş Mansur Yavaş’a geçiş yapıyorsunuz?

CHP’de çalışkan, ahlak sahibi, vizyon yüklü ve millî duyguları güçlü bir isim yok mu ki, sürekli bu tür isimler ve tartışmalarla gündem meşgul ediliyor?

CHP, sadece Türkiye’nin ekonomik şartlarına bakarak, hiçbir şey üretmeden ve hiçbir hizmet ortaya koymadan; son yerel seçim sonuçlarından hareketle “armut piş, ağzıma düş” anlayışıyla fırsatçılık yapılıp yapılamayacağını hesap ederek ara seçim ve erken seçim çağrıları yapmaktadır.

Yerel iktidarı alıp halkı mağdur ve rezil eden bu anlayışı, Türkiye’yi yönetme boyutuna taşımak istemektedir. Her Türk vatandaşının sorgulaması gereken temel soru ise şudur: “Türkiye CHP’ye teslim edilirse iç ve dış tehditler karşısında nasıl bir tablo ortaya çıkar?”

CHP iktidar olursa başımız beladan kurtulur mu? Özgür Özel ve kadrosunun karakter ve donanım yapısına bakıldığında bunun mümkün olmadığı yönünde bir kanaat oluşmaktadır. Demokrasiye inanıyoruz; ancak bunu hatırlatmak da demokrasinin bir gereğidir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, CHP’nin yarattığı gündem ve Özgür Özel’in aklının arkasındakilere ilişkin yaptığı şu değerlendirme ders niteliğindedir:

“Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır.

Mücadelemiz devam ederken, vaziyet açıkça ortadayken; çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir.

Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı, basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir.

Seçim, siyasi cambazlıklarla ve yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir; onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara ve keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir.

Ara veya erken seçim diye tutturanlara verilecek cevap da şudur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, millî iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...