Deli ısrarı mı, siyasi saplantı mı?
Şizofreni, saplantı ve takıntı hâli bir kişide yerleşik bir düzen hâline gelmiş ve bu durum vücudunda derinleşmişse, normalleşme adına tedaviye yanıt vermesi zorlaşabilir. Sıradan bir vatandaş bunu yaşıyorsa, ailesi ve yakın çevresi de bundan olumsuz etkilenebilir; çünkü davranışlarının en yakın menzilinde onlar vardır.
Ancak bu tür bir zihinsel hâl, siyasi veya ideolojik saplantılarla birleştiğinde ve elinde kalem olan ya da önüne mikrofon alan yazar ve yorumcularda görüldüğünde, toplum üzerinde çok daha geniş ve ciddi olumsuz etkiler doğurabilir. Düşmanlık duygusunu tatmin etmek için medya üzerinden bilgi kirliliği yaymak ve yanlış yönlendirme sistemleri kurmak toplum için büyük bir zehirdir.
Kavramların, değerlerin ve sembollerin itibar ve güven kaybına uğraması için içlerinin boşaltılması amacıyla sürekli hayali olaylar üretmek ve bunları iftira düzeyine taşımak, topluma virüs bulaştırmaktan farksızdır.
Geçtiğimiz hafta, siyasi ve ideolojik saplantı hâlini yaşayanların yıllardır MHP hakkında yürüttüğü kara propagandalara karşı "Kırk delinin kuyuya attığı taş: Şenkal Atasagun iddiası" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Bu yazıda, eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un MHP’de başdanışmanlık yaptığı, Genel Merkez’de bir odasının bulunduğu ve MHP’nin politikalarına yön verdiği iddialarına cevap vermiştim.
Yazı içinde, şizofreni, saplantı ve takıntı hâli yaşayanlara şöyle seslenmiştim:
“Ülkü Ocakları Genel Sekreterliği görevini sürdürürken, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin uygun görmesi ve takdirleriyle 2005 yılında MHP’de Basın Danışmanlığı görevine getirildim. Yaklaşık 21 yıldır bu görevi sürdürmekteyim. Haftanın yedi günü MHP Genel Merkezi’ndeyim.
Bu 21 yıl boyunca eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un ne yüzünü gördüm ne de Genel Merkez’de kendisine ait olduğu iddia edilen bir odaya rastladım. Hatta adının geçtiği herhangi bir sohbete dahi şahit olmadım. Eğer ‘ben gördüm’ diyen birileri varsa, hadi onlara da katlanalım…”
Bu cümleleri, günde binlerce kişinin girip çıktığı MHP Genel Merkezi’nde 21 yıldır sorumluluk taşıyan biri olmanın verdiği özgüvenle yazdım. Ahlaklı, namuslu, şerefli ve dürüst hiçbir kişi ‘Evet, ben Şenkal Atasagun’u MHP Genel Merkezi’nde gördüm, odası da şu kattaydı’ diyemez.
Eğer böyle bir iddiayı savunacak biri varsa, buyursun ispatlasın.
Bu derece net bir şekilde konuyu aydınlatmama rağmen şizofreni, saplantı ve takıntı hâli tedavisiz kişiler hayali üretimlerinde yazıyı okumalarına rağmen hala ısrar ederek, deli saçması iddialarını savunmaya devam ettiler…
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dünyadaki tüm oy kullanabilen PKK’lılarla HDP’li ittifaklar içinde aynı adaya oy veren, o adayın kazanması için Suriye ve Irak’taki terörle mücadele operasyonlarımıza karşı çıkan, terör örgütü YPG’nin Suriye’de devlet kurmasını destekleyen, Türkiye ve Azerbaycan’ın Karabağ’ı işgalden kurtarma mücadelesine çamur atan partilerle aynı atmosferde, aynı söylemlerle aylarca propaganda desteği veren; ancak şimdi “Terörsüz Türkiye” üzerinden “Kara” düşünceli propagandalar yapan sahte Türkçü, “Kırk Delinin Kuyuya Attığı Taş: Şenkal Atasagun İddiası” başlıklı yazım için “Yıldıray iddiaları yalanlamışsa kesin doğrudur” demiş.
Gel, ben yalan söylüyorsam şerefin ve namusun varsa sen ispat et o zaman!
MHP takıntısını bir türlü aşamayan eski bir gazeteci, bu yazımdan sonra da hâlâ “Şenkal Atasagun, Bahçeli’nin fiili danışmanlığını dört yıl önce bıraktı. Misyonu tamamlamak ya da bir anlaşmazlık nedeniyle değil, tamamen yaşlanma ve yorulma sebebiyle” şeklinde yorum yapmaktan imtina etmedi.
21 yıldır Sayın Devlet Bahçeli’nin emrinde çalışan, günlük gazete köşe yazıları yazan, tüm haberleri ve gelişmeleri yakından takip etme sorumluluğunu taşıyan bir basın danışmanı olarak benim MHP Genel Merkezi’nde görmediğim şeyleri, MHP düşmanlığı yapanların görmesi bekleniyor. Öyle mi?
Başka bir yazar da, ‘Yıldıray Çiçek, Şenkal Atasagun’un Bahçeli’nin danışmanı olmadığını yazıyor. Madem öyle, bugüne kadar niye yazmadın? Ya da şöyle soralım, niye şimdi yazdın? MİT eski başkanının MHP Genel Merkezi’nde odası olduğu, Bahçeli’ye danışmanlık yaptığı iddiası parti tarafından bugüne kadar yalanlanmadı mı?’ şeklinde bir yorum yapmış.
Bu tür deli saçması iddialara her seferinde cevap yetiştirmek gerektiğini düşünen bir anlayış var. Oysa her ortaya atılan iddianın otomatik olarak gündeme alınması zorunlu değildir. Ne zaman cevap vereceğimize değil, verdiğimiz cevabın içeriğine ve bu iddiaları tetikleyen unsurlara da bakmak gerekir. O kadar deli saçması iddia ortaya atılıyor. İddia sahibine bakıyorsun, “Deli herhalde” diye oralı olmuyorsun… Ama gün geliyor, deliliğe bile belli bir süre katlanabiliyorsun…
“Yok” dediğin bir konuda ısrarla “Var” diyenleri görünce aklıma, daha önce yazılarımda da anlattığım “Kendini Mısır Tanesi Sanan Adam Fıkrası” geldi:
Adamın biri kendini mısır tanesi sanıyormuş. Bir tavuk gördüğü zaman, tavuğun kendisini yiyeceğini düşünüp hemen kaçıyormuş. Adamı akıl hastanesine yatırmışlar, uzun bir süre tedavi görmüş.
Sonunda doktoru, iyileştiğini düşünerek adama sormuş:
─ Artık bir insan olduğunu, mısır tanesi olmadığını biliyorsun değil mi?
Adam, kendinden emin bir şekilde doktoruna cevap vermiş:
─ Evet, artık insan olduğumu, mısır tanesi olmadığımı biliyorum.
Bunu duyan doktoru, iyileştiğinden emin olup adamı taburcu etmiş. Fakat adam, hastaneden ayrıldıktan kısa bir süre sonra korkudan titreyerek, kan ter içinde geri gelmiş.
Doktoru, adamın bu hâlini görünce sormuş:
─ Ne oldu sana böyle?
Adam cevap vermiş:
─ Tam hastaneden çıkmıştım ki karşımda bir tavuk gördüm, beni yiyecek diye ödüm koptu!
Doktoru, şaşkınlıkla adama tekrar sormuş:
─ Yahu, hani sen artık bir insan olduğunu, mısır tanesi olmadığını biliyordun. Tavuklar insan yemez ki! Niye tavuğun seni yiyeceğinden korktun?
Bu soru karşısında adam doktoruna şöyle demiş:
─ Ben insan olduğumu, mısır tanesi olmadığımı biliyorum; peki ya tavuk bunu biliyor mu?
***
Fıkradaki hesap bizde: Şizofreni, saplantı ve takıntı hâliyle sürekli MHP’yi bir “kara propaganda alanına hapsetmeye” çalışanları, fıkradaki kendini mısır zanneden adam gibi tedavi ettirsek bile, tavuk görünce yine doktorun yanına kaçacak psikolojiye sahip olmaya devam edeceklerdir. Kendini mısır sanan adamlara “Tavuklar” üzerinden deney yapıyorlar…
Bu deney içinde “Ulusalcı, Türkçü, Solcu, FETÖ’cü ve CHP yancıları” rol almış…
Bakalım bu deneyin sonunda ortaya başka ne ucube iddialar atılacak…
Biz akıllıca gerçekleri anlatıyoruz.
Ama bu deliler bir türlü gerçekleri görmek istemiyor.
Sessiz olun!
Çünkü onlar kobay olarak kullanılıyor.