Trump Netanyahu'nun harika bir adam olmadığını anladın mı?
Yaklaşık dört aydır ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam etmektedir. İran, direnç göstererek hem ABD ve İsrail’e hem de ABD üssü olarak görülen ülkelere karşı net bir duruş ortaya koymuştur. Bu direnciyle kolay bir hedef olmadığını kanıtlamıştır.
Bu süreçte İran’ın en önemli kazanımlarından biri, iç cephesini daha güçlü tutabilmesi olmuştur. İç cephenin korunmasında yalnızca kendi dinamikleri değil, bölgesel dengeler de etkili olmuştur. Özellikle İran bünyesinde yaşayan milyonlarca Türk’e Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın stratejisi doğrultusunda gönderilen sağduyu mesajlarının ve “Terörsüz Türkiye / Terörsüz Bölge” yaklaşımının, bölgedeki gerilimlerin daha geniş bir çatışma alanına yayılmasını engellemede büyük rol oynadığı çok net görülmüştür.
Trump’ın şu sözleri de bunun bir delilidir: “İranlılar sokağa çıkmak, protesto yapmak istiyor ama silahları yok. Kürtlerin onlara vereceğini düşünüyorduk. Kürtler bizi hayal kırıklığına uğrattı.” “Kürtler alıyor, alıyor, alıyor. Kongre’de itibarları büyük, ‘iyi savaşıyorlar’ diyorlar. Para ödendiğinde iyi savaşıyorlar. Kürtler beni hayal kırıklığına uğrattı.”
(Trump’ın “Kürtler” diye genellediği, ilişki içinde olduğu terör örgütleridir.)
İran’a yönelik gerilimlerin başladığı günden bu yana, uluslararası medyada ve siyasi açıklamalarda zaman zaman “taraflar arasında müzakere başladı”, “ateşkes kararı alındı”, “savaş sona erdi” şeklinde iyimser değerlendirmeler yer alırken; kısa süre sonra bu söylemlerin yerini “İran bedelini ödeyecek”, “İran’a ağır karşılık verilecek” gibi çok daha sert açıklamalara bıraktığına sık sık şahit olduk.
Şimdi yine “İran savaşı sona eriyor: Anlaşma sağlandı”, “İki ülke arasında mutabakat sağlandı, anlaşma 19 Haziran’da imzalanacak” haberleri duyuruluyor. Beyaz Saray’dan “beyaz dumanların” yükseldiği görüldü. Geleneklere göre bu, barış anlaşmasının imzalandığı anlamına geliyor.
ABD tarafı bu duruşu sergilerken, İsrail tarafı İran’la bir anlaşma yapılmasına büyük öfke duyuyor ve savaşın durmaması için elinden geleni yapıyor.
İsrail’in sembol Siyonist yaratıklarından Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ABD ve İran’ın 19 Haziran’da Cenevre’de imzalamaları planlanan ve “Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini” öngören anlaşma için “Bizim için bağlayıcı değil” açıklamasını yaparak bunu çok net göstermiştir.
İddialara göre, Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu, saldırıları sürdüreceğini ve işgal ettiği Lübnan bölgelerinden çıkmayacağını ifade etmiş, Trump’tan küfürlü bir cevap almıştır. Trump, “Çok öfkelendim. Bunu ona söyledim. Hiçbir muhakeme yeteneği yok” diyerek Netanyahu’ya şimdiki bakış açısını güncellemiştir.
Trump, şimdi “Hiçbir muhakeme yeteneği yok” dediği Netanyahu’yu daha önce “İyi bir adam. Mücadele ediyor. O bir savaş kahramanı, çünkü birlikte çalıştık. O bir savaş kahramanı. Sanırım ben de öyleyim” diyerek övüyordu. Böyle bir kan içici vampiri bu hale getiren, Trump’un bugüne kadar verdiği destekler olmuştur.
Netanyahu için şimdi “Hiçbir muhakeme yeteneği yok” diyen Trump’un yarın tekrar fikir değiştirip onu övmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Ancak Trump’ın şimdiki düşüncesinde bir sürdürülebilirlik varsa, dünya devletleri ve İslam âlemi bu atmosferi Siyonistleri etkisiz hâle getirmek için değerlendirmelidir.
ABD ile İran arasında anlaşma yapılırken İsrail bunu ABD’ye rağmen bozuyorsa, Netanyahu’ya bunun bedeli ödettirilmelidir. Zaten Netanyahu’nun dünyaya ve insanlığa vereceği çok ağır bir hesap vardır.
Ortadoğu bölgesindeki istikrarsızlığın, kaosun, çıkan savaşların ve çatışmaların baş sorumlusu hep İsrail olmuştur. İsrail durdurulmazsa, Siyonistler etkisiz hâle getirilmezse bölgede kan akmaya devam edecek ve ölümler sürecektir.
İsrail, ABD ve İran arasındaki anlaşmayı bozmak için bir provokasyona girişirse, bölge ülkelerinin işbirliği içinde alacağı her türlü önlem meşru kabul edilmeli ve uygulanmalıdır. ABD’ye bu yönde baskı ise dünya devletleri tarafından yapılmalıdır.
İran ile yapılacak savaşı durdurma anlaşmasından da kesinlikle dönüş olmamalıdır. Dünya devletleri hem anlaşma kararlarını güçlü bir şekilde desteklemeli hem de İsrail’in hareket alanını daraltmalıdır.
Dünya barışını sağlamanın yolu, Siyonistleri etkisiz kılmakla başlar.
İsrail’in korsan bir şekilde var olduğu günden bu yana dünyadaki gerçek budur. Onların sapkın din ve millet anlayışı ile yayılmacı ve işgalci planları, dünyanın başına beladır. İsrail, sadece İslam dünyasına değil, dünyadaki tüm milletlerin başına beladır. Kaldı ki, bu sapkın Siyonistler kendi sistemlerine uyum sağlamayan Yahudilere bile zulüm yapmaktadır.
Umarım ABD ve İran arasında, dünya huzuruna ve güvenliğine, ekonomik istikrara katkı sağlayacak anlaşmadan tekrar bir dönüş olmaz. Çünkü çılgın Trump’ın ve kan içici Netanyahu’nun ne yapacağı belli olmaz.