Satılık sadakat!
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisinin “değişim” diye pazarladıkları dinamiğin altından delege ayartma, makam pazarlığı, adaylık ücretleri ve para çantalarıyla örülü kirli ilişkiler çıktı.
Tutuklu belediye başkanları Muhittin Böcek ve Özkan Yalım’ın üst üste verdikleri etkin pişmanlık ifadeleri CHP’deki yeni dönemin ruhunu bütün çıplaklığıyla ortaya koymaya yetiyor.
Dün iradelerinin üzerine fiyat etiketi yerleştiren bu isimler şimdi özgürlüklerini satın alabilmek için eteklerindeki bütün taşları savcının önüne döküyor.
Böylece menfaatle tesis edilen sadakatlerin ne kadar geçici olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.
Elbette bu itirafları yapan belediye başkanları bu suçlardan azade değiller. Rüşvet alan birileri varsa rüşvet veren birileri de var…
Muhittin Böcek örneği bu bakımdan son derece çarpıcıdır.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamından 5 yılda elde edeceği yasal maaşın toplamı yaklaşık 16-17 milyon lira olduğu halde yeniden aday gösterilmek için parça parça 1 milyon 950 bin euro ve 200 bin dolar seviyesinde rüşvet verdiğini itiraf etmektedir.
Bu da Muhittin Böcek’in 5 yıllık yasal getirisi yaklaşık 16,8 milyon lira olan bir makam için aşağı yukarı 80 milyon lirayı bulan bir ödeme yapmayı göze aldığını gösterir.
Bir makama oturmak için o makamdan elde edilecek yasal gelirin katbekat fazlası masaya konuluyorsa o koltuğun arkasında daha büyük imkânların ve menfaatlerin bulunduğu gayet açık değil mi?
Parayı verenin niyeti millete hizmet değilse verdiği parayı nereden çıkaracağı sorusu kendiliğinden doğmuyor mu?
Toplamda 16-17 milyon lira için 80 milyon liralık rüşvetin verildiği bir masadan temiz belediyecilik değil, çıksa çıksa ihale hesapları, imar oyunları, kamu kaynaklarını talan etme anlayışı çıkar.
Bu da CHP belediyeciliğinin niye numunelik bir başarı bile göstermediğinin çarpıcı izahı olsa gerek…
Özkan Yalım da meselenin başka bir yüzüdür.
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yeniden milletvekili adayı yapılmadıktan sonra “değişim” hareketine finansör olduğu, delegelerle tek tek görüştüğü, delegelerden aldığı “kurultayda Özel’e oy vereceklerine dair” imzaları Selin Sayek Böke’ye gönderdiği, Özgür Özel’e valizle 1 milyon TL, evinin duvarına 200 bin TL, yine Özel’in isteğiyle merhum belediye başkanı Ferdi Zeyrek’in masasına 950 bin euro koyduğunu itiraf ediyor. Özgür Özel’e aldığı hediyeler de cabası…
Bu itirafların CHP’deki karanlık tablonun henüz küçük bir parçasını aydınlattığı da unutulmamalıdır. Bakalım daha ortaya neler saçılacak?
Partinin üst makamları insan iradesini maddi imkanlarla satın almayı meşru bir yöntem haline getirdiğinde o partinin belediyelerinde rant, ihale, imar vurgunlarının görülmemesi imkansızdır.
Liderlik makamı kadrolarına “fikrinizle, şahsiyetinizle gelin” demek yerine “gücünüzle, paranızla gelin” mesajı verirse gelenlerin yanında taşıdığı şey de doğal olarak para çantaları olacaktır.
CHP’nin düştüğü bataklıkta Türk siyaseti adına acı ama öğretici bir görüntü vardır. Siyaset menfaat üzerinden kurulunca en sadık görünenler en zayıf halka haline gelmektedir. Parayla satın alınan bağlılıklar ise savcılık kapısında sona ermektedir…