CHP’nin hem arınmaya hem sağduyuya ihtiyacı var!
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, CHP’deki son gelişmeleri son derece sağduyulu bir yaklaşımla değerlendirmekte ve Türkiye’nin istikrarını koruma amacıyla yapıcı bir siyasi yol göstericilikte bulunmaktadır. Sağduyu sahibi herkes de bu tutuma destek vermektedir.
Sayın Bahçeli, MHP Grup Toplantısı’nda CHP’deki durumu şöyle özetledi:
“Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.”
MHP Grup Toplantısı’ndan yaklaşık 2-3 saat sonra CHP’nin grup toplantısı başladı. Özgür Özel, kürsüye “CHP Genel Başkanı” sıfatıyla davet edildi. Büyük ihtimalle Kemal Kılıçdaroğlu da aynı anda CHP Genel Merkezi’nde kendisini “CHP Genel Başkanı” olarak konumlandırarak toplantıyı takip ediyordu.
Özgür Özel konuşmasını yaparken salonda “Hain Kemal” sloganları atılıyordu. Tıpkı Sayın Bahçeli’nin “CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviye” uyarısındaki gerçeklik gibi…
Oysa 2023 yılında aynı salonda, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu veda konuşması yaparken, o dönem Grup Başkanvekili olan Özgür Özel abartılı bir şekilde hüngür hüngür ağlıyordu. Bugün ise önünde hüngür hüngür ağladığı kişiyle ilgili “Hain Kemal” sloganları atılmasına müsaade ediyor. Ve ardından süslü cümlelerle “Hain Kemal” sloganını destekleyen "İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur." Cümlelerini kurdu.
Özgür Özel, geçtiğimiz yıllarda Kemal Kılıçdaroğlu’nu liderler arasında nadir görülen seviyede bir hoşgörüye ve dinleme yeteneğine sahip biri olarak övmüş, onu sadece dinleyen değil, aynı zamanda öğreten bir lider olarak konumlandırmış ve “Kemal Bey’den öğrenirsin de” ifadelerini kullanmıştı. Şimdi ise bu şekilde tarif ettiği Kemal Kılıçdaroğlu’nu, Ekrem İmamoğlu’nun gözüne girmek ve ondan aferin almak uğruna “Hain Kemal” sloganları atılmasına göz yumuyor, sözleriyle de bu linçe açık destek veriyor.
Oysa CHP içinde bir tarafı temsil eden Özgür Özel’in daha sağduyulu davranması gerekirken, tam tersine ayrışmayı, bölünmeyi ve kavgayı körükleyen tutum ve söylemleriyle partideki seviyeyi her geçen gün daha da düşürmektedir.
Türkiye’nin en köklü partisi CHP, bir dünya görüşü ve ideolojisi dahi olmayan, “Yerim, içerim, gezerim” felsefesiyle hareket eden Ekrem İmamoğlu’nun kişisel hevesleri, ihtirasları ve ukalalıkları uğruna bu hâle düşmemeliydi.
CHP’deki gelişmelerin toplumsal şiddet olaylarına dönüşmemesi için her iki tarafın da sağduyulu davranması şarttır. Gerek Kemal Kılıçdaroğlu gerekse Özgür Özel tarafları, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin şu kritik uyarılarını iyi algılamalıdır:
“Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekânları ve millî kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.”
***
Türkiye’de iktidarı devirmek için Gezi olayları gibi şiddet ve terör eylemlerini çeşitli bahanelerle organize edenler açısından CHP’deki son gelişmeler, yeni bir bahane unsuru olabilir.
Nitekim Gezi olaylarında da CHP’liler ön planda kullanılmıştı.
Şimdi “Mutlak Butlan” kararı gibi gelişmeleri hükümet iradesine bağlayıp suçlama kampanyası yürütenler için yine aynı tehlikeli atmosfer koklanmaktadır. Karar açıklanır açıklanmaz CHP Genel Merkezi’nin önüne ilk gelenlerin sol terör örgütleriyle bağlantılı radikal sol partiler olması, bu tehlikenin ilk ayak sesleridir.
O yüzden Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel bu süreçte attığı her adıma, ağzından çıkan her söze dikkat ederek, sağduyu çizgisinde buluşmalıdır.
Aksi halde CHP, Türkiye’de kaos, çatışma ve istikrarsızlık arayanların iştahını kabartmaya devam edecektir.
Türk devleti ve hükümeti, bölgesel gelişmelerin yakıcı ve yıkıcı sonuçlarını görerek “iç cephesini güçlendirmeyi” öncelikli misyon edinmişken, CHP bu manada iştah kabartanlara fırsat vermemelidir.
Fakat yaşananlara baktığımızda CHP, sağduyulu davranmaktan oldukça uzak durmaktadır.
CHP’nin yerel yönetimlerde halka hizmet etme düşüncesinden yoksun olduğu, her il ve ilçede açıkça görülmüştür. O halde CHP kime hizmet etmektedir?