New York'tan yükselen Hınçak ve Taşnak sesi

YAYINLAMA:
New York'tan yükselen Hınçak ve Taşnak sesi

“New York’un ilk Müslüman belediye başkanı” diyerek Zohran Mamdani’yi ne kadar da parlatmışlardı…
Müslüman bir insan haktan ve hakikatten yana olmaz mı?
Müslüman bir kişi, İslam’ın en büyük günahlarından biri sayılan iftiraya alet olur mu? Hatta bizzat iftira üretir mi?

Etiket olarak Müslüman görünen, ancak söylemleriyle Müslümanlara ve Türk milletinin tarihine yönelik ithamlarda bulunan New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, şu iftiraları atmış:

“Bugün Ermeni Soykırımı’nın 111. yıl dönümü. Osmanlı İmparatorluğu tarafından, günümüz Türkiye, Suriye ve Ermenistan topraklarında katledilen 1,5 milyon Ermeni’yi anarken, tarihin tekerrür etmesine izin vermeyi reddetmeliyiz. 2020 yılında Azerbaycan ve Türkiye’nin askerî güçleri, Dağlık Karabağ’daki Ermeni nüfusuna saldırdı. 2023 yılında Azerbaycan, 100 binden fazla Ermeni’yi Dağlık Karabağ’dan sürerek, 100 yılı aşkın süre önce başladığı iddia edilen soykırım kampanyasını sürdürdü.”

Tarihi tersyüz etmek tam da budur. Herhalde Ermeni diasporası “bizim çizgimizde konuş” demiş, o da konuşmuş… Ne tarihî bir dayanak var ne de tutarlı bir mantık.

Tarihte Ermenilerin Hınçak ve Taşnak gibi örgütler aracılığıyla Doğu Anadolu’da bağımsız ve büyük Ermenistan kurmak adına yaptıkları Türklere yönelik saldırılarını yok sayarak, Karabağ’ın işgali sürecinde Azerbaycan Türklerinin yaşadıkları zulümleri görmezden gelerek; Azerbaycan’ın Karabağ’ı işgalden kurtardıktan sonra bölgede kalmak isteyen Ermenilere imkân tanıdığını, ayrılmak isteyenlere ise hoşgörüyle yaklaştığını göz ardı edip “Ermeni nüfusuna saldırıldı” demek, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin Ermeni diasporasının iftira söylemlerini tekrar etmesinden başka bir şekilde açıklanamaz.

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, ABD’de uzun yıllardır dile getirilen “Ermeni Soykırımı” iddiaları konusunda Yahudi lobileri ve Ermeni diasporasının söylemlerini kendisine rehber edinmiştir.

Tarihte Osmanlı Devleti, Ruslarla iş birliği içinde hareket eden Ermeni çetelerinin Türklere yönelik saldırıları karşısında güvenlik tedbirleri almak zorunda kalmıştır.

Osmanlı Devleti’nin 1915 yılında uyguladığı Ermeni Tehciri (Sevk ve İskân Kanunu), I. Dünya Savaşı şartlarında alınmış bir güvenlik tedbiridir. Resmî adı “Vakt-i Seferde İcrâât-ı Hükûmete Karşı Gelenler İçin Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedâbir Hakkında Kanun-ı Muvakkat” olan bu düzenleme, 27 Mayıs 1915’te kabul edilmiş, 1 Haziran 1915’te yürürlüğe girmiştir.

Kanun metninde “Ermeni” ifadesi yer almamakta; genel olarak hükümete karşı gelen, casusluk veya ihanet şüphesi taşıyan unsurları kapsamaktadır. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin konuya yaklaşımında belirli bir hassasiyet gözettiğini göstermektedir.

Yaşananların soykırımla bir ilgisinin olmadığı; savaş şartlarının doğurduğu zorunlu göç ve büyük bir trajedi olduğu açıkça görülmektedir. Bu sürecin başlıca sebeplerinden biri olarak ise, Hınçak ve Taşnak gibi Ermeni örgütlerinin, “Büyük Ermenistan” kurma hedefi doğrultusunda Türklere yönelik saldırıları olduğunu objektif olan tüm tarihçiler kabullenmektedir.

Türkiye, Hınçak ve Taşnak gibi Ermeni terör örgütlerinin sivillere yönelik saldırılarına dair çok sayıda belge ortaya koymaktadır. Buna karşılık, Ermeni diasporasının iddialarının hiçbiri somut kanıtlarla desteklenmediği gibi iftira ile sınırlı kalmaktadır.

O dönemde yaşanan Ermeni kayıplarının, bir soykırımdan ziyade; hastalık, açlık, çatışmalar ve sevk sırasında meydana gelen ölümler olarak kayıtlara geçmiştir. Buna karşılık, Ermeni çetelerinin kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı gözetmeksizin Türklere yönelik gerçekleştirdiği saldırı ve katliamların da arşiv belgelerinde mevcuttur.

Bu nedenle New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, tarihi keyfî yorumlarla değil, belgelerin ortaya koyduğu gerçekler üzerinden değerlendirmelidir. Osmanlı Devleti’nin tehcir kapsamında aldığı güvenlik tedbirlerini “soykırım” olarak nitelendirirken, Ermeni çetelerinin Türklere yönelik saldırılarını görmezden gelmesi açık bir çelişkidir. Bu nasıl bir yaklaşımdır? Bu nasıl bir Müslümanlıktır?

Türk milletinin tarihinde savaş vardır, fetih vardır; ancak “soykırım” ifadesiyle anılacak bir utanç yoktur. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, eğer soykırım ya da katliam arıyorsa, kendi ülkesi ABD’nin tarihine bakmalıdır. Sözde karşı çıktığı İsrail’in gerçekleştirdiği her katliam ve soykırım girişiminin arkasında, kendi ülkesi ABD’nin desteği varken, Türk milletinin tarihine iftira atması, Zohran Mamdani’nin Yahudi lobisinin ve Ermeni diasporasının etkisi altında hareket ettiğini göstermektedir.

Taşıdığı Müslüman kimliğini de Müslümanlara iftira atmak için kullanmaktadır.

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani bu iftiraları ya Yahudi lobisinin ya da Ermeni diasporasının bilgisi dâhilinde dile getirmektedir ya da onlara şirin görünmek adına bireysel bir girişimde bulunmaktadır.

Eğer Zohran Mamdani bunu gerçekten onlara şirin görünmek ve ABD’nin iç dengelerinde yer edinmek için yapıyorsa, tarihsel gerçeklik gibi bir kaygı taşımadığı açıktır. Şayet böyle bir kaygısı varsa, Türk tarihçilerinin ve kurumlarının Ermeni soykırımı iddialarına karşı hazırladığı çok sayıda belge, rapor ve eser mevcuttur. Bunları objektif bir şekilde incelediği takdirde, Türk milletine yönelttiği ithamlar nedeniyle özür dilemesi kaçınılmaz olacaktır.

Ancak New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin bir proje olduğu yönünde güçlü bir izlenim oluşmuştur. Müslüman kimliği taşımasına rağmen, bu kimlikle çelişen bir tutum sergilemektedir. Aksi takdirde “Türkler Ermeni soykırımı yaptı” şeklinde bir iddiada bulunabilir miydi?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...