Kriz yönetimi
Dışarıya “iktidara geliyoruz” görüntüsü veren CHP içeriden çözülme ve çökme emareleri veriyor.
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, CHP Genel Merkezi’nin kendisini ihraç etmek için epey beklediği isimlerden birisiydi.
İhraç edilir edilmez etkin pişmanlık kapısını çaldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in makam aracının VİP dönüşümüne harcanan 170 bin EURO + KDV’nin Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini, Özgür Bey’in kıymetli pederi için satın alınan aracın 180 bin liralık açığının kendi cebinden karşılandığını, Özgür Bey’e verdiği hediye saatleri, çantaları anlattı.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan Böcek’se aile boyu etkin pişmanlık kervanına katıldılar.
Muhittin Böcek’in belediye başkan adayı yapılmasının bedeli olarak CHP Genel Merkezi’nde Veli Ağbaba kanalına 1 milyon EURO ödeme yapmışlar.
Siyaset değil, makam satılan ticarethane sanki…
CHP itiraflar, pişmanlıklar, kopuşlar ekseninde kumdan kaleler gibi çözülürken bu iklimde belediye başkanları da gemiyi birer birer terk ediyorlar.
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal kesin ihraç talebiyle disipline sevkinin ardından CHP’den istifa etti. Bugün yarın AK Parti’ye katılması bekleniyor.
CHP’de 15 belediye başkanı, 7 milletvekili partisinden koparak hükümet saflarına katıldılar.
Üstelik gidenlerin içinde CHP mutfağından yetişerek yıllarını bu partiye veren isimler dikkat çekiciydi.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun 23 senelik CHP’lilik geçmişi vardı. Burcu Köksal’ın da buna yakın bir mesaisi…
CHP genel merkezi bu kopuşları “Tehdit, şantaj, baskı…” kalıbıyla açıklamakta ısrar ediyor.
Yani onlara göre CHP’li belediye başkanları yolsuzluk dosyalarıyla korkutularak “Ya hapse gir ya bize katıl” ikilemine sürükleniyorlar.
Gideni linç ettirmeye, kalanları korkutmaya dayanan bu kriz yönetimi CHP’ye kısa süreli bir propaganda imkânı veriyor ama asıl sorular cevapsız kalıyor.
Belediye başkanlarınızın yolsuzluk dosyaları varsa CHP olarak siz neden müdahil olmuyorsunuz?
Rüşvete, irtikâba, yolsuzluğa bulaşmış kişilerle herkesten önce sizin ilişik kesmeniz gerekmiyor mu?
Elbette seçildiği partiden ayrılıp başka bir siyasi partiye katılmak etik ve siyasi ahlak bakımından tartışmalı bir meseledir.
Fakat CHP genel merkezi bu sorulara doyurucu cevap veremeyince bir de hikâyeyi kurttan dinlemek gerekiyor.
Gidenler, baskıyı, tehdidi, bunalımı iktidardan değil parti içinden gördüklerini ifade ediyorlar.
Örgütün ölçüsüz istekleri yüzünden millete hizmet edecek alan bulamadıklarını, partinin iç işleyişinde nefes alamadıklarını söylüyorlar.
Dolayısıyla bu kopuşları “Tehdit, şantaj, baskı…” kalıbıyla açıklamak veya “İktidara yürüyoruz” diye gürültü çıkarmak partinin taşıyıcı kolonlarından gelen çatırdama sesini bastırmaya yarıyor olabilir… Ancak dipten gelen çözülme ve çökme riskini durdurmaya yetmiyor.