Trump'ın dönüşü ve siyonistlerin öfkesi fırsat olabilir

YAYINLAMA:
Trump'ın dönüşü ve siyonistlerin öfkesi fırsat olabilir

İran-ABD/İsrail arasında süren ve birçok ülkeye sirayet eden savaşın sona ermesi adına bu sefer daha kararlı bir adım atılmış gözükmektedir. Ancak ABD ve İran savaşı durdurma noktasında adım atarken, İsrail bu anlaşmaya büyük öfke kusmaktadır. 

İsrailli yetkililer anlaşmayı “İsrail için korkunç” olarak nitelendiriyor ve “Başbakandan genelkurmay başkanına kadar İsrail yönetiminde bu anlaşmayı olumlu karşılayan kimse yok” değerlendirmesinde bulunuyor.

Siyonist yaratık Netanyahu, ilk defa aklına ABD’nin ve İsrail’in ayrı devletler olduğu gelmiş ve “ABD’nin başkanı o, İsrail’in başbakanı benim. Çoğu zaman aynı düşünüyoruz, bazen ise daha az aynı düşünüyoruz. İsrail’in güvenlik çıkarlarından ben sorumluyum” açıklamasını yapmıştı. Gazze’deki soykırım ve katliamlara stratejik ve silah desteği verirken ABD ile tek vücut gibi hareket eden Netanyahu, İran ile anlaşma gündeme gelince birden kendini ABD’den soyutlamıştır.

İsrail’in ABD’den İran konusuyla birlikte ayrışmış olması, dünya huzuru ve güvenliği için olumlu bir gelişmedir. Umarım bu ayrışma derinleşir ve Netanyahu karşısında Trump’ın egolarını tahrik eder. Böylece ABD ve İsrail’in sürekli kan döken, emperyalist çarkı döndüren sistemi bozulur.

İsrail sürekli savaş istiyor, kan dökülsün istiyor. Fakat ABD, bunun dünya üzerinde sürdürülemez olduğunu anlamış ve dünya devletlerini karşısına aldığını fark etmiştir.

İran konusunda ise “evde yaptığı hesap çarşıya uymamış” ve bu yüzden tüm planları altüst olmuştur.

ABD-İsrail ikilisi, İran’a füze atınca rejimin İran içindeki muhalifler tarafından kolayca düşürüleceğini sanmıştı. Ancak mesele ABD ve İsrail olunca İran halkı kendi ülkesine sahip çıktı. İran içinde hiçbir etnik köken, hiçbir grup İran’ın rejim güçlerine saldırmadı. Aksine her akşam meydanlarda toplanarak ABD ve İsrail’e karşı birlik gösterileri düzenledi. ABD ve İsrail, İran’ın bu direnişi karşısında başarılı olamayınca hedeflerine ulaşamadı. ABD bunun üzerine sürekli barış ve anlaşma yolunu aramaya başladı.

İsrail ise yarınlarda başına geleceğini hesap ederek adeta “Eğer bir aslanı vuruyorsan, onu asla yaralı bırakmayacaksın!” diyerek, aslanı sembol olarak kullanan İran’a saldırıların sürmesini istemektedir.

İsrail’in ABD’ye bu kadar sert çıkması, tavır alması ve “biz bildiğimizi okuruz” demesi hep korkusu yüzündendir.

Aslında Trump, kendine bu şekilde tavır alan ve İran ile yapılan anlaşmayı kabul etmeyen İsrail’i İran ve bölge ülkeleriyle başa başa bırakmalıdır. 

Trump “İsrail’e öyle olmaz böyle olur” demelidir. Zira Trump zaten hem Siyonistlerin baskısına hem de kendi egolarının hırsına yenik düşerek İran’a saldırmıştı. 

Şimdi ise “yanlışın neresinden dönersem kâr” anlayışına dönmüştür. 

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, yaklaşık iki hafta önce Trump’ın içine düştüğü durumu şöyle tarif etmişti:

“ABD’nin İran’da öngördüğü hedeflere ulaşamaması, Başkan Trump’ın dengelerini ve ayarlarını bozmuş görünmektedir.
ABD fena halde bocalamakta, Trump’ın konuşmalarından savaşın kesif tesiriyle muvazeneyi kaybetmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Trump; her geçen gün ABD halkının desteğini kaybederken, ABD askerleri savaş motivasyonunu yitirmektedir.
ABD’nin inandırıcılığı ve müttefiklerinin ona olan saygıları ve bağlılıkları da her geçen gün zayıflamaktadır.
ABD’nin bu kadar kayıpla kalıcı bir kazanım elde etmesi mümkün olmayacaktır.”

***

Ve devamında şu çağrıda bulunmuştu:

  • ABD derhal bu savaşı durdurmalı ve bölgedeki varlığını sonlandırıp çekilmelidir. 
  • ABD İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır. 
  • İslam ülkeleriyle Kudüs Paktı oluşturulmalı, ekonomik, siyasi ve askeri yeni bir birlik kurulmalıdır. 
  • Doğu Akdeniz’in, Körfez’in ve Kafkasların siyasi ve ekonomik güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı, bölgesel gelişmeler ABD yahut başka bir ülkenin müdahalesine ve insafına terk edilmemelidir. 
  • Ukrayna-Rusya savaşı sonlandırılmalı; bunun için Türkiye ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni aktörler devreye girmelidir.

Şüphe yok ki Türkiye tüm bu süreçlere ev sahipliği yapabilecektir. Türkiye, sözüne güvenilen itibar edilen, kudretli ve kabiliyetli bir ülkedir.

O sebeple küresel barış ve huzur için atılacak her adımda, başlatılacak her girişimde Türkiye’nin etkin bir rol üstlenmemesi için hiçbir sebep yoktur.

Üstelik Sayın Cumhurbaşkanımız bölge ülkeleriyle birlikte savaşan tarafların inandığı ve güvendiği bir liderdir.”

***

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrılardan bazıları hayata geçmek üzeredir. ABD’nin İran’a yönelik savaşı durdurma adımı atması ve Trump’ın, İran ile yapılan anlaşmaya karşı çıkan Netanyahu’ya küfür ve hakaretlerle tepki göstermesi önemli gelişmelerdir. Dünya devletleri bu oluşan atmosferin fırsatını değerlendirmeli; dünyanın huzurunu bozan ve güvenliğini tehlikeye atan ABD-İsrail ikilisini ebediyen birbirinden ayrı tutacak baskıyı oluşturmalı ve stratejiyi geliştirmelidir. Dünya devletleri bu fırsatı kaçırmamalıdır. Emin olun önümüzdeki günlerde İsrail, dünya devletlerine fırsat üstüne fırsat yaratacak provokasyonlar yapacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...