Korku zemininde yaşanan dolandırıcılık!
Türkiye’de 15 Temmuz hain darbe girişiminden ve bu terör örgütüne yönelik operasyonlardan sonra, korkuları kaşıyarak sistematik bir dolandırıcılık ağı kuruldu. Dolandırıcılar, kendilerini polis, savcı, MİT görevlisi veya istihbaratçı olarak tanıtıp; “İsminiz FETÖ/PYD soruşturmasına karıştı”, “Telefonunuz ya da hattınız FETÖ’ye bulaşmış”, “Hesabınız örgüt üyeleri tarafından kullanılıyor”, “Hakkınızda gizli dosya var” veya “Evinize operasyon yapılacak” gibi korku salan yalanlarla insanları paniğe sürüklüyor; para ya da kişisel bilgilerini ele geçiriyor.
Uzmanlara göre bu dolandırıcılar genellikle şu yöntemleri uyguluyor:
- “Dosyanız gizli, kimseye söylemeyin.” diyerek kişiyi yalnızlaştırmak,
- “Hemen ödeme yapılmazsa gözaltına alınırsınız.” gibi sözlerle acele ettirmek,
- “Adınızı temize çıkaracağız, operasyon masrafı gerekiyor.” bahanesiyle para veya altın talep etmek,
- IBAN göndererek havale/EFT yaptırmak ya da “Kurye gönderiyoruz.” diyerek nakit para veya altın toplamak.
***
Bu dolandırıcılık yönteminin mağdurları elbette yalnızca sıradan vatandaşlarla sınırlı değil. Devlette yönetici olanlar bize bu tuzaklara düşürülüyor. Geçmişte yaşanan benzer dolandırıcılık olaylarının arşivine baktığımda şu vakalarla karşılaştım:
Balıkesir vakası (2023): Bir çifte, “Banka hesabınız FETÖ bağlantılı kişiler tarafından kullanılıyor, MİT ve polis operasyonu yapacağız.” yalanını söylediler. Çift, 12 milyon TL dolandırıldı. Olayla ilgili 11 şüpheli yakalandı, bunlardan 10’u tutuklandı.
Zonguldak ve Ağrı vakaları (2023): FETÖ bahanesiyle dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla 28 şüpheli gözaltına alındı.
Yaşlı kadın vakası: Kendilerini polis olarak tanıtan kişiler, yaşlı bir kadına “Adınız FETÖ’nün Ayfer ablası olarak geçiyor.” dediler ve tüm servetini dolandırdılar.
Kars vakası: Yetmiş yaşındaki bir vatandaşı, “Adınız FETÖ’ye bulaşmış, sizi kurtaracağız.” diyerek dolandıran şüpheli tutuklandı.
Antalya vakası (2024): Kimlik bilgilerinin FETÖ terör örgütü üyelerince kullanıldığını söyleyerek dolandırıcılık yapan şüpheli yakalandı.
***
Sıradan vatandaşların bu yöntemle dolandırıldığına dair böyle çok sayıda örnek bulunmaktadır. Diyelim ki sıradan vatandaş, devletin adını duyunca korkularına yenik düşerek bu tür dolandırıcılıklara kolayca kanabiliyor; peki devleti tanıyan, işleyişini bilen ve devlet kurumlarında yönetici konumunda bulunanlara ne demeli? Ya gerçekten sakladıkları bir korkuları vardır ya da devlet yönetiminde bulunmayı bilgi, birikim ve cesaret bakımından hak etmiyorlardır. Gerçek bir polis, savcı ve istihbaratçı böyle bir olay karşısında telefonla arayıp para isteyebilir mi? Onu düşünememek bile bir korku köleliğidir.
Geçtiğimiz yıllarda bazı savcıların, hâkimlerin ve emniyet müdürlerinin de benzer yöntemlerle bu telefon dolandırıcılığına maruz kaldığı görmüştür.
En dikkat çekici ve ciddi bir şekilde sorgulanması gereken olaylardan biri ise geçtiğimiz hafta yaşandı.
İYİ Parti Milletvekili Burhanettin Kocamaz da dolandırıcıların tuzağına düştü. Dolandırıcılar, kendilerini Mersin Terörle Mücadele (TEM) Müdürlüğünden arıyormuş gibi tanıtarak, Mersin’de FETÖ’ye yönelik bir operasyonda Kocamaz’a ait kimliklerin ele geçirildiğini, bu kimliklerde başkalarının fotoğraflarının bulunduğunu ve şüphelilerin yurt dışından para getiren FETÖ üyeleri olduğu kurgusuyla dolandırmış…
Burhanettin Kocamaz, yaşadığı büyük bir korkunun etkisiyle dolandırıcıların taleplerini birer birer yerine getirmiş.
Nasıl bir korku yaşıyorsa?
Önce belirtilen banka hesabına 2 milyon 375 bin TL havale yapmış; ardından Ankara’daki Başkent Üniversitesi girişinde bir şüpheliye, çanta içinde yaklaşık 10 kilogram altın ve ziynet eşyasını (yaklaşık 61,9 milyon TL), 68 bin doları (yaklaşık 3,16 milyon TL) ve 1.900 avroyu (yaklaşık 101 bin TL) elden teslim etmiş.
Düşünsenize; TBMM’de görev yapan, bulunduğu komisyonlarda devletin varlığını ve geleceğini ilgilendiren yasalara imza atan bir milletvekili, “FETÖ’cülerle bağlantınız ortaya çıktı.” diyen dolandırıcılara bu kadar büyük bir meblağı teslim edebiliyor.
Böyle bir korkutmayla insana daha başka neler yaptırılabilir, kim bilir...
Bir başka ihtimali de düşünün... 2023 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra 6+HDP masası seçimi kazansaydı, belki de Burhanettin Kocamaz İYİ Parti kontenjanından bakan olabilirdi. Eğer bir milletvekiline tek bir telefonla bunlar yaptırılabiliyorsa, böylesine kritik bir makamda neler yaptırılabilirdi?
Mersin gibi büyük bir şehirde Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış, yaklaşık iki milyonluk bir nüfusu yönetmiş bir kişi, içinde FETÖ suçlaması geçen bir senaryoyla ve aldığı tek bir telefonla bu kadar büyük bir meblağı gidip teslim edebiliyorsa, Mersin adına attığı her adımı, aldığı her kararı ve yaptığı her hamleyi sorgulamak gerekir.
Burhanettin Kocamaz ile ilgili 15 Temmuz öncesi ve sonrasına dair teknik bir araştırma yapılsa, eminim o korkunun altındaki zemin de ortaya çıkacaktır.
2019 yılında Siyasi Cafe sayfasında yayımlanan “FETÖ’nün Belediyeler İmamı Erkan Karaarslan gözaltına alındı: Burhanettin Kocamaz kaçtı mı?” başlıklı haberde şu ifadeler yer alıyordu:
“BURHANETTİN KOCAMAZ KAÇTI MI? Başta CHP’li olmak üzere Mersin Büyükşehir Belediyesi gibi pek çok belediyede işlerini yürüten FETÖ’nün Belediyeler İmamı olarak bilinen Erkan Karaarslan’ın Ankara’nın Çankaya’daki Mebusevler semtindeki evinden yakalanarak gözaltına alındığı bilgisinin Ankara kulislerine düşmesinin hemen ardından, MHP’den aday gösterilmeyince istifa ederek İYİ Parti’ye geçen ve İYİ Parti’den yeniden Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Burhanettin Kocamaz’ın apar topar ‘Cumartesi döneceğim’ diyerek İsviçre’ye uçtuğu söyleniyor.”
FETÖ’nün Belediyeler İmamı Erkan Karaarslan ile ne tür çalışmalar yapılmış olabilir?
Bizim bu sorularımız, son yaşanan FETÖ içerikli dolandırıcılık olayı için sadece bir fikir jimnastiği ve malzeme niteliğindedir.
TBMM’deki bir milletvekilinin, dolandırıcılar tarafından “FETÖ’ye yönelik bir operasyonda Kocamaz’a ait kimliklerin ele geçirildiği” kurgusuyla aranması ve bunun üzerine bir çırpıda yaklaşık 70 milyon TL değerindeki parayı ve altını teslim etmesi, asla sıradan bir olay olarak görülmemelidir. Asıl odaklanması gereken nokta, bu korku zeminidir.