CHP'nin çürüme yolundaki vahim gidişatı
Ortaya çıkan görüntüler, belgeler ve iddialar açıkça gösteriyor ki, CHP zevkine ve keyfine düşkün çok dar bir kadronun elinde ruhen erimektedir. Özgür Özel ve etrafındaki iki-üç kişilik dar çevre…
Bu durum, partinin büyük çoğunluğunu da sarıp sarmalamış, adeta tüm yapısına sirayet etmiştir. CHP’li belediyelerde arka arkaya ortaya çıkan ve bir türlü durmak bilmeyen rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve çeşitli ahlaksızlık skandalları, partinin bu dar kadro tarafından yönetilemediğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sadece CHP’li belediye başkanları, aileleri ve kadroları etrafında yaşanan olaylara bakmak bile, CHP’nin toplumsal değerler açısından büyük bir çürüme yaşadığını gözler önüne sermektedir.
Bu çürüme karşısında ise CHP yönetimi maalesef hiçbir dirayet gösterememektedir. Çünkü böyle bir hassasiyete ve iradeye sahip bir kadro, ne yazık ki CHP’nin başında bulunmamaktadır.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, CHP’nin bu gidişatının Türk siyasetini ve toplumu kirlettiğini belirterek, MHP’de uygulanan arınma sistemine de dikkat çekmiş ve CHP’nin “kendi arınmasını yapması gerektiğini” şu sözlerle vurgulamıştı: “MHP bu konuda her zaman üstüne düşeni yapmıştır; en ufak bir olay ya da iddia ortaya çıktığında üstüne gider, kim olursa olsun gerekli arınmayı gerçekleştirir. Bu konuda şu an için ana muhalefetin buna ihtiyacı fazlasıyla vardır. CHP kendi arınmasını yapmalı, toplumun hassasiyetlerine göre arınmalı ve durulmalıdır.”
***
CHP’nin asıl meselesi, arınmayı ve durulmayı gerçekleştirmesi gerekenlerin bizzat kendilerinin arınmaya ve durulmaya en çok ihtiyaç duyan yöneticiler olmasıdır.
CHP’li belediye başkanlarının neredeyse ortak özelliği, halka hizmet konusunda tembellik göstermeleridir. Ancak kişisel arzu ve menfaatler söz konusu olduğunda bu tembellikten eser kalmadığı, ardı arkası kesilmeyen skandallardan çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Özgür Özel’in en büyük zaafı, yanındaki dar kadro ve CHP Genel Başkanı olma sürecinde Ekrem İmamoğlu’na duyduğu minnet borcudur. Bu nedenle olayları yönetememekte, CHP’nin arınma mekanizmasını ise hiç işletememektedir.
CHP’yi kurumsal manada korumak adına bir duruş sergilese anlaşılabilirdi. Ancak Özgür Özel, adeta ortaya çıkan iddiaların üzerini kapatma ve örtbas etme mücadelesi vermektedir.
Ekrem İmamoğlu’na duyduğu minnet borcu nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi odaklı her iddia ve suçu gözü kapalı savunmaktadır.
Özgür Özel, “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok. Bize karşı iftira var” diyerek skandalları örtbas edeceğini ve zaman kazanacağını düşünüyor.
Halbuki olaylar her geçen gün daha da büyüyor ve derinleşiyor. Sadece Antalya ve Uşak merkezli rezalet iddiaları dahi, CHP’de çürümenin sistem hâline geldiğini ve hızla yayıldığını açıkça ortaya koymaktadır.
CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ön ayak olmuş tarihi bir partidir. Ne var ki bugün ne dış politikada bir vizyon, ne de iç politikada bir kalite ve değer taşımaktadır.
CHP, bugün sadece kişisel heves ve siyasi menfaat kovalayanların birbirini kolladığı, birbirine yol verdiği bir parti hâline gelmiştir. En büyük vizyonu da mezarlarda rakı kadehleriyle poz vermelerinden sonra, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünde mehter çalan çocuklara sırtını dönmek olmuştur. Milli ve manevi konularında Türk milletinin özüne yabancılığı artık değişmez bir hal almıştır.
Ülkede hangi olumlu adım atılsa hepsine karşı çıkmayı temel siyaset tarzı hâline getirmiş olan CHP, bu tutumunu arşivlere çoktan kazımıştır. Bundan sonra da bu zihniyet değişmeden devam edecektir.
CHP, şehir hastanelerinden yerli ve millî otomobile, uçaktan gemiye, barajdan havaalanlarına, köprüden İHA ve SİHA’lara kadar ülkenin her büyük projesine karşı durarak Türkiye’nin gelişmesi ve büyümesi önünde nasıl ciddi bir engel oluşturduğunu açıkça ortaya koymuştur.
CHP’deki dar kadronun önde gelen isimlerinden Ali Mahir Başarır’ın, Antalya teleferik kazası meydana geldiği sırada Özgür Özel ve Veli Ağbaba’nın Göcek’te bir yatta içkili eğlence yaptığı iddiaları üzerine sosyal medyada yayılan eski görüntülere gösterdiği tepki, CHP’nin içler acısı hâlini gözler önüne seren çarpıcı bir örnektir.
“Damatlar İHA ve SİHA’larla bizleri mi takip ediyor?” şeklindeki açıklaması, partinin o günlerdeki acziyetini ve ciddiyetsizliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur.
Tüm bu yaşananlar sonrası, ortaya çıkan beklenti şudur:
CHP kurtarılmayı ve kurtarıcısını bekliyor.
CHP arınmayı ve durulmayı bekliyor.
Türk milletine samimiyetle hizmet edecek bir misyon kazanması ise sağduyulu herkesin ortak hayalidir.